Saatçi Peygamber-Necati Göksel

Necati Göksel’in Saatçi Peygamber Kitabını Oku, Necati Göksel’in Kitapları, Necati Göksel’in Romanları, Necati Göksel’in Saatçi Peygamber Kitabının Özeti, Necati Göksel’in Saatçi Peygamber Kitabının Konusu.

Kara Kadife, Kayıp Yolcu, Hayat Askıda adlı romanların yazarı Necati Göksel’in ‘Saatçi Peygamber’ adlı kitabından alıntılar:

Halepli bir tüccarın oğluyken, korsanlar tarafından esir alındı. İtalyada satılarak vaftiz edildi. Efendisi Giovanni, ülkenin en usta saatçilerindendi. Zekâsıyla parladı. Ustasının gözdesi oldu. Sonra gizemli bir olay gerçekleşti ve onu başka şehirlere, başka topraklara, başka âlemlere sürükledi. Her dinden, her dilden insanla yârenlik etti. Fani aşkla, ilahi aşkla savruldu durdu.

Harran şehrine geldiğinde 15 yıldır diyar diyar gezmekteydi. Hiçbir dini reddedip yok saymadan, tıpkı kendinden önceki yol erbabı gibi her inançtan insana kucak açtı. Zihinleri sorularla dolup taşanlar onun irfanından damlayan sözcüklerle kendilerini yeni ve cezbedici bir anlatıda buldular. Ardındaki kitle büyüdükçe onun ufku da büyüdü. Öyle ki, zamanın en güçlü hükümdarı Timurlenke yöneltti bakışlarını ve lanetini. Doğunun ilk saat kulesini yaptı. Saat çınladıkça fani hayatın ninnisi her yerde yankılansın istedi.

1400lü yılların şafağıydı. Kimi ona evliya dedi; kimi ermiş, kimi peygamber, kimi de sapkın. O ise kendisine sadece “fani” sıfatını uygun gördü. Bu romanda, İtalyada köle olarak satılan bir Müslüman çocukken, yıllar sonra menkıbesini Doğuda aramaya başlayan Kınalı Peygamberin ilginç ve gizemli öyküsünü bulacaksınız.

Askerler, damarlarındaki kanı, kollarındaki bitkin kasları zorlayarak savaş pozisyonu aldılar. Atlar ayağa kaldırıldı. Toplar düşmana karşı hizalandı ve beklemeye başladılar. Yüzlerinde dolaşan esintiyle biraz soluk alıyor, gözleri doğudaki düşmana doğru bakıyor ama arada bir sağ taraflarına, çöle bakmaktan kendilerini alamıyorlardı.

“Evet,” dedi Kutay. “Isfahan’a gittiğimde oradakiler bana yetmiş bin kişinin Timur tarafından öldürülüşünü anlattılar. Ayrıca, yedi bin çocuğu atların ayakları altında çiğnettirmiş. İnsanların feryatları göğü delip geçmiş. Şam’a İbn Arabî’nin kabrini ziyarete gitmiştim. Öyle dostlarım yarenlerim oldu ki, içtiğimiz su ayrı gitmezdi. Müslüman din bilginleriydiler. Timur dostlarım da dâhil ulemanın çoğunu bir camiye kapatıp ateşe vermiş. Koştum geldim. Fakat çaresizdim. Etraf askerler tarafından sarılmıştı. Onları geçseniz bile alevler öylesine büyümüştü ki, içeri girmenin imkânı yoktu. Sanki içim kavruluyordu. İki büklüm kıvranıp nasıl hıçkıra hıçkıra ağlıyordum, tahmin edemezsin; Allah’ı inkârın kıyılarına yaklaşmıştım nerdeyse. Daha neler gördüm neler? Dünyanın acıları yanında beni öldürseler ne olur öldürmeseler ne olur?”saatci peygamber Necati Goksel

Babam ve annem niçin beni beğenenleri beğenmediğimi anlamadılar. Anlayamadılar. Oysa baktığım yüzlerde beni çeken hiçbir şey yoktu. Bana bakan gözlerde sadece beni beğendiklerini görüyordum, ruhlarının yansımasını değil. Babam seninle karşılaşmasından söz etmişti. Onun söz ettiği adamı görmek istedim. İlk kez bu eve geldiğinde size hizmet ederken, o hissi duymaya başladım. Sonra yüzün bir resim gibi günlerce içimde durdu. Ne zaman ki, dükkânına gelip seninle sohbet ettim. Sesini, duruşunu, anlatışını, başına gelenleri dinledim, benim başım döndü. Artık ben eski ben değildim. Seni görüp tanımaya başlayalı geceler boyu odamın perdelerini açar yıldızlara bakardım. Senin o an hangi yıldızın altında uyuduğunu düşünürdüm. İşte şurası Harran olmalı, yukardaki yıldız da onun baktığı yıldız olmalı der, o yıldıza bakarak senin de beni sevmen için dua ederdim.

Seni görüp tanımaya başlayalı geceler boyu odamın perdelerini açar yıldızlara bakardım.

3.57/5 (7)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺