Yoksa Hayat Gençken Daha Mı Zor?-İpek Ongun

Yoksa Hayat Gençken Daha Mı Zor? Kitabı İpek Ongun’dan Gençlik İle İlgili Güzel Bir Kitap.

İpek Ongun’un Yoksa Hayat Gençken Daha Mı Zor? Romanı yazarın üslubu ile akıcı bir dille yazılmış bir çırpıda okuyabileceğiniz bir türden bir kitap.

İpek Ongun’un 2013 yılında Artemis Yayınları etiketi ile çıkan İpek Ongun’un Yoksa Hayat Gençken Daha Mı Zor? Kitabı 424 sayfadan oluşmaktadır.

Kalp çarpıntıları her şeyin önüne geçerken, Arayışlar şaşkına çevirirken, Sevgiler, ilgiler, beğeniler birbirine karışırken, Bu arada sıkı dostluklar sınanırken, Yoksa Hayat Gençken Daha Mı Zor?

Öğretmenlerimize…

Bin bir türlü zorluğa karşın, aklın yolunu, ‘düşünebilen’ insan olmanın, dolayısıyla bilimin önemini, sevgi ve saygının değerini, ve bir de, her türlü sanatsal çalışmanın ve kültürün yaşamımıza kattığı aydınlığı ve ufku öğreten öğretmenlerimize; bir başka deyişle, ”fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetiştirme gayreti içinde olan Cumhuriyetin öğretmenlerine, derin bir sevgi ve sonsuz saygılarımla…

İpek Ongun’un Yoksa Hayat Gençken Daha Mı Zor? Kitabından alıntılar:

Yaraya tuz basarcasına tekrar tekrar okumuştu iletileri inanılmaz bir şeydi bu.

Bir de yaseminler vardı tabii ki. Onlar da özellikle akşamüstleri büsbütün belirginleşen kokularıyla hem bu avluların hem de dar sokakların en güzel süsüydü.

Aşk ve nefretin birbirine çok yakın duygular olduğunu duymuştum bir yerlerde. Dedikten sonra deli gibi koşmaya başladı Lila.

Zaten her şey ortada, yani birbirinize yazdığınız ve bilgisayarınızdan silmeye kıyamadığınız mektuplarınızda. O nedenle, yüz yüze gelip konuşmaya gerek görmedim. Aradan çekiliyor, ikinizi birbirinize bırakıyorum.

Mersin değişik kültürlerin bir arada huzur içinde yaşadığı bir kenttir. Tipik bir liman kenti. En azından bizim zamanımızda öyleydi.

Annesi lafa girdi, ”Son yıllarda çok göç aldı. Şimdi de Van’dan gelen depremzedelere kucak açmış durumda. Allah onların da yardımcısı olsun, evsiz barksız kalmak çok acı…” ”Özetle, bir terslik yok,” diyerek sorularına devam etti babası. Yağmur güldü, “Hayır babacığım, yok, her şey yolunda, odanız hazır, ilk fırsatta bekliyorum.”

İçi yanarken, hiç kimseyi ama hiç kimseyi görmek istemezken, giyinip kuşanıp gündelik yaşamı sürdürmek…

Oysa ne kadar da zıttılar birbirlerine.

Âlemsiniz çocuklar. Yani şöyle, bizim eskilerin deyişiyle, helal süt emmiş biri olmalı, diyorsunuz.

yoksa-hayat-gencken-daha-mi-zor-ipek-ongunÇok eskilerden kalma, otomobillerin bile geçemeyeceği dar, parke taşı kaplı sokaklara, birkaç evin açıldığı avlulara, bu tür avluların olmazsa olmazı fesleğenlere ve o fesleğenlerin kokusuna bayılırdı. Bir fesleğen saksısının yanından geçerken, dayanamaz, parmaklarını minik yeşil yaprakların arasına sokup hafifçe sallardı bitkiyi, sonra da elindeki kokuyu içine çekerdi. Bir de yaseminler vardı tabii ki. Onlar da özellikle akşamüstleri büsbütün belirginleşen kokularıyla hem bu avluların hem de dar sokakların en güzel süsüydü. Çiçeğe meraklı olan komşularının kimi, sokak kapılarının üstünü mavi yasemin sarmaşığıyla, kimi duvar dibini sarı yaseminlerle renklendirmişti. Ama beyaz yaseminlerin, o çok özel kokularıyla herkesin gönlündeki yeri bambaşkaydı.

3.2/5 (5)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺