Nefes Nefese-Ayşe Kulin

Nefes Nefese Romanının Yazarı Kimdir, Ayşe Kulin’in Nefes Nefese Romanın Konusu, Ayşe Kulin’in Nefes Nefese Romanının Özeti, Ayşe Kulin’in Nefes Nefese Romanının Ana Fikri Nedir, Ayşe Kulin’in Nefes Nefese Kitabından Sözler, Ayşe Kulin’in Nefes Nefese Kitabından Alıntılar.

Ayşe Kulin’in Everest Yayınları tarafından yayımlanan Nefes Nefese kitabı 372 sayfadan oluşmaktadır.

Tarihi ve güncel gerçekleri kurguyla harmanlamaktaki ustalığı ile bilinen Ayşe Kulin, Nefes Nefese adlı bu romanında okurlarına bir kez daha dünyanın farklı bir yüzünü aktarıyor, İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşanan bir öykü Nefes Nefese. Avrupa’yı kasıp kavuran ve tarihin en acımasız gerçeklerinden biri olan Nazizm’i, dönemin Türk diplomasisinin korumaya özen gösterdiği ince dengeyi ele alırken, bu tarihi planın ön yüzünde de Osmanlı vezirlerinden birinin kızıyla evlendiği Yahudi gencin aşkını ve kaçışını da dile getiriyor. Son dönemlerde yazılmış, bireylerin tarihi ile insanlığın tarihi arasındaki o kaçınılmaz kesişime ışık tutan en önemli romanlardan biri olan Nefes Nefese, usta bir yazarın başyapıtları arasında yer almaşım da haklı çıkartıyor böylece. Her zamanki sürükleyici anlatımı ve ustalıklı kurgusuyla Ayşe Kulin bir kez daha, okurlarının gösterdiği ilginin nedenini açıklamış oluyor.

Ayşe Kulin’in Nefes Nefese kitabı baştan sona kadar sürükleyici, akıcı bir üslup ile okuru adeta içine çekiyor

Ayşe Kulin’in Nefes Nefese romanından alıntılar:

Siz uyursunuz bütün gece ben bir ilmik daha atarım gecelerden gecelere.

Kırklı yıllarda mevsimler adlarının hakkını verirdi başkentte: Kışlar bol karlı ve müthiş soğuk, yazlarsa buram buram sıcak olurdu. Önlerindeki yaz, aylarının ise cehennemi aratmayacağı, Ankara’yı her bakımdan bunaltacağı şimdiden belliydi. Bir hafta kadar önce Alman Şeriri Von Papen, Hitler’den bir mesaj iletmişti başbakana. Uzun süren ziyaretin sona ermesini, nefeslerini tutup beklemişlerdi ilgili memurlar.

İkinci Dünya Savaşı süresince yaşadığı en sıkıntılı ve endişeli günlerine giriyordu Türkiye. Çünkü savaş, bir orman yangını gibi her tarafa bulaşmaya başlamış ti ve savaşan her iki tarafın da Türkiye’den beklentileri vardı.

İptidailliğinizle bir de iftihar mı ediyorsunuz? diye sormuştu Selva. “Kolaylıkla adam vurabiliyorsanız, nerede kaldı sizin Müslümanlığınız?

Hayat gürül gürül akan bulanık bir dere gibidir.nefes nefese ayse kulin

Savaş buydu işte ve esas zafer masada kazanılırdı, meydanlarda değil.

İnsanları inançlarından dolayı aşağılamanın ne kadar ilkel bir davranış tarzı olduğunu düşündüğü için bağışlamamıştı babasını.

Bu Almanlar, ne zaman bitleri kanlansa, dünyanın başını derde sokarlardı çünkü.

4/5 (3)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺