Yeraltından Notlar-Fyodor Dostoyevski

Albert Camus Gibi Birçok Düşünürü, Varoluşçu Anlamda Etkilemiş Bir Roman.

Rus edebiyatının en önemli yazarlarından Fyodor Dostoyevski’nin kısa romanı Yeraltından Notlar dünya klasikleri arasında kendine yer bulmuştur bir eserdir.

Fyodor Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar romanı ilk kez 1864 yılında yayımlanmıştır. İngilizce olarak ise 1918 yılında yayımlanmıştır.

Türkiye’de birçok farklı yayınevinden yayımlanan Fyodor Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar romanı Rus edebiyatının dünya klasiklerine kazandırdığı başyapıtlardandır.

Fyodor Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar kitabından alıntılar:

Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir.

İnsanın yalnızca mutluluğa değil, mutsuzluğa da ihtiyacı vardır. Mutluluk kadar mutsuzluk da gereklidir.

Sonra belki içimdekini kâğıda dökmek bana bir çeşit ferahlık verir.

Yalnız bir insanın normal olup olmadığını veya aptal olup olmadığını kimse bilemez…

İsteklerin mutlaka aklın ve çıkarın hizmetinde olması gerektiği, niçin kafalarda yer etmiştir? İnsanlara gerekli olan tek şey, ne pahasına olursa olsun, sonunun nereye varacağını bilmeden, özgürce arzulamaktır!

Kendi kendime maceralı hayaller kuruyor, kafamda uydurduğum bir hayatı yaşıyordum.

İnsanın yaratılıştan yapıcılığa, onu şuurlu olarak gayesine ulaştıracak bir mühendisliğe, yani daima, nereye doğru olursa olsun kendine yol açmaya mahkûm edilmiş bir mahluk olduğunu kabul ederim.

Dünya mı yıkılsın, yoksa bir bardak çay mı istersin deseler; ‘’Ben bir bardak çayımı içtikten sonra dünyanın canı cehenneme’’ derdim.

Gerçek bir centilmen tüm servetini bir anda yitirse bile yine de soğukkanlılığını bozmayacaktır. Para centilmenliğin öylesine uzağındadır ki, bunun lafı bile olmaz.

Ancak acı çekerek kendimizi bulabiliriz.

Kolay elde edilmiş bir mutluluk mu, yoksa insanı yücelten acı mı daha iyi? Evet, hangisi daha iyi?

Nihayet şuna geliyoruz baylar: En iyisi hiçbir şey yapmamak! Bilinçli tembellik hepsinden iyi! Onun için yaşasın yeraltı!

Sevginin bulunmadığı yerlerde akıl da olmaz. Arama hiç!

Belki de insan yalnız refahı sevmiyor, refah kadar acılardan da hoşlanıyordur. İnsanoğlu için acıların refah derecesinde yararlı olması da mümkündür. Şurası kesindir ki, biz, acıyı bazen tutkuya varan bir sevgiyle severiz…

Ben kötü bir insan değildim. Ne aksi bir adamım, ne de uysal biriyim. Ne alçağın biriyim, ne de namuslu, ne onurlu biriyim, ne bir kahramanım, ne de bir korkak. Ben hiçbir şey olamadım.

Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor.

Bir aileye ne kadar kötü de deseler, gene ailedir; ana, baba insanın kötülüğünü istemez.

İnsan amaca ulaşmak için çalışmayı sever ama ulaşmak istemez. Kuşkusuz, bu da çok gülünç bir durumdur. Öyleyse, insanın daha doğuştan gülünç bir yaratık olduğunu söyleyebiliriz.

İnsan bütün ömrünü iki kere iki peşinde geçirir, bu uğurda denizler aşar, hayatını harcar, fakat yemin ederim, arayıp gerçekten elde etmekten korkar. Çünkü onu bulur bulmaz artık erişecek şeyi kalmayacağını bilmektedir.

İnsan kendi kendine karşı tamamıyla samimi olabilir mi? Sırası geldiği için söyleyeyim; Heine inandırıcı bir otobiyografi yazmanın hemen hemen imkânsız olduğu, insanın kendisi hakkında mutlaka birtakım yalanlar uyduracağı iddiasındadır.

Bir insan, başkasını kınamadan önce, yaşamın ne olduğunu bilmelidir.

Duvarı yıkacak gücüm yoksa onu yıkmak için kendimi paralayacak halim yok tabii ki, fakat önümde duvar var diye ona boyun eğecek de değilim.

Hiç kuşku yok ki, mantık iyi bir şeydir. Ama olup olacağı alt tarafı mantıktır ve insanın düşünme gereksinimini gidermekten öteye geçemez; oysa arzu, istek yaşamın ta kendisidir, hem de en basit bir davranıştan, yüce bir mantığa kadar. Gerçi isteğin ve arzunun elinde hapsolmuş bir yaşam çoğu zaman deli saçmasından başka bir şey değildir; ama unutmayalım; gene de yaşamdır, karekökü almak değil.

İnsanın yaratmayı, yol açmayı sevdiği su götürmez bir gerçektir. Ama sorarım size, neden bir yandan da yıkmaya, her şeyi darmadağın etmeye bayılır? Yanıtlar mısınız bu sorumu? Bu konuda birkaç sözüm daha var. Sakın insanoğlu hedefe ulaşmaktan, kurmakta olduğu yapıyı bitirmekten içgüdüsel bir ürküntü duyduğu için yıkmayı, bozup dağıtmayı seviyor olmasın?yeraltindan-notlar-fyodor-dostoyevski

Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide, bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında kendini bulmaktır.

İnsanın aklı çoğaldıkça can sıkıntısı artar.

Sizlerin yarı yolda bıraktığınız şeyleri, sonuna kadar götürdüm yalnızca. Ayrıca siz korkaklığınıza ölçülü davranmak adını veriyor ve böylece kendinizi aldatıyor ve avutuyorsunuz.

Kendi köşeme çekilmişim; zeki insanların önemli bir iş tutamayacakları, tutanlarınsa aptal oldukları gibi kin dolu, boş bir avuntuyla günlerimi doldurup gidiyorum.

Kocanın onurlu, iyi bir insan olması durumunda aşk tükenmez ki!

2.53/5 (15)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺