Ölü Canlar-Nikolay Vasilievich Gogol

Ukrayna asıllı Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol’un En Önemli Eserlerinden; Ölü Canlar

Ölü Canlar eseri Rus yazar Aleksandr Puşkin’in önerisi ile Nikolay Vasilyeviç Gogol tarafından kaleme alınmış bir eserdir.

Nikolay Vasilyeviç Gogol tarafından yazılan üç cilt olarak planlanan eser tamamlanamamış bir başyapıttır. Kitap bitirilmemiş olmasına rağmen dünya edebiyatında kendine yer bulmuş bir klasik haline gelmiş bir başyapıt olarak kalmıştır.

Nikolay Vasilyeviç Gogol’un Ölü Canlar kitabının özetini okumak isteyenler sitemizde Nikolay Vasilyeviç Gogol Ölü Canlar Kitap Özeti sayfasından okuyabilir.

Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabı ülkemizde birçok farklı yayınevi tarafından yayımlanmıştır.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan ve 484 sayfadan oluşan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabının Türkçe çevirisini Mazlum Beyhan yapmıştır.

İletişim Yayınları tarafından yayımlanan ve 455 sayfadan oluşan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabının Türkçe çevirisini Ergin Altay yapmıştır.

Kitapzamanı Yayınları tarafından yayımlanan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabı 365 sayfadan oluşmaktadır.

İskele Yayıncılık tarafından yayımlanan ve 342 sayfadan oluşan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabının Türkçe çevirisini Elanur Bahar yapmıştır.

Dionis Yayınları tarafından yayımlanan tarafından yayımlanan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabı 383 sayfadan oluşmaktadır.

Say Yayınları tarafından yayımlanan ve 540 sayfadan oluşan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabının Türkçe çevirisini Nazan Altay yapmıştır.

Oda Yayınları tarafından yayımlanan ve 399 sayfadan oluşan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabının Türkçe çevirisini Vedat Gülşen Üretürk yapmıştır.

Gönül Yayıncılık tarafından yayımlanan tarafından yayımlanan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabı 416 sayfadan oluşmaktadır.

Doğu Batı Yayınları tarafından yayımlanan ve 376 sayfadan oluşan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabının Türkçe çevirisini Ahmet Ekeş yapmıştır.

Beyan Yayınları tarafından yayımlanan ve 437 sayfadan oluşan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabının Türkçe çevirisini A. Orhan Açar yapmıştır.

Timaş Yayın Grubu tarafından yayımlanan tarafından yayımlanan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabı 400 sayfadan oluşmaktadır.

Antik Yayınları tarafından yayımlanan tarafından yayımlanan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabı 384 sayfadan oluşmaktadır.

Zambak Yayınları tarafından yayımlanan ve 317 sayfadan oluşan Nikolay Vasilievich Gogol’un Ölü Canlar kitabının Türkçe çevirisini Bekir Zengin yapmıştır.

Nikolay Vasilyeviç Gogol’un Ölü Canlar kitabından en güzel resimli alıntılar, sözler:gogol olu canlar kitap alintilari

Ben, elinden hiçbir şey gelmeyen, dünyanın en önemsiz solucanıyım. Zamanında çok acı çektim, görevimde doğruluktan ayrılmadım, hatta hayatıma kasteden düşmanlarım bile oldu. Sonunda yaşamak için sakin bir yer arıyorum…

Bilindiği gibi cimrilik kurdun açlığına benzer ve yedikçe daha çok acıktırır.

Çünkü korku çok hızla yayılır ve vebadan daha yıkıcıdır.

Dünya tuhaflıklarla dolu. Neşeli şeylerin altında hüzün yatar.

Görmek isteyenler için nerede güzellik yoktur ki?

Bir zamanlar, yaşadığım, geri gelmeyecek çocukluk ve gençlik yıllarımda hiç bilmediğim bir yere ilk gidişimde büyük bir mutluluk duyardım.

Boş duran insanın aklına kötü şeyler gelir, kötülükler yapar.

Hayatta her şey ansızın değişebilir.

Acı acı gülmeme güleceğim.

Rusya’da da, Avrupa’da olduğu gibi, soylular arasında, uşaklarla ahbaplık etmek, onları sorguya çekmek adettir. Ama bu yolcunun soruları anlamsız değildi.

Söz nerden açılırsa açılsın çok değerli fikirler öne sürebiliyordu. En çok hoşuna giden, sesindeki kararlılık ve davranışlarındaki rahatlıktı. Ne yüksek ne de alçak sesle; tam gerektiği gibi konuşuyordu. Tek kelime ile ne taraftan bakılırsa bakılsın her yönden mükemmel, namuslu, terbiyeli bir kimse olduğu anlaşılıyordu.

Dünyada boşuna zaman kaybettiğimi bilirken nasıl vicdan azabı duymam?

Fakat bazı şeyler vardır ki kadınlar onları asla affetmezler ve erkek de bu yüzden bütün saygınlığını, etkisini, nüfuzunu kaybeder. Kadın, erkeğe göre zayıftır ve ahlaken de onun kadar sağlam değildir; fakat bazı zamanlar, o da kudretli, dayanıklı, olur ve her şeye hükmeder.

Acılar ise bekârlarla beraberdir, onları bekler.

Bazen bir aptalın sözleri bile bir akıllıyı kandırmaya yeter.

Hiçbir sebep yokken yanındakilere kötülük eden insanlar vardır.

İlerleyen insanın hedefine varmaması imkânsızdır.

Ancak hanımların kalbine çok fazla yaklaşıp bakmak çok tehlikelidir.

O, konuşmaktan çok susar, kültüre karşı asil bir ilgi duyardı. Konusu ne olursa olsun kitap okumaya bayılırdı.

Yeryüzünde tabiat zenginliği içinde tek başına bir hayat sürmekte, arada bir kitap okumaktan daha zevkli ne olabilir.

Sizce bir insan ruhunun değeri bir turptan fazla etmez mi? Bari üç ruble verin.

İnsanın her şeyden bezmesi modern bir hastalıktır. Eskiden kimse bunu bilmezdi.

İnsanlığı koruyanların artık dinlenmelerinin zamanı gelmiştir. Niçin mi diyeceksiniz? Şunun için ki; ‘’Erdemli insan’’ ifadesi, bugün onları kullananlar tarafından değersizleştirilmiştir. Hemen her yazar ‘’Erdemli insan’’ı kalemiyle anlatırken hırpalamıştır. O derece ki erdem boğulmuş, öldürülmüş, gölgesi bile kaybolmuş, bir deri bir kemik kalmıştır. Erdemli adamdan ikiyüzlülükle söz edilir, ona hiç saygı gösterilmez. Bu nedenle, alçak adamları ele almanın zamanı gelmiştir; biz de onları kahraman olarak seçiyoruz.

Kitaplığa bir göz atarak, kitaplarını övdü, bunların insanı boş zamanlarını öldürmekten kurtardığını söyledi.

Başıma ne geldiyse iyi yürekli oluşumdan.

İnsan amacına erişmek için her güçlüğü yenmeye çalışmalıdır.

Karakterinde en soylu duyguları geliştiren insanlara ne mutlu! Böylelerinin mutluluğu artar, her an genişler ve daima ruhunun sonsuz semalarına daha derin olarak girer. Fakat bazı hisler de vardır ki, bunları seçmek insanın elinde değildir; çünkü bunlar onunla birlikte doğarlar ve onun da bunlardan vazgeçmeye asla gücü yetmez. O, yüksek bir irade ürünüdür ve ölünceye kadar insanın ruhundan ayrılmaz.

Niçin öyle bakıyorsun, niçin sendeki her şey bana bekleyiş dolu gözlerle bakıyor?

Rus halkı böyledir. Kendinden bir derece de olsa daha üstün biriyle tanışma ihtirası ve arzusu her zaman üst derecededir.

Ruslar en güç anlarda en kestirme yoldan karar vermesini bilir.

Korku, vebadan daha bulaşıcıdır ve hızla yayılır.

Nasıl, sıkılacak şeyler yok mu? Hayatın kendisi sıkıcı.

Ölüm de yamandır; küçük olsun, büyük olsun hemen çarpar, götürür.

Paran olmasın ama konuşup anlaşabileceğin dostların olsun.

Tutkular, denizdeki kumlar gibi sayısızdır. Hepsi de, en soylusundan en aşağılığına kadar, insanı baskıları altına almakla işe başlar, derken kişiyi zalimleştirirler.

Yani kendim için de geziyorum, çünkü yeni insanlar tanımak, onlarla konuşmak, kim ne derse desin canlı bir kitap okumaya benzer, ikinci bir ilim sayılır.

Neymişsin sen meğer! Görüyorum ki sen dostluk, arkadaşlık nedir bilmiyorsun, ikiyüzlülüğün iyice ortaya çıktı artık.

Kalbiniz o kadar dolu mu ki, en uzak köşesinde dahi bendenize küçücük bir yer kalmadı.

İnsanlık; toplumları, izledikleri amaçlardan, aranılan sonsuz gerçekten uzaklaştıran dar, ıssız, eğri büğrü yollar seçti. Bununla beraber, önünde, hükümdarlara ait gayet güzel tapınaklara giden doğru yol da görünüyordu. Bu yolun eşsiz bir parlaklığı vardı; onu, gece ve gündüz, güneş ve doğanın ışıkları aydınlatıyordu. Fakat insanlık, karanlıkta kalarak yolun yanından geçti. Oysa bundan haberdardı. Tanrı ona bu yolu bildirmişti. Fakat insanlık, içinde bulunduğu sis tabakasını sebepsiz kalınlaştırarak ve uçuruma doğru yuvarlanarak yolunu daha fazla şaşırdı, güpegündüz karanlık patikalarda bocalayıp durdu; sonunda da, felaketi anlayınca: ”Acaba esenliğe çıkacak yol nerede,” diye çırpındı. Şimdiki kuşaklar, geçmişin bu hatalarını anlıyorlar, hayret ediyorlar, atalarının yaptığı bu hatalarla eğleniyorlar; fakat bütün bu tarihin Tanrının ilhamıyla yazıldığını, harflerinden her birinin de şimdiki insanlığı göstererek ”İntikam” diye bağırdığını görmüyorlar. Bugünkü insanlık da, yine gülmeye, alay etmeye ve gelecek kuşakların kınayacakları hataları işlemeye devam edip gidiyor.gogol olu canlar resimli kitap sozleri

Kalbi, adeta kafesteki bir kuş gibi çırpınıyordu.

Bu yeryüzünde, kimi şeylerin şu kadına bembeyaz, öbür kadına ise Frenk üzümü gibi kıpkırmızı görünme özelliği vardır.

Çalışma odasında iki seneden beri okuduğu, on dördüncü sayfası işaretli bir kitap dururdu.

Günler hep aynı ve renksiz geçiyordu.

Son demek, bilindiği gibi, bir yapıta taç giydirir.

Sizler derine inen bakışlardan korkuyorsunuz, kendiniz bile enine boyuna düşünmekten kaçınıyorsunuz, her şeye derine inmeyen gözlerle bakmayı seviyorsunuz.

2/5 (7)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺