Nureddin Yıldız Sözleri

Sosyal Doku Vakfı Onursal Başkanı İlahiyatçı Yazar Nureddin Yıldız’ın Söylediği Sözler.

Nureddin Yıldız’ın Sözleri:

Biz Hazreti Ebubekir’e ulaşamayacaksak eğer, Hazreti Ebubekir de bu zamana ulaşamaz. Bu sadece şeytanın bir tuzağıdır. Ulaşamayacağımız tek şey sahabelik makamıdır.

Duyarlı Müslüman bir hanım, internet gibi insandan cine kadar herkese açık ve bir daha kapatılamayan bir ortama fotoğraflarını nasıl koyabilir?

Elleri, ayakları, gözleri ve kulakları iffetli çocuklar yetiştirmek cihattır.

Ev ziynetine takılıp kalmayan, cennet nimetlerinde gözü olan kadınlar umudumuzdur

İlaç niyetine kitap okuyan bir ümmet olmalıyız. Bu ümmet kitap ümmetidir.

Kız çocuğu, sadece evlat değildir. Kız çocuğu, cennet anahtarıdır.

Mesele; Kırk Ebubekir arasında kırk birinci Ebubekir olmak değil. Asıl mesele Kırk ebucehil arasında Bir Ebubekir olmaktır.

Mü’min, Allah’la beraber olma uğruna tek kalmaya razı olan insandır.

Namazı kaybedenin kaybedecek bir şeyi kalmamıştır.

Sıkıntılarımız bizi psikologlara değil önce Allah’a götürmeliydi.

Acizim ama çaresiz değilim, yalnızım ama asla sahipsiz değilim.

Anne, çocuğuna süt emzirir gibi iman ve ahlak da emzirmeli.

Allah, sevdiği kulunu rahat bırakmaz.Nureddin Yildiz resimli sozleri

Mülk Allah’ın, biz de Allah’a çağırıyoruz!

Tesettür; görünmek için değil, korunmak içindir.

Tıp ne kadar ileri giderse gitsin; İnsanların ar damarındaki çatlağı hiçbir zaman kapatamayacaktır.

Yükün altında eziliyorsak bunun sebebi yükün ağırlığı değil, o yükü nasıl taşıyacağımızı bilmemektir. Yoksa Allah kuluna zulmetmez.

Zalime karşı organize olmayan ümmetin mukaddesliği kalmamıştır.

Müslüman’ın sözü, banka teminatından güçlü olmadıkça daha yapacak çok işimiz var demektir.

Namazı ihmal eden, derdine sebep aramasın.

Şehitlik en iyi ölene değil en iyi yaşayana verilen bir ödüldür.

Zina, genç yaşlı asrın hastalığı ve asrın fitnesi, insanlar bu fitne ile imtihan olacak.

Evlilikle ilgili şeriatımız İslam’ın yaş haddi yoktur. Bu ne demek, buluğ çağından önce de bir çocuk evlenebilir. Çocuklar arası nikah da yapılabilir. Büyük-küçük nikahı da yapılabilir. Mesela 7 yaşında bir kız çocuğu, 25 yaşında erkek… Veya 7 yaşında bir erkek çocuğu, 25 yaşında bir kız ile nikâhlanabilir. Nikahlanmalarında sakınca yoktur. Kuran’a iman eden bütün Müslümanlara göre evlilik için bir yaş söz konusu değildir. 10 yaşında, 7 yaşında, 6 yaşında nikaha engel bir durum yoktur.

Nureddin Yıldız’ın Çocuk Evliliği Üzerine Söylediği Sözler Üzerine Birçok Kesimden Büyük Tepki Gelmesi Üzerine Yapmış Olduğu Açıklama.

Değerli Mü’min kardeşlerim!

Sizlerle yapmış olduğum sohbetlerin programını üç ayda bir hazırlıyorum. Bu üç aylık zaman zarfında araştırmalarımı yapıyorum, söyleyeceğim sözleri değerlendiriyorum, dolayısıyla üç aylık bir program üzerinden konuştuğum için bugünkü konuşmayı düşündüğüm, haftalar önce hazırladığım konu, bugünkü konuşmayı düşündüğüm, haftalar önce hazırladığım konu Resulullah’ın(s.a.v.) ‘’Müslüman buğday başağı gibidir. Münafık da çam ağacı gibidir. Buğday başağını rüzgar bir o yana bir bu yana sallar ama deviremez. Çam yıllarca dik durur büyük bir fırtınada yıkılır gider. Hayat böyledir.’’ dediği hadis-i şerifi konuşacaktım.

Pek çoğunuzun bildiği gibi yaşadığımız topraklarda cereyan eden Müslümanı kabuğuna sindirme, ezme, Müslümanı mikroplu, vebalı gibi yapıp evine bile giremez hale getirme kampanyalarından biri de bizim üzerimize Allah’ın takdiri ile tesadüf etti. Bugün o hadis-i şerifi kürsüden açıklasam şahsıma yorumluyormuşum gibi anlaşılmasından çekindiğim için o konuyu bugün burada işlemek istemedim. Bu hususta sizden affınızı ve burada sizi böyle bir özürle bir tür oyaladığım için bağışlamanızı istirham ediyorum. Aziz kardeşlerim. Bu ümmetin bir çile ümmeti olduğunu iman ederek biliyoruz biz. Ağaç kabuğu yemek zorunda kalmış bir peygamberin ümmetiyiz elhamdülillah. Kitabımız Kur’an bize müşrikler sizi ezmek için propaganda yapacaklar, bunu dinleyeceksiniz, hazır olun diye uyarmıştı zaten. Çile ümmetiyiz, çilekeş Müslüman’ız, Allah’ı kimseye şikayet edemeyiz, dertlerimizi Allah’a şikayet ederiz. Yorgun değiliz, bitkin değiliz. Ancak değerli kardeşlerim sizinle paylaşmak mecburiyetinde olduğum hissiyatım da var. Bir kere bu mübarek camileri, defaatle izah ettiğim gibi şu mübarek camileri, hiçbir şekilde bir Müslüman’ın kişisel müdafaası için kullanmayı asla tasvip etmiyorum. Bugün Diyanet İşleri Başkanımız, “Çık bizzat kendini müdafaa et. Ben yanındayım.” dedi. “Asla olmaz Hocam. Kürsüler Allah’ı ve peygamberi anlatma yerleridir. Özel halimiz her ne kadar İslam adına olsa bile biz hala İslam’ın böyle kürsülerde şahıs kavgalarının yapıldığı zamanını yaşamak istemiyoruz.” dedim. Bu nedenle kendimi müdafaa etmiyorum. Müdafaa yerim burası değil. Bu nedenle bu maksatla hepinizin de inşallah izleyeceği göğsümüzün kabaracağı sonuca ulaşıncaya kadar, bir hafta, iki hafta, ne kadarsa bu kürsü derslerine ara vermek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Hem Hacı Bayram Camii’nde hem bu camii de, genç üniversiteli kardeşlerimizin hayatına yön veren ve Resulullah ile buluşturan çalışmalarımız kıyamete kadar ömrümüz varsa devam edecektir. Bizi kimse bundan engelleyemez. Ama biz Dar’ul Erkam’ı da kullanırız. Bilal’i Kabe’nin sırtına çıkartıp ‘’Allahuekber’’ dedirten de bir dindeniz. Vaktini beklemek, camilerimizi fitne ve fesattan korumak zorundayız. Bu kardeşiniz, Allah kabul ederse, rızasına hizmet etmek için kimsenin baskısında olmadan sadece Allah korkusuyla konuşmaya gayret ediyor. Bir iddiası yoktur ama bu gayret içerisindedir. Dualarınızı istirham ediyorum. Hiçbir şekilde yılmıyoruz.

Bu memlekette benim de hocam olan, 1976 yılında benim hocam olduğu için tanıdığım ve bu kürsünün benden önceki sahibi Timurtaş Hocaefendi, defalarca linç altında kaldı. Devlete uzun hapis yılları borcu olarak ahirete gitti. Hocamdı, övünüyorum, iftihar ediyorum. Şimdi taktik değiştirdi dünya, başka sistemlerle hocaefendileri kürsülerden almak istiyor olabilirler. Onlar istediklerini yapacaklar, bizler ağlamayacağız, geri dönmeyeceğiz. İnşaallah karşınızdaki kardeşiniz, korktuğu için, çekindiği için özür dilemeyecek. Yanlış yaptığı zaman Allah’tan af dileyecek, mü’min kardeşlerinden helallik isteyecek. Bu size Resulullah’ın sahibi olduğu bu mihraptaki bir sözdür. Bunu bu şekilde teyit edilmiş olarak alıp gidebilirsiniz kardeşlerim. Ancak bir hakikati de tekit etmek istiyorum. Kardeşlerim, biz cephelerde yüzbinlerce belki milyonlarca kâfirlerin kılıçları altında, kurşunlarıyla öldürülmüş, şehidler vermiş bir ümmetiz. İlk günden beri hala şehidler veriyoruz. Ama Ebu Hanife, Müslüman bir siyasetçinin kırbacıyla ölmüştür. Ahmed bin Hanbel’i Müslüman birisi Allah rızası için kırbaçlamıştır. Bu ümmet, iç çilelerini dış çilelerden daha çok çekmiştir. Allah herşeyi görüyor. Herşey Allah’ın hükmüyle ve kaderiyle cereyan ediyor. Biz bu hususta sıkıntılı değiliz, şikâyetçi de değiliz. İsterdik ki bugün burada Resulullah(s.a.v.)’ın bir hadis-i şerifini dinleyelim, canım peygamberim diye buradan çıkıp gidelim isterdik. Ama oluşturulan kaos ortamı, Müslümanın birbirine ezdirilme gayreti, Müslümanların birbirlerine ‘’Zamanı mıydı bu sözler?’’ şeklindeki beyanları kesinlikle bir çiledir. Bu çileye de talibiz biz.

Kardeşlerim!

Beni burada bir buçuk senedir dinleyen mümin kardeşlerimin yüzünü kızartacak birşey yapmadım. Savunmak için söylemiyorum ama bu on beş günden beri bütün Türkiye’de her türlü siyasi, ekonomik ve coğrafi sıkıntıların üstündeymiş gibi saldırılan konuda, benim gibi okumuş hocaefendilerin, ‘’Zamanı mıydı şimdi?’’ sözüne burada cevap vermek zorundayım. Ben bugünkü Türkiye şartlarında hiçbir şekilde gerekli olan olmayan diye bir konu ayırmıyorum. Ama üç yıl önce bayan talebelerimle yaptığım 116 saatlik dersin, bütün fıkhı, İslam şeriatını, fıkhını baştan sona okuduğum dersin kayda alınmış şekli internette vardır. Fıkıh dersidir ve kadın gözüyle okunmuştur. Bu ders, içerisinde otuz dakikalık bir bölüm ümmet-i Muhammed’in bugüne kadar iffeti ve namusuyla ilgili bir bölüm olduğu için, onu muhakkak talebelerime aktarmam gerektiğini düşündüm ve onun içinden birer dakikalık iki bölüm birleştirilerek, adeta Müslümanları en adi suçlarla suçlamaya müsait bir cümle oluşturulmuş.Ne yazık ki Müslüman olduğunu düşünen ve Müslümanların duasıyla ancak belli yerlerde durabileceğini düşünen insanlar bile “Vay be.” demek zorunda kalmışlardır. Kendileri çok kısa bir zaman önce aynı şeylerle ipe götürülürken üzülenler, başkasının ipe gitmesini seyretmekten haz duymuş da olabilirler. Beni hiçbiri ilgilendirmiyor. Ben doğmadan önce kaderimi yazan Allah’a iman ettim. Hepimiz böyle iman ettik. Her mümin hata eder. Hata etmek mümkündür. Ama hatada inatlaşmak Müslüman kültürü değildir. Mesele büyük oranda izaha kavuşmuştur. Çünkü üç yıl önceki kayıtlar bugün olduğu gibi hala ortadadır. Ümmet-i Muhammed’i üzecek tek bir kelime inşaallah sarf edilmemiştir. Olsaydı zaten ümmetimden helallik istemeyi, özür dilemeyi imanımın gereği yapardım ben. Ümmetime leke bırakıp gittikten sonra, değil bu kürsülere çıkmak bu camilerde namaz kılmak bile bana yakışmaz olur diye düşünüyorum.

Kardeşlerim!

Sizden istirhamım, biz çok vakur bir şekilde, sokak ağzına tevessül etmeden bu meseleyi izaha kavuşturmak istiyoruz, ümmetimize leke bırakmamak istiyoruz, Türkiye’de müminlerin sokaklara çıkmaktan utanmalarını isteyenler bizi utanılacak bir iş yaparken biiznillah görmeyeceklerdir. Camiilerimizde kaos, gürültü, yuhlama, bağırma, çağırma yapacağımızı zannedenler, boş avuçlarıyla hayalleriyle geri döneceklerdir. Hiç kimse müminlerin camiide birbirini kırdığını göremeyecektir. Kardeşlerim biz bu mihrapta Ömer bin Hattab’ı şehid verdik, Ali bin Ebi Talib’i şehid verdik, üçüncü bir şehid verecek adamımız olmamalıdır artık diye düşünmek zorundayız. Sizden istirhamım, kesinlikle adınız kadar kati bilin ki bu kürsüden daha önce indirilip otuz kırk yıl hapis borcuyla ahirete giden Timurtaş Hocaefendi’nin talebesi gibi olmayacağım. Onun talebesiyim ama hiçbir şekilde teslim olmayacağız. Teslim olmadan, ezilmeden, şeriatımızı, şeriatımızı diyorum, Müslümanlığı demiyorum; çünkü onlar Müslümanlıktan onlar itaat eden, sessiz insan anlıyorlar. Şeriatımı, Allah’ın dinini savunacağız, müdafaa edeceğiz ama yaşayacağız da. Bu bir vaattir. Allah’ın mescidindeki vaadimizdir. Ezilmeyeceğiz. Sabırlı olmanızı istirham ediyorum. Camiiler bizim anons merkezimiz değil, kavga merkezimiz değil, Allah’a itaat etmek huzur bulmak yerimizdir. Siz inşaallah destek verdiğiniz sürece ki desteğiniz duanızdır, hakka sahip olmaktır, körü körüne teslim olmak değildir. Hiçbir insan peygamber hariç körü körüne teslim olunacak bir insan değildir. İnşaallah iyi işler yapmaya muvaffak oluruz. Sizlerden istirham ediyorum bu haftayı dinlenme haftası kabul edelim.Nureddin Yildiz sozleri

Bizi tükürüğe boğmak isteyenler, özür dilerler, aynı güç ve oranda sözlerini geri alırlarsa biz itham edildiğimiz bir suç olmadığı için mümin olmayanların çocukları küçük yaşlardan itibaren stadlarda seyretmek, avretlerini seyretmek kültürü olanlardan etkilenmeyecek kimseler olduğumuz için, haftaya inşaallah kürsümüzdeyiz. Bunu ilan edeceğiz. Dinimizi konuşacağız, şeriatımızı konuşacağız. Ama herkes de bilecek ki Çanakkale’de de müminler ezilmez, kürsülerinde de sokaklarda da ezilmez. O dönemi bitti insanlığın. Bunu öğrenmek, bilmek zorundayız. Lütfen evlerimize gidelim. Rabbimize sığınalım. Daha zor günler bizi bekliyor kardeşlerim. Bugünler belki rahmetle yadedeceğimiz, basit kalacak günler bizi bekliyor. Enerjimizi, camii önlerinde, şurada burada bitirmeyelim. Daha büyük günlere hazırlanalım. Daha zor günler bizi bekliyordur. İnşaallah ayağımız kaymadan, dilimiz burkulmadan, ellerimiz yanlışı tutmadan Rabbimize kavuşacağız. Hepinize teşekkür ediyorum. Hakkınızı helal ediniz. Lütfen, camiinin önünde herhangi bir nümayişe ihtiyaç yoktur. Biz yapacağımızı yaptık. Allah bizimle beraberse biz galibiz. Allah bizimle beraber değilse bağırdığımız boşa gider. Allah’a emanet olun. Selamünaleyküm.

2/5 (1)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺