Son Oyun-Ahmet Altan

Ahmet Altan’ın Kitapları, Son Oyun Romanının Yazarı Kimdir, Ahmet Altan’ın Son Oyun Romanını Oku, Ahmet Altan’ın Son Oyun Romanından Sözler, Ahmet Altan’ın Romanları, Ahmet Altan’ın Son Oyun Romanını Özeti, Ahmet Altan’ın Son Oyun Kitabının Konusu, Ahmet Altan’ın Son Oyun Kitabından Alıntılar, Ahmet Altan’ın Son Oyun Kitabından Sözler.

Ahmet Altan’ın Everest Yayınları tarafından yayımlanan Son Oyun romanından 416 sayfadan oluşmaktadır.

Ahmet Altan’ın 2 Nisan 2013 tarihinde çıkan Son Oyun kitabının kapak tasarımını Bülent Erkmen yapmıştır.

Ahmet Altan’ın Son Oyun romanının konusu ise; kitapları pek satmayan bir yazarın küçük bir kasabaya gitmesi ve orada bir cinayet işlemesini anlatan romanıdır.

Ahmet Altan’ın Son Oyun romanından alıntılar:

Daha orada, o anda onun en tehlikeli yanının, istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım. Tanrı, hep aynı emri verdi, “Şehvetten sakının,” bu emre uyamadık, çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize, bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti, kim Tanrı’nın yarattıklarıyla baş edebilir ki, hiçbirimiz edemedik, en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı, emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı, şehvetle boğuşmayı, onu bastırmak için uğraşmayı, ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik, yenilsek de zayıf bir kalkanımız, ince bir zırhımız oldu. Şefkat öyle değildi. Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı, kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz, kuşku duymaz, kaçması gerektiğini düşünmezdi. Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş, Tanrı’nın yasakladığı topraklara girmek için tanrı’nın şefkatini bir “Truva atı” gibi kullanmayı öğrenmişti, her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu. Tanrı’nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti, “Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun.

Herkes uyuyordu ve herkes aynı anda rüyalar görüyordu.

Büyük şehirlerde daima uyanık birileri vardır ama kasabalarda herkes aynı zamanda uyur, bunu buraya geldikten sonra öğrendim.

Bunu bir rüya gibi hatırlıyordum.

Kasabanın rüyalarını seyrettim.

Sarhoş değildim ya da içkiden sarhoş değildim.

Tanrı’nın kötü ve savruk bir romancı olduğunu düşünüyorum.

Ama Tanrı’nın yarattığı vahşi bir mizahla süslenmiş bu hayatta tesadüflerden başka bir şey yok.son oyun ahmet altan

Sükûneti yerçekimi gibiydi, herkesi kendine çekiyordu, bazen eşyaların bile ona doğru hareketlendiklerini sanıyordum.

Bana aşktan bile daha tehlikeli ve daha kuvvetli bir başka ilişkinin ve duygunun olabileceğini öğreteceğini ise henüz bilmiyordum.

Ah romanlarımız, en meşum ve en zayıf yanlarımız, Tanrı’nın bizi dokunulmazlık sularına batırırken tuttuğu topuğumuz.

4.2/5 (5)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺