Uçan Sınıf-Erich Kastner

Uçan Sınıf Kitabının Yazarı Kimdir, Erich Kastner’in Uçan Sınıf Hikaye Kitabının Özeti, Erich Kastner’in Uçan Sınıf Romanının Kısa Özeti, Erich Kastner’in Uçan Sınıf Karakterleri ve Analizi, Erich Kastner’in Uçan Sınıf Kitabını Oku, Erich Kastner’in Uçan Sınıf Kitabı Kaç Sayfadır, Erich Kastner’in Uçan Sınıf Kitabından Sözler, Erich Kastner’in Uçan Sınıf Romanından Alıntılar, Erich Kastner’in Uçan Sınıf Kitabı Hakkında.

Orijinal adı Das fliegende Klassenzimmer olan Uçan Sınıf adlı romanı Alman yazar Erich Kastner tarafından 1933 yılında yazılmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınlandığı 100 Temel Eser Listesi’nde yer alan Erich Kastner’in Uçan Sınıf adlı hikaye, çocuk romanı Can Çocuk Yayınları tarafından yayımlanmıştır.

Can Çocuk Yayınları tarafından yayımlanan Erich Kastner’in Uçan Sınıf adlı öykü kitabı 191 sayfadan oluşmaktadır.

Can Çocuk Yayınları’ndan çıkan Erich Kastner’in Uçan Sınıf kitabının Türkçe çevirisini Şebnem Sunar yapmıştır.

Erich Kastner, çocuklar için de, büyükler için de yazan Almanya’nın ünlü yazarlarından biri. Uçan Sınıf’ın kahramanları, yatılı bir okulun çocukları. Yılbaşına az bir zaman kalmıştır. Çocuklar, Uçan Sınıf adında bir oyun hazırlamaya karar verirler. Ne var ki çalışmaları yarım kalır. Çünkü bir başka okulun öğrencileri, hem oyunda rol alan oyunculardan birini, hem de çocukların alıştırma kitaplarını kaçırmışlardır. Kastner’in ‘Yazdığım en iyi kitap’ dediği Uçan Sınıf, ince bir hüzün ve bolca mizahla kaleme alınmış bir başyapıt. Bu kitapta yazar, çocuklar arasındaki dayanışmanın, sıkı bir arkadaşlığın gücüyle yaşamın zorluklarını alt etmenin güzel bir örneğini veriyor.

Erich Kastner’in Uçan Sınıf kitabının geniş özetini Erich Kastner Uçan Sınıf Kitap Özeti sayfasında okuyabilirsiniz.

Uçan Sınıf Kitabı Soru ve Cevapları:
1_ Uçan Sınıf adlı kitabın yazarı, kitabındaki hangi kahramanla gerçek hayatında yolda karşılaşıyor?
A) Johnny Trotz B)Uli C)Martin D)Sebastian
2_ Yazarın kitabın ön ve son sözünde “Gottfried” adını verdiği ve hikâyesini yazarken onu zaman zaman ziyarete gelen varlık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Buzağı B)Kelebek C)İnek D) Arı
3_ Yazar, kitabın ön sözünde, iki yıldır yazmayı ertelediği Noel öyküsünü yazmaya nihayet karar verdiğini ifade etmiştir. Bu kararı vermesini çabuklaştıran etken aşağıdakilerden hangisidir?
A) Emekli olmayı düşünmesi B) Annesinin ikazı C) Noel’in yaklaşması D) Uzun bir yolculuğa çıkacak olması
Cevaplar: 1_ A 2_ B 3_ B

Erich Kastner’in Uçan Sınıf Kitabının Konusu: Uçan Sınıf’ın kahramanları, yatılı bir okulun öğrencileridir. Öğrenciler Johann Sigismund yatılı okulunda okumaktadırlar. Öğrenciler bir gün Noel için Uçan Sınıf adlı bir oyun hazırlamaya karar verirler. Bu arada Noel’de yaklaşmaktadır. Ancak rakip okul bir öğretmenin öğrencisini kaçırır. Ayrıca güzel yazı notları da kaçırılmıştır. Bu sebeple rakip okulla savaşmayı düşünürler.

Erich Kastner’in Uçan Sınıf Kitabının Karakterleri:

Erich Kästner: Annesi Bayan Kastner’dir ve annesi Erich Kastner’i Noel öyküsü yazması için bir yere göndermek istemektedir. Yazarın kendisidir.

Bayan Kastner: Yazarımızın annesi ve onu bir Noel hikayesi yazması için buzlarla kaplı olan bir yere gönderiyor.

Jonathan Trotz ya da Johnny: Uçan Sınıf oyununun yazarıdır.

Martin Thaler: Okulun en akıllı çocuğudur ve aynı zamanda çok fakirdir.

Matz: Çok güçlü ve obur birisidir. Devamlı kurabiye yemektedir.

Uli: Küçük, zengin ve sarışın olan aynı zamanda Uli’nin korkak olduğu düşünülmektedir.

Stöcker: Uli’nin yaralanmasından sonra onun yerine rol alan kişi.

Dr. Johann Bökh ya da Justus: Okulun öğretmendir.

Profesör Kreuzkamm: Şaka yapan fakat gülmeyen bir karakterdir.

Okul Müdürü Grünkern: Okulun müdürüdür.

Dr. Robert Uthoff ya da Sigara İçmez: Robert Uthoff doktordur. Fakat eşinin ölmesinden sonra mesleğini bırakıp bir müzikholde piyano çalıp şarkı söylemeye başlamıştır.

Egerland: Diğer okulun çetesinin lideridir fakat çetesi tarafından liderlikten atılmıştır.

Eduard: Minik boynuzlu güzeller güzeli kahverengi renkli bir buzağıdır.

Sebastian: Oyunda lise öğretmeni rolündedir.

Erich Kastner’in Uçan Sınıf kitabından alıntılar:

Kadınlar pratiktir. Annem hemen bu işin icabına baktı. Biletlerin satıldığı gişeye gidip memura dostça selam verdi ve, “Affedersiniz, ağustos ayında nerede kar vardır?” diye sordu.

Adam önce, “Kuzey Kutbunda,” diyecek oldu, ama sonra annemi tanıyarak dilinin ucuna gelen yersiz sözleri yutup kibarca şöyle dedi: “Zug Dağı’nın doruğunda, Bayan Kastner.”

Böylece hemen o anda Yukarı Bavyera’ya bir bilet almam gerekti. Annem daha, “Noel öykünü bitirmeden eve döneyim deme! Sıcaktan patlayacak olursan, Zug Dağı’nın doruğundaki soğuk karlara bakarsın artık. Anlaşıldı mı?” derken, tren hareket etti.

“Çamaşırlarını eve yollamayı unutma!” diye bağırdı annem arkamdan.

Onu birazcık kızdırmak için, “Sen de çiçeklere su ver!” diye seslendim. Sonra birbirimizi gözden kaybedinceye kadar mendil sallayıp durduk.

Şimdi on dört gündür Zug Dağı’nın eteklerinde, koyu yeşil renkli büyük bir gölün kıyısında kalıyorum ve yüzmediğim, antrenman yapmadığım, tenis oynamadığım ya da gölde kürek çekmediğim zamanlarda uçsuz bucaksız bir çayırın ortasında, küçük bir bankta oturuyorum ve bacakları boyuna sallanıp duran önümdeki masada Noel Öykümü yazıyorum.

Etrafım rengârenk çiçeklerle kaplı. Çayırgüzelleri rüzgârın önünde saygıyla eğiliyorlar. Kelebekler gezmeye çıkmış, uçuyorlar. Hatta içlerinden biri, tavus benekli büyük bir kelebek beni ara sıra ziyarete bile geliyor. Ona Gottfried adını taktım, üstelik birbirimizden hoşlanıyoruz da. Bir gün bile geçmiyor ki, kanatlarını çırparak gelip de kâğıtlarımın üzerine konmasın. “Nasıl gidiyor, Gottfried?” diye soruyorum ona hemen. “Hayat hâlâ güzel mi?” Yanıt olarak kanatlarını yavaşça indirip kaldırıyor ve sonra da mutlu mesut kendi yoluna giderek uçmaya devam ediyor.

Karşıdaki koyu renkli çam ormanının kenarına kocaman bir odun yığını istiflenmiş. Üzerinde siyah beyaz bir kedi oturuyor ve gözlerini dikmiş, bana bakıyor Ona büyü yapıldığı ve canı isterse konuşabileceği hakkında yoğun şüphelerim var. Yalnızca canı konuşmak istemiyor. Ne zaman bir sigara yaksam, sırtını kabartıyor.

Öğleden sonraları tüyüyor; çünkü o zaman sıcaktan pişiyor. Ben de pişiyorum; ama orada kalmaya da devam ediyorum. Yine de: Böyle oturup dururken ve sıcaktan pişerken, bir yandan da söz gelimi bir kartopu savaşını anlatmak, hiç de öyle az buz şey değil.

Sonra bankta arkama yaslanıp yüksek kayalıklarında hiç erimeyen buz gibi karların pırıldadığı Zug Dağı’mn doruğuna bakıyorum; işte şimdi yazmaya devam edebilirim! Kuşkusuz, bazı günler göl tarafından bulutların yaklaştığı, gökyüzünü boydan boya geçerek Zug Dağı’nın doruğuna yöneldiği ve ta ki artık hiçbir şey görünmez oluncaya kadar doruğun önünde toplandığı da oluyor.

Elbette o zaman kartopu savaşlarını ve tam da kışa özgü öbür olayları anlatma faslı çoktan geçmiş oluyor. Ama fark etmez. Böyle günlerde ben de iç mekânlarda geçen sahneleri anlatıyorum. İnsan başının çaresine bakmayı bilmeli!

Akşamları beni düzenli olarak Eduard alıyor. Eduard, minik boynuzlarıyla güzeller güzeli kahverengi bir buzağı. Boynunda bir çıngırak asılı olduğundan, insan onun geldiğini uzaktan bile anlıyor. Boynundaki çıngırak önce çok uzaklarda bir yerde çalıyor; çünkü buzağı yukarılardaki bir dağ otlağında otluyor. Sonra çıngırağın sesi giderek yaklaşıyor. Sonunda da Eduard görünüyor. Ağzında, sanki özellikle benim için toplamış gibi, birkaç san çayır papatyası, yüksek, koyu yeşil renkli çam ağaçlarının arasında beliriyor ve çayırdan geçip ağır ağır benim oturduğum banka yaklaşıyor.

Ucan sinif Erich KastnerJohnny araştıran gözlerle kente doğru baktı. “Her çatının altında insanlar yaşıyor,” diye düşündü. Bir kentte ne kadar da çok çatı var! Ülkemizde de ne kadar çok kent. Gezegenimizde ise ne kadar çok ülke var! Dünyada da ne kadar çok yıldız! Mutluluk sonsuzluğa dağıtılmış. Mutsuzluk da öyle.

Belli ki bir şeyler yolunda değil! Çocuklar bu kadar sakinse, mutlaka bir şeyler olmuş demektir.

Yaşamak güzel olmasa, diye düşündü Jonathan Trotz, “gülünç olurdu.

3.22/5 (37)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. Pretty much dedi ki:

    Harika aaa anlatmışsınız inşallah daha iyi yerlere gelirsiniz ☺

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺