Pucca Sözleri

Twitter Fenomenlerinden Pucca’nın Resimli, En Güzel Kitap Alıntıları, Sözleri.

İnternette Pucca adı ile anılan yazar, twitter fenomeni Pucca’nın gerçek ismi Seleın Işık’tır. Pucca’nın, Pucca Günlük adı altında çıkardığı seri kitapları, O Adam Buraya Gelecek, Ay Hadi İnşallah!, Pembe, Siyah, Küçük Aptalın Büyük Dünyası, Allah Beni Böyle Yaratmış, Pucca Günlük ve Geri Kalan Her Şey kitapları büyük beğeni toplamıştır.

Pucca’nın özlü, damar, atarlı, anlamlı, kapak, en güzel sözleri:

Ama ve belki cümleye umut vermek için konulan bağlaçlardır.

Yapılan espriyi anlamadığım an oluşan surat ifadem; bi daha mı sorsam diye kararsızlığım; salak mıyım acaba tek ben anlamadım tedirginliğim.

‘’Aynaya son kez baktım, ‘Kızım PuCCa, Allah kahretsin seni, çok harikasın lan sen!’ dedim.’’

Tek istediğim, battaniyenin altında film çekeceğim değil, film izleyeceğim bir adamdı.

‘’Bugün ne giysem?” ile ‘’Akşama ne pişirsem?’’ dert konusunda birbirleriyle ölesiye yarışır.

Canın sıkkın, iyi dinleyiciyim anlatsana” diyosa kesin yavşıyor. Dert dinlemek sevilir mi? Psikologa bile para veriyorsun seni dinlesin diye.

‘’Sözelcisin de çarpmayı çıkarmayı ilkokulda beraber öğrenmedik mi hırbo! Tost parasını öderken mi unuttun dört işlemi.’’ diyecek bir gün.

İyiler daima kazanır. Açıkçası ben daha kazanan bir iyi görmedim, o yüzden forever çirkeflik, fesatlık, pislik, çiyanlık uu beybi…

Ayrılık sözleşmesi gerek bence ‘’arkadaşlarına yavşamamaya, güzel kızlarla beraber olmamaya, 2 ay yalnız kalıp acı çekmeye söz veriyorum!’’

Bazı insanlar kulak arkasında çıkan sivilce gibi sıksan sıkılmaz, acısı ağrısı derdi gereksiz yük, neticede sivilce işte…

Adamın beni sevmesi için verdiğim uğraşı, harcadığım enerjiyi biriktirseydim, tam 4 köye elektrik götürüyordum. Kısmet bu işler.

Bazı insanlardan viledayla yeri silerken mermere yapışan saç kılı gibi nefret ediyorum.

Sanırım dünyada yapılması en zor olan şey ‘’Birinin mutluluğuna sevinmek’’. Öyle olmasa etrafta bu kadar tetikte bekleyen heves kırıcılar olmaz.

Meltem Cumbul’un evlilik cüzdanında olan vesikalığı göstermeseydiniz iyiydi, vesikalık neticede iç çamaşırı gibi saklanması gereken şey o.

Siyah saçlarımı sarı yapmak için kuaföre gidip, yeşil çıktığımı bilirim. Bana depresyondan, bunalımdan ve risk almaktan bahsetmeyin.

Televizyonda kötü işlerin yapılmasının tek nedeni, yapımcıların zevksizliği ve inatları. Onları ortadan kaldırsak güzel şeyler olabilir.

Özlemek çok garip bir his, canın acıyor ama acımıyor gibi, korkuyorsun ama gelsin istiyorsun gibi, ‘’keşke’’ ile ‘’ama’’ arasında kalıyor gibi.

Sırf insanlar aşağılayıp, seni üzmesinler diye kendinle dalga geçiyorsun ya; kendin bile canini yakamıyorken, başkası hiç acıtmıyor o zaman.

Tam gözüme kestiriyorum, ‘’Ya evliyse, ya gayse, ya sapıksa, ya sünnetsizse ya benden önce ölürse ya uzaktan akrabamsa’’ya kadar gidiyor iş.

Birinden hoşlandığını fark ettiğin anın kalp atışı ve mide gurultusu; ayrılma noktasına geldiğin anda da acı bir farkla kendini gösteriyor.

Kadınlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanır ama Robbie Williams işte Kıvanç Tatlıtuğ, Mehmet Günsur kanırta kanırta ağlatsa da olur.

‘’Senin için her şeyi yaparım’’ ile ‘’Ben sana ne yaptım ya, bizi bu hale getirdin’’ arasında geçen zaman dilimine ilişki denilir, maalesef.

Tatilin bir gün öncesi kuaföre gitme diye bir olay var, işini şansa bırakmak istemeyenler için.

Yapamazsın dedikleri şeyi yaptığım an, kendimi dünyanın hakimi gibi hissediyorum. Oysa alt tarafı arabayı park falan etmişimdir en fazla.

En zoru, kene gibi yapışıp kanınızı sonuna kadar sömüren insanları hayatınızdan çıkartmak sanırım. Bunlar ya akraba ya patron oluyor çünkü.

Eski sevgililer ikiye ayrılır; Baban yerine koyup bağlandıkların ve babalığı bir türlü ona yakıştıramadıkların.

Ağzına kadar dolu bardağı bi damla su bile taşırmaya yetiyor ya; sabredip, bekleyip, ha şimdi dediğim şeyler olmayınca rüzgâr esse taşıyorum.

Allah hiçbir ilişkiyi ‘’Nasılsa barışacaklar yae’’ laçkalığına uğrattırmasın.

Evrenle, yaratılışımızla ilgili düşünüyorum, ardından düşünceler birbirine girip sonsuzluğa gidiyor. Sonra da ’’Yarın ne giycem yae’’ diyorum.

Bir şeyler tartışılırken düşüncelerimi mantıklı hale getirip ağzımdan çıkartana kadar başka konuya geçiliyor. Sonra ‘’İyi kız ama az salak’’.

Hoşlanma anında söylenen ‘’Birbirimize ne kadar çok benziyoruz’’ cümlesini ayrılırken hep unutuyoruz, farklarımıza sayıyoruz küfürü.

İlişkinin uzatma evresinde hep bi taraf kurtarmak için çırpınır; diğeri ise ‘’yalnız kalmayayım bari’’ diye gözler fıldır fıldır arayışta.

Ayrıldıktan sonra ilk arayan sensen, dıt sesini nefes almadan dinliyorsun ve karşı taraf telefonu açmıyor ya Allah o anın belasını versin.

Bizi tanımayan insanlar, kötü olduğumuzu düşündüğü için bize pislik yapıyor; tanıyanlar ise onlara kötülük yapmayacağımızı bildiği için.

İnsan ayrımımı dersin yaptığıma, hayvanlık mı bilemem ama ‘’Sinirli Erkek’’ dünyanın en korkutucu, heves kırıcı ve yok edilmesi gereken şeyi.

Dünyanın en eğlenceli şeyi cast seçimiymiş meğersem, cillop cillop kızlara, erkeklere ‘’ööeehh bu ne be olmaz’’ deme hakkına sahip oluyorsun.

Bir Pucca atasözü der ki ‘’ense terleyince bütün fön boşa gider’’ yani adama güvenmiyorsan her an koy verir diyorsan onla yola çıkma.

Konserlerde sahneye oryantal yapmak için fırlayan izleyici gibi hissediyorum bugün kendimi. Öyle sazanlık, kendimden vazgeçmişlik ve gaz var.

Göz makyajı biter bitmez gelen o hapşırık, sen napıyorsun ya, ne pislik ne karaktersiz bişeysin! Panda gibi oldum senin densizliğin yüzünden.

İstanbul bu kadar büyük olmayaymış iyiymiş, başka semte giderken gurbete gidiyorum sanki, evdekiler çoluğa çocuğa karışacaklar dönene kadar.

Yaptığımız her şeyin ana sebebi millet bizi beğensin, gıpta etsin, pohpohlasın, sevsin, kıskansın, umursasın diye. Bomboş yaşıyoruz işte.

Zorlayınca olmuyormuş, çabaladıkça daha da yıpratıyormuşsun kuyudan çıkmaya çalışırken üstüne daha da çok toprak atıyormuşsun.

Telefonda artık ilk sorduğun soru ‘’Neredesin?’’ olduysa, canım kötü haberi vermek istemem ama ayrılacaksınız.

Eğer canını yakıyorsam beni unutmandan korktuğum içindir. Bilirim, acıdır geçmişi yaşatan ve acını unutmak için güzel anları anımsar hafızan.

Benim için moda ikiye ayrılıyor; şişman gösterenler ve zayıf gösterenler.pucca-resimli-sozleri

Gece davetlere erkekler spor giyinmiş olarak gittiğinde ufff ne cool; kadınlar kotla gittiğinde ‘’Kekomanciye bak’’ adaletin bu mu dünya!

Keşke gelenek ve göreneklerimizde Sufle haftası gibi bişi olsa, pastaneler evlere dağıtsa, komşular gelse gitse sufle verse tabağı beklese.

“Sözel” bölümü gelecekte hesap kitap gereken şeyler duyduğunuz an “Sözelciyim Ben” diyip işin içinden sıyrılmanız için yapılmış.

Arkadaşının düğünü için elbise seçerken tek kural; görümceden abartı olma, damadın zamanında tek gecelik ilişki yaşadığı kızdan silik olma.

Aslında evlilikten çok evlenme teklifi meraklısıyız. Yani evlenmesek bile bi teklif et di mi, ayı!

Çirkin şansı denilen şey, ’’Çirkinle birlikte olanın şansı açılıyor’’ anlamındaymış. Selam yakışıklılar şansınız açılsın istemez misiniz?

1.71/5 (7)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺