Türkiye’de Balık ve Balıkçılık-Karekin Deveciyan

Türkiye’de Balıkçılık Konusunda Yazılmış En Kapsamlı, En Önemli Eserler Arasında Yer Almış, Balık ve Balıkçılık İle İlgilenen Herkesin Okuması Gereken Bir Eser.

Araştırmacı yazar Karekin Deveciyan’ın bilgisi, tecrübesi ve araştırması ile ortaya çıkardı Türkiye’de Balık ve Balıkçılık adlı bu eşsiz eser balık, balıkçılık hakkında bir kaynak kitap olma niteliği taşımaktadır.

Balık ve balıkçılık konusunda yazılan birçok eser Karekin Deveciyan’ın Türkiye’de Balık ve Balıkçılık kitabından yararlanmakta, kaynak olarak gösterilmekte.

Karekin Deveciyan’ın Türkiye’de Balık ve Balıkçılık adlı eser alanında yazılan ilk çalışma eseridir.

Balık hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler, balık ve balıkçılık ile ilgili kitaplara okumak isteyenler, balıkçılığa meraklı olanlar kesinlikle başucu niteliğindeki Karekin Deveciyan’ın Türkiye’de Balık ve Balıkçılık kitabını okumalı.

Karekin Deveciyan’ın Türkiye’de Balık ve Balıkçılık kitabı deniz, deniz ürünleri, deniz canlıları, göl, akarsu balıkları, avlanma teknikleri hakkında balık ve balıkçılık ile ilgili birçok bilginin içerdiği ünlü bir eser.

Karekin Deveciyan’ın balık, balıkçılık hakkında yazmış olduğu inceleme kitabı Türkiye’de Balık ve Balıkçılık adlı eseri Aras Yayıncılık tarafından yayımlanmıştır.

Aras Yayıncılık tarafından yayımlanan Karekin Deveciyan’ın Türkiye’de Balık ve Balıkçılık kitabı 576 sayfadır.

1910-1917 yılları arasında İstanbul Balıkhanesi müdürlüğü ve daha sonra da balık işleri başmüfettişliği yapmış olan Karekin Efendi Deveciyan’ın (1867, Harput – 1964, İstanbul), İstanbul’da, 1915’te Osmanlıca, 1926’da ise geliştirilmiş Fransızca basımı yapılan Türkiye’de Balık ve Balıkçılık adlı eseri Türkiye’de balıkçılık konusunda yazılmış en önemli eserlerin başında gelir. Eser, konuyla ilgilenen herkesin takdirini kazanmış olmasının yanı sıra, son yıllarda sayıları hızla artarak yayımlanan balık ve balıkçılıkla ilgili kitapların hemen hepsinin başvuru kaynağı da olmuştur.

Türkiye’de Balık ve Balıkçılık, alanındaki ilk çalışmadır. Yazarının konuya olan hâkimiyeti, büyük tecrübesinin ürünü olarak verdiği ayrıntılı bilgiler, yaptığı hassas çizimler, bugün onu yalnızca balıkçılık alanında değil, folklorik ve tarihsel bakımlardan da benzersiz bir eser olarak değerlendirmemize neden olacak kadar önemlidir. Avrupa bilim çevrelerinde de takdirle karşılanan eser, Türkiye’deki deniz ve tatlısu balıklarıyla deniz canlılarını, av aletleriyle volileri, dalyanları, göl ve akarsularla ilgili bilgilerle avlanma tekniklerini içererek, balıkçılık konusuna ilgi duyan herkes için zengin bir kaynak oluşturur. Eserin değerini tarihçi Reşat Ekrem Koçu, ünlü eseri İstanbul Ansiklopedisi’nin dördüncü cildinde şu sözlerle teyit eder: ‘’Balık ve Balıkçılık’’ milli kütüphanemizde benzerine ender rastlanan muazzam eserlerdendir; kendi mevzuunda ise tek eserdir.

Bugün, Türkiye balıkları ve balıkçılığı konusunda Karekin Deveciyan’ın bu dev eseri kadar zengin ve canlı ayrıntılarla bezeli bir kitabın hâlâ yazılamadığını iddia etmek abartılı sayılmaz.

Karekin Deveciyan’ın Türkiye’de Balık ve Balıkçılık kitabından alıntılar:

Memleketin tabii servetlerinden bulunan balıklar ile sair su hayvanları hakkında ecnebi memleketlerde tetkik ve mükemmel incelemeler icra ve mezkur hayvanların cinsleri ve şekilleriyle hayat ve avlanma suretleri ve ticareti hakkında çeşitli lisanslarda çeşitli eserler yazılıp yayımlandığı ve Osmanlı ülkesi sularında ve bilhassa Dersaadet (İstanbul) civarındaki boğaz ve denizlerde avlanan balıklar lezzet ve nefaset itibariyle müstesna bir şöhrete sahip oldukları halde; bunlar hakkında şimdiye kadar hiçbir inceleme yapılmaması ve buna dair bir eser vücuda getirilmemesi bizde balıkçılık fen ve ticaretinin zamanın terakkisinden nasipsiz ve avcılığın yalnızca sahil balıkçılığına münhasır kaldığına delil telakki okunabilir…

turkiyede-balik-ve-balikcilik-karekin-deveciyanMesela geçen 1327, 1328 ve 1329 (1911, 1912, 1913) senelerinin avlanma mevsiminde Dersaadet ve civarında uskumru ve çiroz balıkları avlanılmaması sebebi hakkında mahalli avcılardan verilen izahatın muhtelif ve farklı olması, daha doğrusu esaslı hiçbir sebep gösterilememesi buna örnek olarak verilebilir. Şöyle ki, söz konusu mevsimde uskumru balıklarının ne oldukları en tecrübeli balıkçılarla dalyan sahiplerinden sual olunduğuna bazıları ”Karadeniz Boğazı ile Marmara Denizi’nde yatmış olan torik balıklarının uskumruları yeyip mahveylediğini”; bir kısmı da ”torik balıklarının korkusundan uskumru balıklarının sahile yaklaşmaksızın derinlerden geçip Akdeniz’e gittiklerini” ve diğerleri ise ” uskumru balıklarının toriklerin korkusundan Karadeniz’de yatıp Boğaz’dan içeriye girmediklerini” beyan ettiler; ne gibi tedbirlerini bu hali önleyebileceği sualine de ”Allah torikleri kırmadıkça uskumrunun yüzünü göremeyeceğiz” cevabı verilmekte idi…

2.5/5 (14)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺