Tülin Çayırcı Röportaj

Gülcemal, Buz ve Ateş Kitaplarının Yazarı Tülin Çayırcı İle Yapmış Olduğumuz Röportaj:

Merhaba Tülin Hanım Öncelikle Sizi Yakından Tanıyabilir Miyiz, Tülin Çayırcı Kimdir? Kendinizden Kısaca Bahsedebilir Misiniz?

Tülin Çayırcı: Merhaba! Edebiyat dünyasındaki kimliğim, Gülcemal ile Buz ve Ateş romanlarının yazarı olmak! ‘Yazar’ kelimesini kullanırken, biraz çekiniyorum açıkçası. Maalesef Türk dili ve edebiyatı üzerine eğitim almadım. Alaylı olmayı seçerek, önce kısa hikâyeler, köşe yazıları, bloglar yazarak deneyim kazanma yolunu da seçmedim. Sadece bir gün içimden geldi ve oturdum ilk romanımı yazdım! Aslında edebiyat tarihini incelediğinizde benim gibi ‘mektepli’ olmayan ve ilk romanı ile satış rekorları kıran birçok yazar var. Bu beni oldukça cesaretlendirdi. İlk romanım Gülcemal, beklemediğim ölçüde olumlu tepkiler alınca bu yolda devam etmeye karar verdim.

Roman yazmak için harika bir ülke olan Norveç’te yaşıyorum! Tabii yaşamak için de. Buradaki atmosfer inanılmaz huzurlu, sakin ve ilham verici! Ancak yakın bir zamanda İzmir’de yaşamaya başlayacağım.  Umarım orada da güzel eserler ortaya çıkar.

Şu An Herhangi Bir Yayın Organında Yazı Yazıyor Musunuz?

Tülin Çayırcı: Hayır, yazmıyorum. Ama fırsatım olsaydı büyük bir keyifle yazardım.

Facebook, Twitter, Instagram Gibi Sosyal Medyaları Kullanıyor Musunuz?

Tülin Çayırcı: Evet, kullanıyorum, uzun bir süredir sosyal medya çağımızın en önemli iletişim kanalı haline geldi. Facebook’ta Tülin Çayırcı Okurları isimli bir sayfam var. Bu sayfaya gerçekten çok şey borçluyum. Romanlarımın okurları ile burada interaktif bir iletişim sağlıyorum. Açıkçası benim hiç okuduğum kitapların yazarlarıyla etkileşme şansım olmamıştı.  Özellikle Gülcemal’I okuyanlar, geçtiğimiz hafta Buz ve Ateş piyasaya sunulduğunda kitabı alır almaz resimlerini, duygularını paylaştılar. Bu benim için inanılmaz bir keyif!

En Çok Beğendiniz Şairler/Yazarlar Kimlerdir?

Tülin Çayırcı: Gerçekten zor bir soru benim için. Cervantes’ten bu yana edebiyat dünyasında kaç kitap var ve acaba ben yüzde kaçını okuyabildiğimi merak ediyorum.  Virgülden sonra bol sıfırlı bir rakam olabilir! İnsan ömrü kaç kitap okumaya yetebilir bilmiyorum ama daha okumam gereken binlerce kitap olduğunu düşünüyorum.

Şiir çok fazla ilgi alanımda değil ama ülkemizin yetiştirdiği çok değerli şairleri anmadan geçmek olmaz. Nazım Hikmet başta olmak üzere, Can Yücel ve Özdemir Asaf. Bir de Ömer Hayyam var tabii, iyi ki atlamadım!

Dünya edebiyatı deyince nedense aklıma çağdaş yazarlar geliyor.  Gabriel Garcia Marquiez, Jose Saramago,Milan Kundera, Amin Maalouf, Jo Nesbo gibi…

Türk edebiyatına gelince, çok fazla anmak istediğim yazar var. Haksızlık yapmak istemem, ama yine de sorduğunuz için bir çırpıda düşündüklerim; Can Dündar, Oğuz Atay, Buket Uzuner, Hasan Toptaş, Ayfer Tunç…

Şimdiye Kadar Yayımlanmış Kaç Tane Kitabınız Var?

Tülin Çayırcı: Yukarıda da bahsettiğim gibi şimdilik iki kitabım var! İlk romanım Gülcemal, 2012 yılında Cinius Yayınlarından çıktı. 1924 Nüfus Mübadelesi dönemini anlatan roman da oldukça ilgi gördü. Hatta daha sonra Yaşar Kemal, Canan Tan gibi bazı ünlü yazarlar da bu konuda roman yazdılar.

Çiçeği burnunda ikinci romanım Buz ve Ateş, beni Say Yayıncılık ile tanıştırdı. Destekleri için sizin aracılığınızla bir kez daha teşekkür ederim.

Buz ve Ateş Kitabınızdan Biraz Bahsedebilir Misiniz?

Tülin Çayırcı: Buz ve Ateş, en basit tanımlamayla II. Dünya Savaşı’na katılmış genç bir adamın savaş sırasında ve sonrasındaki yaşamını gözler önüne seren bir roman. İçi içe geçmiş zaman ve mekanlar, tarihsel gerçeklere dayanarak kurgulandı. Romanın ana karakterinin yaşamı, ‘buz’ ve ‘ateş’ gibi iki zıt dönemden oluşuyor. Savaşın yarattığı travmanın, karakterdeki yansımasını keskin bir biçimde ortaya koyan bir hayat öyküsü.

Romanı yazmadan önce II.Dünya Savaşı’nı enine boyuna araştırdım, oldukça çarpıcı yaşam öyküleri ile karşılaştım. Bu konuda üretilmiş inanılmaz sayıda kitap, belgesel ve doküman var. Sonunda ulaştığım gerçek, o dönemin dünya tarihinin en vahşi, en acımasız dönemi olduğuydu.

Sizce Şiir/Kitap Yazarken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Tülin Çayırcı: Daha önce bahsettiğim gibi, ben henüz bu konuda büyük laflar edecek yetkinlikte olduğumu düşünmüyorum! Ama şunu biliyorum, her yazarın bir tarzı olmalı ve bir okur bir yazarın eserini okurken onun kaleminden çıktığını hissetmeli. Açıkçası ben, ne tür kitaplardan ve yazı dilinden hoşlanıyorsam, öyle yazıyorum. Böylelikle daha doğal olduğumu düşünüyorum. Örneğin, çok ayrıntılı tasvirler ve on beş yirmi satırlık paragraflar beni rahatsız eder. Sade ve akıcı dilde yazılmış kitaplar beni daha çok içine alır. Hem bir okur, hem de bir yazar olarak bazı detayların okurun hayal gücüne bırakılmasını tercih ederim.

Hayranlarınıza Söylemek İstediğiniz Bir Şey Var Mı?

Tülin Çayırcı: Hayran kelimesi bence biraz ağır, ama okurlara şöyle bir tavsiye verebilirim. Benim de yaptığım bu açıkçası. Kitap seçerken, değişik yelpazede kitaplar ve farklı yazarlar okumaya çalışsınlar. Aynı zamanda bir okur olan yazar da,  büyük çoğunlukla okuduklarından besleniyor diye düşünüyorum. Bu hem yazara, hem de okura hayata daha geniş bir pencereden bakmayı sağlayacaktır.

 

Sizce Yayıncılık Sektörü ve Medya, Yeni Yazarlara Yeteri Kadar Şans Veriyor Mu?

Tülin Çayırcı: Ah, bu soruya elbette demek isterdim! Maalesef bu konuda diğer yeni yazarların da benim gibi olumsuz düşündüklerine inanıyorum. Bana göre, ülkemizde yeni yazarlara okur kitlesi oluşturmak için şans verilmiyor. Yayıncılık sektörünü de anlamaya çalışıyorum, çünkü Türkiye’de kitap okuma alışkanlığı maalesef çok az. Örneğin Norveç’te bir kitap piyasaya sunulduğu anda, devlet bütün kütüphanelerine ikişer kopya sipariş veriyor, ne hoş değil mi?

Çok tanınmış yazarların bile kariyerlerinin başında, yayınevlerinin kapılarının yüzlerine kapandığını, kapı kapı dolaşıp romanlarını bastırmaya çalıştıklarını öğrendiğimde içime su serpilmişti doğrusu! Halen çok satan bir yazarın yeni bir kitabı piyasaya çıktığı zaman bile, ciddi anlamda pazarlama faaliyeti yürütülüyor.  Yani her ürünü satmak gibi kitap satmak da kolay değil, ciddi anlamda reklam bütçesi gerektiriyor. Bu yüzden yayınevleri de yeni yazarlara yatırım yapmak istemiyor. Dolayısıyla medya da, tanıtım bütçeleri bulunan çok tanınmış yazarlara daha fazla yer ayırıyor.

Şimdilik tek çözüm, insanları daha çok okumaya teşvik etmek galiba!Tulin cayirci Roportaj

Kitaptan bir alıntı paragraf: Belki oralarda savaş bitmiş olabilirdi ama Sovyet toprakları birçok kişiye ölüm kusmaya devam ediyordu. Bütün bu süre boyunca Kemal, bağımsızlık mücadelesinin sadece savaş meydanlarında değil, bu toplantılarda konuşulan konularla verildiğinin farkına vardı. Birleşmiş Milletler’in kontrolünde bulunan, sadece Kuzey Kafkasyalıların kaldığı o kampta, birçok önemli şahsiyetle tanışmış, tüm güçleriyle verdikleri mücadeleye hayran kalmıştı. Kimi bu uğurda canından olmuş, kalanlar aynı yerden devam etmişlerdi. Söylenenlere göre asıl mücadele bundan sonra başlayacak, dünyadaki iki farklı görüş, birbiriyle amansız bir kavgaya girişecekti. Soğuk savaş dedikleri bu kavga, kimin hangi tarafa hizmet ettiğinin belli olmadığı, ihanetler, suikastlar, faili belli olmayan cinayetlerle dolu yepyeni bir dönemin başlangıcıydı.’’

Röportaj İçin Teşekkür Ederiz. Eklemek İstediğiniz Bir Şey Var Mıdır?

Tülin Çayırcı: Ben bu fırsatı sağladığınız için çok teşekkür ederim.

Tülin Çayırcı’ya bu güzel röportajı için çok teşekkür ederiz. Başarılarının devamını dileriz.

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺