Sputnik Sevgilim-Haruki Murakami

Japon Yazar Haruki Murakami’nin Yeni Romanı Sputnik Sevgilim Çıktı.

İlginç bir ismi bir var kitabın. Sputnik kelimesinin anlamı nedir diye merak edenler için kısaca Sputnik kelimesini anlamını yazalım. Zaten kitabının ilk sayfasında da geniş olarak Sputnik kelimesi nedir anlatılmaktadır. Sputnik; SSCB tarafından uzaya gönderilen uydu olup dünyanın ilk yapay uydusunun adıdır.

Sputnik kelimesinin anlamını kısaca yazdıktan sonra şimdi Haruki Murakami’nin Sputnik Sevgilim kitabına dönelim.

Japonya’nın 20. yüzyıldaki en önemli ve popüler yazarlarından birisi olan Haruki Murakami’nin Sputnik Sevgilim romanı Doğan Kitap etiketi ile Türkiye’de çıktı.

Doğan Kitap tarafından 2016 yılının Temmuz ayında piyasaya çıkan Haruki Murakami’nin Sputnik Sevgilim kitabının Türkçe çevirisini Ali Volkan Erdemir yapmıştır.

Ali Volkan Erdemir tarafından Türkçe çevirisi yapılan Haruki Murakami’nin Sputnik Sevgilim kitabı 224 sayfadan oluşmaktadır.

Ben âşık oldum. Şüphe yok. Buz soğuktur, gül kırmızı. Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor; öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Ama artık dönüş yok.

Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de.

Japonya’dan bir Yunan adasına uzanan, üç kişiyi birbirine kenetleyen büyüleyici bir aşkın hikâyesi. Haruki Murakami’den düşlerinize sızacak bir roman…

Haruki Murakami’nin Sputnik Sevgilim kitabından alıntılar:

Sputnik

4 Ekim 1957’de Sovyetler Birliği, Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden dünyanın ilk yapay uydusu Sputnik 1’i uzaya fırlattı. Çapı 58 santimetre, ağırlığı 83,6 kilogramdı; dünyanın çevresini 96 dakika 12 saniyede dolandı. Ertesi ay Laika adındaki köpeğin bindirildiği Sputnik 2’de başarıyla fırlatıldı. Laika, uzaya gönderilen ilk canlıydı; uydu geri dönmedi ve Laika, uzaydaki biyolojik çalışmaların ilk kurbanı oldu.

22 yaşının baharında Sumire hayatında ilk kez aşık oldu. Geniş bir ovada dosdoğru ilerleyen bir kasırganın şiddetine eşti bu aşkın yoğunluğu. Arkasında hiçbir şey bırakmıyordu; yolunun üstüne çıkan her şeyi alaşağı ediyor, tutup göğe savuruyor, akıl almaz bir şekilde parçalara ayırıp un ufak ediyordu. Kasırga, gücünü hiç kaybetmeden okyanusa varmış, gözünü bile kırpmadan AngkorVat’ı yerle bir etmiş, bir Hint ormanını içindeki zavallı kaplan sürüsüyle birlikte yakıp kül ettikten sonra İran çöllerinde kum fırtınasına dönüşüp egzotik bir kale şehrini tamamen kumlara gömmüştü. Takdir edilesi, heykeli dikilecek bir aşktı bu. Aşık olduğu kişi Sumire’den on yedi yaş büyüktü ve evliydi. Ayrıca eklememe gerek; o da bir kadındı. Bu, her şeyin başladığı ve (neredeyse) her şeyin bittiği yerdi.

İnsan yaşamında bir kez olsun vahşi tabiatın içine karışmalı, ne kadar sıkıcı olursa olsun sağlıklı bir tek başınalığı deneyimlemeli. Tamamıyla kendine bel bağlamak zorunda olduğunu keşfedip, sonrasında kendi içindeki gerçeği, içinde gizlenmiş gücü öğrenmeli.

O günlerde, Sumire yazar olabilmek için sözcüğün tam anlamıyla var gücüyle çalışıyordu. Hayat ne denli çok seçenek sunacak olursa olsun onun gitmek istediği tek bir yol vardı; yazar olmaya giden yol. Edebiyat tutkusu ile arasına hiçbir şey giremezdi.Sputnik Sevgilim Haruki Murakami

Sumire o günden sonra Myu’yu ”Sputnik Sevgilim” olarak anmaya başladı. Bu sözün tınısını sevmişti. Ona köpek Laika’yı çağrıştırıyordu. Uzayın karanlığında sessizce dönen yapay bir uydu. Küçük penceresinden bakan köpeğin parlak, kara gözbebekleri. Uzayın sonsuz ıssızlığında acaba neye bakıyordu o köpek?

Myu saçlarına dokunduğu anda, ona adeta bir refleks hızıyla aşık oluvermişti Sumire. Geniş bir araziden geçerken aniden çakan bir şimşek gibi. Sanatsal bir esinlenmeye yakın bir şeydi bu hissettiği…

2/5 (4)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺