İslam ve Batı-İbrahim Kalın

Tarihçi, Bürokrat ve Diplomat İbrahim Kalın’ın En Çok Satan Kitaplarından Biri; İbrahim Kalın

İbrahim Kalın’ın İslam ve Batı kitabı ilk kez 2007 yılında yayımlandı. İbrahim Kalın’ın İslam ve Batı kitabı İslam ile Batı ilişkilerinin tarihsel sürecini anlatan ve kesinlikle okunması gereken bir eser.

İbrahim Kalın’ın İslam ve Batı kitabı İsam Yayınları etiketi ile kitapseverlerin karşısına çıkmıştır. İsam Yayınları tarafından yayımlanan İbrahim Kalın’ın İslam ve Batı kitabının sayfa sayısı 186 sayfadır.

Tarihte İslâm ve Batı medeniyetleri kadar yakın ilişki içinde olan başka iki uygarlık görülmemiştir. Çatışma, rekabet, uzlaşma ve birlikte yaşama biçimlerine bürünen bu ilişkinin tarihi, aynı zamanda farklı ‘’ben’’ tasavvurlarının ve ‘’öteki’’ algılarının tarihidir. Bu çalışma, iki medeniyet arasındaki ilişkileri tarihî seyri içerisinde incelemekte ve günümüz sorunlarını bu tarihî arka plana dayanarak tahlil etmektedir. İslâm’ın tarih sahnesine çıktığı VII. yüzyıldan Orta Çağ’a, Haçlı seferlerinden Endülüs’e, Avrupalı gezginlerden oryantalistlere kadar İslâm ve Batı kavramlarının nasıl algılandığı, farklı algılama biçimlerinin gerçekliğin yerine nasıl konulduğu ve bunların hangi gerginlik alanlarını ürettiği çarpıcı örneklerle anlatılmaktadır.

İbrahim Kalın’ın İslam ve Batı kitabından alıntılar:

İlk Nobel edebiyat ödülünü alan ve İngiliz sömürgeciliğine yazdığı övgülerle tanınan İngiliz şairi Rudyard Kipling (1865-1936), ünlü şiirinde ”Doğu doğudur, Batı batıdır/Ve bu ikili hiçbir zaman bir araya gelmeyecektir; ta ki yer ve gök, Tanrı’nın büyük hüküm kürsüsünde hazır bulunana kadar” dediğinde, Batı’nın Doğu algısının temel özelliklerinden birini dile getiriyordu. Buna göre iki kültürün ayrılığı doğal bir hali, birleşmesi ise ilahi müdahale gerektiren istisnai bir durumu ifade eder. Batı’nın Doğu’yu ve İslam dünyasını bir ”öteki” olarak görmesi, İslam’ın tarih sahnesine çıktığı VII. yüzyıla kadar geri gider…

Batı’nın İslam algısını, onun Avrupa merkezli bir tarih anlayışından, hakim medeniyet olma duygusundan ve Greko-Roman ve Yahudi-Hıristiyan köklerinden bağımsız ele alamayız…

İslam dünyasının Batı algısına baktığımızda benzer sorunlarla karşılaşıyoruz. İslam dünyası için ”Batı”, iki asırlık bir olgu. XI ya da XVI. yüzyılda İslam coğrafyasında yaşayan bir aydın yahut sanatçı için ”Batı” diye bir şey yoktu. Frenkler, Germenler, Bizans yani Romalılar, Yahudiler ve Hıristiyanlar şüphesiz vardı ve biliniyordu. Ama kelimenin modern manasında bir Batı henüz teşekkül etmiş değildi…

”Doğu”, ancak Asya’nın küçük bir uzantısı olan Avrupa’nın kendisini ”Batı” olarak tanımlamasından sonra ortaya çıkan bir tanımdır. Sizce, insanlık tarihinin merkezinde yer alan coğrafyaya bugün neden ”Orta Doğu” diyoruz? Japonya, hangi coğrafi tasnife göre ”Uzak Doğu” kabul ediliyor? Tersinden düşünecek olursak mesela Amerika’ya neden ”Uzak Batı” demiyoruz?

Doğu ve Batı kavramlarının Batı kökenli olması, İslam-Batı ilişkilerini doğru anlamamıza imkan tanıyacak sağlıklı ve kuşatıcı bir dilin inşasını zorlaştırıyor.

3.35/5 (20)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.