Ustam ve Ben-Elif Şafak

Elif Şafak’ın Ustam ve Ben Kitabını Oku, Elif Şafak’ın Ustam ve Ben Romanını Oku, Elif Şafak’ın Ustam ve Ben Kitabından Alıntılar, Elif Şafak’ın Ustam ve Ben Kitabından Sözler, Elif Şafak’ın Ustam ve Ben Kitap Özeti, Elif Şafak’ın Ustam ve Ben Romanından Alıntılar, Elif Şafak’ın Ustam ve Ben Romanından Sözler.

Elif Şafak’ın Ustam ve Ben kitap alıntısı, sözleri:

Tarihimizin en önemli ve çalkantılı dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda İstanbul Hindistan’dan gelen beyaz bir fil ve onun sırlarla dolu bakıcısı: Çota ile Cihan. Filbaz aynı zamanda bir üstadın çırağı. Ustası ise Sinan. Bu toprakların yetiştirdiği en büyük mimar.

Bir tarafta bilime ve öğrenmeye inananlar, bir tarafta gelişmeyi durduranlar…

İstanbul dediğin unutkanlıklar şehri. Orada her şey suya yazılmış. Ustamın eserleri hariç, onunkiler taşa kazınmış. O taşlardan birine bir sır sakladık. Çok zaman geçti üzerinden, nice alametler birikti ama hâlâ orada olmalı, bıraktığımız noktada. Bilmem bulan çıkar mı? Bulsa bile anlar mı? Ustamdan geriye kalan yüzlerce eserden ve binlerce, binlerce taştan bir tanesi var ki, altında gizli Arzın Merkezi.

Allah’ın yarattığı, şeytanın şaşırttığı bunca insandan sadece bir avucu keşfedebilmiş Arzın Merkezini iyi ile kötünün, geçmiş ile geleceğin, ben ve sen ayrımının kalmadığı; zamanın hep bu an olduğu, kavgasız savaşsız bir asude diyar. Buldukları yer öylesine güzelmiş ki dilleri tutulmuş.

Hayatımızın bir haritası varsa şayet, yollarda değil, yol ayrımlarında çizilmekte. İki şey arasında tercih yaptığımız o kısa, kısacık anlarda. Göz açıp kapayana kadar değişir kaderimiz, tek bir kararla.

Keşke geçmişe bakıp diyebilsem ki, öğrenmeye sevdalandığım kadar sevmeyi de öğrendim şu hayatta.

Yedi tepeli şehirde, sokakları arşınlayan bekçiler hariç, sadece iki çeşit insan ayakta olurdu bu tekin¬siz saatte: Ya ibadet edenler ya günaha meyledenler.

Nasıl ki dört maddeden oluşmuşsa kâinat -su, ateş, hava ve toprak- onlar da kendi evrenlerinde anasır-ı erbaa idi. Dördünün de karakteri farklıydı. Adeta ayrı unsurlardan yapılmışlardı: cam, metal, tahta ve mermer. Kimse bunu dillendirmese de herkes bilirdi ki gün gelip, ustalarının fani ömrü tükendiğinde, onun yetiştirdiği bu dört oğlandan biri yerini alacaktı.ustam ve ben elif safak

Beyaz filin sesiydi bu. Sevgili Çota!

Yüzlerini bile unuttum. Ne tuhaf, sözleri hatırlıyorum oysa verdiğimiz ve sonra tutamadığımız tüm sözleri.

İsmini bile anamadığı o sevgiliyle arasında geçen her şey bir sırdı ve hep öyle kalmalıydı.

3.3/5 (20)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺