Ölümün Dört Rengi-Dücane Cündioğlu

Dücane Cündioğlu’nun En Çok Okunan, Satan Kitaplarından; Ölümün Dört Rengi

Ölümün Dört Rengi romanı Düşünür, yazar Dücane Cündioğlu’nun en çok satan kitapları arasında yer almaktadır.

Dücane Cündioğlu’nun Ölümün Dört Rengi romanı ilk kez 2009 yılında yayımlandı. Kapı Yayınları tarafından yayımlanan Dücane Cündioğlu’nun Ölümün Dört Rengi kitabı 127 sayfadan oluşmaktadır.

Ufka dikin gözlerinizi, bakın, ustamız Hızır bizi bekliyor, iki denizin birleştiği yerde… günahların tam da ortasında…

O hâlde, Yusuf gibi, dünyaya sırt çevirelim de varsın gömleğimiz arkadan yırtılsın!

Kıyamet günü Münker’le Nekir’e gösteririz, ‘tek hayırlı amelimiz bu!’ deriz; ‘Biz dünyayı değil, sadece onu sevdik!

Sakın zahire bakıp aldanmayın, yüzümüzün karalığı sevgiliye ihanetten değil, balçık deryası içindeki hayâline bir ömür boyu secde etmekten…

Dücane Cündioğlu’nun Ölümün Dört Rengi kitabından alıntılar:

Musil’in şu sözünü hatırla: Herkesin, yaptığı işlerde masum olduğu ikinci bir vatanı vardır.

Duymadın mı, ”önce mücahede, sonra müşahede” buyurmuş Şeyh’i Ekber.

”Başkalarının günahıyla aziz olamazsın!” der Çehov.

”Ben hiç melek görmedim, gösterin çizeyim” der ünlü Fransız ressam Gustave Courbet.

Hakikatin boyutlar olmaz. Ne hacmi, ne eni, boyu ve derinliği vardır hakikatin. Ölçülemez. Hesaplanamaz. Niceliğe indirgenemez. Sadece kavranır. Bir bütün olarak yaşanır. Bir anda. Bir defada.

Aydınlığı ve özgürlüğü ara; yaşamın kötülükleri üstüne fazla derinden kafa yorma!

Gurur, tüm nefsani kötülüklerin anası. Şeytanın sıfatı, hatta özü gurur.

Kısaca insan her halükarda muhtaç. Bilmeye ve secde etmeye.

Kavga etmedikçe kendini tanıyamazsın! Kendini karşına almadıkça… Kendini, yani tüm dünyayı.

İyi ki varsın ey ölüm!

Kendimle başım belada oldu hep.

Neye alıştıysa ondan ayrılmak zorundadır insan!

Başkalarıyla arandaki mesafeyi boş ver de bak bakalım kendinle arandaki mesafe nicedir?

Mavi: iffetin rengi.

Yeşil: dirilişin rengi.

Ölüm olmasaydı, aşk da olmazdı!

Ölüm, insan için meçhulün diğer adı. Bir muammanın.

İnsanlar, Goethe’nin annesi gibi, bile bile kötü haberleri duymak istemezler. Kötü haberleri, yani doğru ve gerçek haberleri…

Noksanlarınla, eksiklerinle, yetersizliklerinle alemin kemaline katkıda bulanacaksın. Noksan olmasaydın alem noksan olurdu; senden, senin eksiklerinden, noksanlarından, yetersizliklerinden mahrum kalırdı.

Düşmedikçe kalkamazsın.

Günah işlemedikçe tevbe edemezsin.

Sözün özü, bağışlamadıkça bağışlanamazsın.

Çok az insan ısrarla, inatla olup bitenlerin hakikatini bilmeyi ister; gerçekten de çok az insan…olumun-dort-rengi-ducane-cundioglu

Çoğu insan sadece kendilerine iyi gelecek olanı, işlerine gelecek olanı duymak ve bilmek ister. İnsanlar böylelikle kendi gerçekliklerini kurarlar. Kendi gerçeklerini üretirler.

Ayrılık adam eder insanı.

Görmeyene gösteremezsin. Haline bırakmalı.

Zavallı Van Gogh, 37 yaşında hayata veda etti, cinnet krizlerine dayanamayıp intihar etmek suretiyle.

”Felsefe ölümü tercih etmektir” der Sokrates, tüm sükûnetiyle. Sevdiklerine yol gösterir, hakikatin yolunu: ölümün tercih edilebilirliğini.

Sevgi uzaklaştırmaz, yakınlaştırır.

2/5 (4)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺