Son Ada-Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli’nin Çok Satan Romanlarından; Son Ada

Zülfü Livaneli’nin Son Ada romanı 2008 yılında yayımlanmıştır.

Doğan Kitap tarafından yayımlanan Zülfü Livaneli’nin Son Ada kitabı 196 sayfadan oluşmaktadır.

Son Adanın adsız anlatıcısı adını kendisinin koyduğu bu yeri son sığınak son insani köşe olarak niteliyor. Anlattığı nerdeyse bir ütopya Herkes elinden geldiği kadarını içinden geldiği kadarını yapıyordu. Ancak bu durum uzun sürmez Ülkenin darbeci başkanının emekliliğini huzur içinde geçirmek için adaya yerleşmesi bu cennet adada yaşayanların huzurunu kaçıracaktır.

Başkan Son Adayı her tür anarşiden kurtarmaya kararlıdır. Adanın halinden hoşnut toplumunu çoğunluğun oyları neyi işaret ediyorsa onu yaparak oluşturduğu kurullar eliyle yönetmeye adanın ağaçlıklı yolunu park ve bahçe geleneklerine göre düzenlenmiş bir hale getirerek başlar. Görünüşte her şey demokratik geleneklere uygundur.

Ütopya tam bir distopyaya dönüşürken başta martılar bu gidişe başkaldıranlar da vardır…

Zülfü Livaneli’nin Son Ada kitabından alıntılar:

Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.

Ona çok acıyordum, hiç mi âşık olmamıştı acaba, sevdiği biri yok muydu?

Şiirler silahtan güçlüdür!

Hiçbir şey bilmiyorum, hiçbir şey!

Güçlünün tek bir isteği vardır: daha fazla güç!

İnsanlar eşit değildir. Güçlüler ve zayıflar vardır ve hayat bunlar arasındaki mücadeleden ibarettir.

İnce yüzünde, güldüğü zaman bile azalmayan dertli bir ifade vardı.

Kişiliğinin bir noktasına sanki bir Ortaçağ şövalye zırhı geçirmişti, oradan ötesine geçmek mümkün olmuyordu.

Şimdi buradayız işte. İşlediğimiz günahın kefaretini; başkaldıran insan tanımını unutma, bencillik, öngörüsüzlük, vurdumduymazlık, diktatöre boyun eğme, küçük hırslarımıza kapılma günahlarının kefaretini.

İnsanın başına neler geleceğini bile bile bile kendini feda etmesi, kadere teslim olmak gibi bir şeydi herhalde.

Biz insanlar evren hakkında düşünürüz, yargılama varırız ama evrenin bizim hakkımızda ne düşündüğünü hiç merak etmeyiz.

İnsan her gün gördüğü denizin, evinin önündeki kayanın, üstüne konan martının güzel olduğunu düşünmez.

Ülkenin yıllardır kanadığını, kutuplaştığını, insanların birbirine karşı kamplar halinde bölünüp kışkırtıldığını biliyorsun, değil mi?

Zaten bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.

Sen onun gözündeki yaşa değil, elindeki kana bak!

3.74/5 (70)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.