Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları Toprak-Buket Uzuner

Buket Uzuner’in Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları Toprak Kitabını Oku, Buket Uzuner’in Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları Toprak Kitabından Alıntılar, Buket Uzuner’in Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları Toprak Kitabından Sözler, Buket Uzuner’in Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları Toprak Kitabının Konusu.

Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları Dörtlemesi; Su, Toprak, Hava, Ateş kitaplarından oluşmaktadır.

Everest Yayınları tarafından 2015 yılında yayımlanan Buket Uzuner’in Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları Toprak kitabı 560 sayfadan oluşmaktadır.

Çorum’da Hitit dönemine ait büyük bir tarihi eser hırsızlığını araştıran gazeteci Defne Kaman ortadan kaybolur. Gazeteci kadının en son görüldüğü antik Hitit kalıntısı Yazılıkaya’da ortaya çıkan geyiğin nöbet tutması, bir efsane gibi Çorum’da kulaktan kulağa yayılmaya başlar.

Olayın büyümesi üzerine, Defne Kaman’ı canlı bulmak için şehrin valisi, emniyet müdürü ve Türkiye’nin ilk eko-hacktivisti olduğunu iddia eden Karaca canla başla çalışmaya başlar. Bu sırada sosyal medyada #DEFNEKAMANNEREDE etiketiyle birleşen gençler eylem yapmak için Çorum’a yola çıkarlar.

TOPRAK, okuru bir yandan kayıp bir gazetecinin izinde Anadolu’da, sürükleyici bir maceraya davet ederken, kadim Kamanlık (Şaman) geleneğimizin TOPRAK ETİĞİ VE HAKKINA saygı gösterdiğini hatırlamamız için psiko-mitolojik bellek arayışını da sürdürüyor.

Türk mitolojisinde temsil edildiği ‘alt dünya’ söylenceleri ve gezegenimizin ana rahmi; tohumdan-insana bütün canların yuvası olan TOPRAK, bu romanda okura ekolojik bir alt metin okuması da sunuyor.

Buket Uzuner, Türk Şamanizmi’ni evrensel değerlerle bugüne aktarmakta büyük başarı kazanıyor.[Tabiat Dörtlemesi] Buket Uzuner yaratıcılığının en güzel simgelerinden…”  – Talat S. Halman –

Buket Uzuner’in Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları Toprak adlı kitabından alıntılar:

Burası Anadolu, şimdiye kadar hiçbir sır uzun süre saklı kalmadı bu topraklarda!

Güneş, Çorum Valiliği’nin batıya bakan cephesini kırmızı toprak tonlarına boyayarak batarken bile, şehri bozkır yazına yaraşır biçimde yakmaya devam ediyordu. Demli çayını yudumlayan vali konuşmasına devam etti: Sen sakın tatlı canını sıkma! Bak, bu Anadolu’dan ne sultanlar, şahlar gelmiş geçmiş, nice krallar, ağalar saltanat sürüp süprülmüş…

Hayatı hikayelerle anlatmak bir sanattır. Mitolojiyse bunun babası.

Hayatta öyle zamanlar vardır ki, insan kendisinin içinde bulunduğuna inandığı durum ve konumla tamamen ilgisiz, bambaşka bir yerde durduğunu şaşırarak kavrar.

Anadolu’dan ümidini kesme! Anadolu yalancıyı, riyakarı ve zalimi mutlaka bağrından söker atar.

Asıl tehlikeli olan, ecele faydası yok diye korkuyu görmezden gelip tedbirsiz davranmaktır.

Bana dünyada hiçbir sır olmadığını, önyargısız ve anlamak için baktığımızda her şeyi göreceğimizi ancak idrak etmek için çok çalışmamız gerektiğini söylemişti.

Ama siz insan gönlü kırmamaya önem veren, ruhunu kalenderlik katına yükseltebilmiş bir insansınız.

Bana sorarsan, insan İstanbul’da zaten devamlı kayıptır!

Çünkü iyilik vardır. Çünkü canlar bize süslü yalanlarla dayattıkları gibi rekabet değil, dayanışma için yeryüzüne gelmişlerdir. Çünkü canların devamı birbirlerine yardım etmelerine bağlıdır.

Doğarken kim neyi seçebiliyor ki? Ama sadece kafasızlar bunu anlamıyor işte.

Ergenlik, bir bakıma çocukluk denen cennetten atılmak olduğu için insanın öfkesinin en şiddetli olduğu zamandır.

Eski sevgililerimizin mutluluğuna sevinmek, aşkın dostluğa dönüşmesi ve artık acıtmayacağı müjdesidir.

İhtiyacından fazlasını asla öldürmemiştir atalarımız, açgözlülük ve ziyan Tabiat Ana’ya karşı büyük suçtur ve Umay Ana açgözlü insanlardan daima intikamını alır, daima!

Öyle rüya deyip geçmeyeceksin zaten. Bak nasıl kemiklerin içini emar makinesinde tarayarak görüyorsak, rüyalar da ruhumuzun emarını çekerler.

Sonuçta bir kadının mutluluğunu babasından fazla hangi erkek karşılıksız olarak destekler ki?

Şimdi seni hayatının en büyük sınavı bekliyor Defne. Çünkü affetmekten daha zor olan, hatasını gördüğümüz bir sevgiliyi bundan böyle bu haliyle sevmeyi kabul edip edemeyeceğimize karar vermektir.

İnsan, dünyanın en muhteşem manzarasına bile bir süre sonra alışıyor. Hayran olduğun insanın sende hayranlık yaratan özelliği daha sonra onun en itici yanı oluveriyor. İnsan, bütün canlılar arasında alışkanlık sorunu yaşayan tek tür!”

Milliyet, din, tarikat, cinsiyet farkları yapay ayrımlardır. İnsana sadece ve tek başına bir canlı olarak değer veren siyaset ve siyasetçileri yetiştirmeden bu gezegeni kurtaramayız!

Önce endişeyle bakıştılar, ardından gönülden dilenen gönülden kabulüne denk düşen hüzünlü bir gülüşü paylaştılar.

Önemsediğimiz şeyleri asla unutmayız, son nefesimizde bile hatırlarız…

Türkçe, dünyadaki en demokratik dillerden biridir, çünkü ‘O’ dediğinde hem dişil, hem eril tüm canları anlatırsın. Bizim mitolojimiz, erkek-kadın farkı olmayan dilde yazılmıştır ve bu yüzden çok özeldir. Böyle eşsiz eserler ancak tüm canları eşit gören bir zihniyetin anadilinde icat edilebilir.

Yoksa aşk hiç bitmez; zamanın götürdüğü her şey çekilir, gider, kurur, kaybolur ama eğer gerçekten var olmuşsa aşk mutlaka kalır!

İnsanların, çocukluk yıllarının geçtiği coğrafyaya duydukları duygusal bağ ve aidiyet hissi yerçekimi gibidir.

Kendi halkından korkarak onlara refah, huzur verebilmiş kimse yok tarihte.

Zaten dünyamızda karşıtların barış içinde, yan yana yaşayabileceği bir gezegen olmasını hayal edip, devrim yapanlar, hiçbir zaman çoğunluklar olmamıştır. Bilakis, çoğunluk daima sürü psikolojisine kapılır ve diktatörler bundan faydalanmayı iyi bilir. Unutmayın, Hitler’i, Mussolini ve Franco’yu çoğunluk desteklemiştir!

Sonuçta herkes görmek istediğini görür, herkesin algı kabı kendi gönlü kadar büyüktür.

Bir erkeği babaya dönüştüren kız çocuklardır. Çünkü ancak bir kız çocuğu büyüten erkek kadınları anlamayı öğrenir. Aslında kadınları anlamak, dünyayı, doğayı ve hayatı anlamaktır.Uyumsuz Defne Kamanin Maceralari Toprak

Bir insan kaç yaşına gelirse gelsin, babasının ağladığı an sarsılır, yerin dibine batar.

Çocuk kahkahasının taşıdığı sonsuz umudu ve engin ferahlığı, hiçbir insan sesi, hiçbir zaman taşıyamaz.

Şiir, insanın en büyük icadıdır. Şiir mucizedir, şiir dertlere deva ve ruhlara şifadır. Şiir yatıştırıcı hapların anasıdır. Zaten bu yüzden bütün Kamlar ozandır, bütün ozanlar doğuştan sihirbazdır.

1.85/5 (13)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺