Sevdalinka-Ayşe Kulin

Ayşe Kulin’in Romanları Kitapları, Sevdalinka Romanının Yazarı Kimdir, Ayşe Kulin’in Sevdalinka Romanın Konusu, Ayşe Kulin’in Sevdalinka Romanının Özeti, Ayşe Kulin’in Sevdalinka Kitabından Sözler, Ayşe Kulin’in Sevdalinka Kitabından Alıntılar.

Ayşe Kulin’in Everest Yayınları tarafından yayımlanan Sevdalinka romanı 372 sayfadan oluşmaktadır.

Aynı ırktan, kim bilir belki de aynı soydan geliyorlardı. Aynı yaşlarda, aynı boylardaydılar. Aynı kadını sevmişlerdi. Ataları aynı tanrıya ayrı yollardan ulaşmak istedikleri için, biri Boşnak diğeri Hırvat’tı. Bunu kendileri seçmemişlerdi, savaşmayı ve kaderlerini de seçmedikleri gibi. Ve ambulanstaki çocuğu kurtarmanın dışında, beklentileri yoktu yarın için.

Yarınlar, kurşun, havan topu ve bombaydı, kandı. Ama her ikisi de farkına bile varmadan ‘daha güzel günleri’ bekliyorlardı. İnsanlar, değişik inançlarla ve hırslarıyla ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, kana, acıya, şiddete bulaştırsınlar, bu muhteşem dünyayı, yaşam bir umuttu sonuçta. Hiç bitmeyen bir umuttu.

Dünya tarihinin en acımasız soykırımlarından Bosna’da, bir kadın gazetecinin hayatla hesaplaşması…

Ayşe Kulin’in Sevdalinka romanından alıntılar:

Acılar bile özgür ortamlarda çekilmeliydi.

Dışarda tahmin edemeyeceğin kadar gaddar bir savaş var. Hiç kimsede insanlıktan eser kalmamış. Ne Sırplarda ne de bizde. Size de sıra gelecek yakında. Ama önce ölmek bize düştü, iki gün sonra orduya alınıyorum.

Yarınlar, kurşun, havan topu ve bombaydı, kandı. Ama her ikisi de farkına bile varmadan daha güzel günleri bekliyorlardı. İnsanlar, değişik inançlarla ve hırslarla ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, kana, acıya, şiddete bulaştırsınlar bu muhteşem dünyayı, yaşam bir umuttu sonuçta. Hiç bitmeyen bir umuttu.

İnsanın ölümü yaşama tercih ettiği anlar oluyor.

İşte bu, cehennem! diyordu Nimeta içinden. Sonunda cehennemi gördük. Tanrı günahlarımızı bu dünyada ödememize karar vermiş olmalı.

Nimetaya daha önce söylediği gibi, mutlaka hesabı yanlışlıkla ona yazılmış bir günahı ödüyordu Burhan.

Sanki dünya liderlerinin vicdanına giden tek yol, televizyon ekranlarından geçiyordu.

Allah’ın adını kullanarak, insanlara Allah adına eziyet ve kıyım yapan herkes şeytandır.

Ama demek ki mutluluğun yolu, daha çok para kazanmaktan, daha iyi şartlarda yaşamaktan geçmiyordu. Evine refah getirmişti ama bu kez huzuru kaçırmıştı elinden.

Şu dünyada aşk diye bir şeyin olabileceğine inanmazken, bu yaştan sonra aşkı buldum, nasıl vazgeçerim?

Ve bir kaçıştı İstanbul. Umudun yitirildiği noktaydı. Gözyaşları sel gibi akmaya başladığında, önüne katar İstanbul’a sürüklerdi umutsuzları.

Asırların birikimi insanları teknolojinin en üst kademelerine ulaştırmış, zekâlarını geliştirmişti ama aynı insanların iç dünyaları, davranış biçimleri, iki ayaklarının üstüne dikildiler dikileli sanki hiç gelişmemişti.

Aynı ırktan, kim bilir belki de aynı soydan geliyorlardı. Aynı yaşlarda, aynı boylardaydılar. Aynı kadını sevmişlerdi. Ataları aynı tanrıya ayrı yollardan ulaşmak istedikleri için, biri Boşnak diğeri Hırvat’tı. Bunu kendileri seçmemişlerdi, savaşmayı ve kaderlerini de seçmedikleri gibi.

Savaş insana her şeyi öğretir. Bir de barış içinde yaşamayı öğretse keşke.

Suada’nın göğsünde, şimdi kıpkırmızı bir karanfildi ölüm.

Erkek milletinin uçkurunun ne zaman çözüleceği hiç belli olmaz.sevdalinka ayse kulin

Herkes kendi atasını bahane ederse, paramparça olur şehir.

Burhan, dünya işlerinin ne tuhaf olduğunu düşünüyordu. Bu şehirde onunla aynı soyu ve soyadını paylaşan, hiç tanımadığı, hiç görmediği insanlar yaşıyordu. Her biri kendi yoluna yönelmişti, ülkeleri, dilleri, âdetleri başkaydı ama yine de, bir kalın örgünün saç telleri gibi, aynı başa aittiler. Belki çok değişiktiler, belki de çok benziyorlardı birbirlerine.

2.83/5 (6)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺