Mezarlık Toplumu-Mesut Budak

Mezarlık Toplumu Romanının Yazarı Kimdir, Mesut Budak’ın Mezarlık Toplumu Kitabını Oku, Mesut Budak’ın Mezarlık Toplumu Romanının Konusu, Deccal’e İki Adım Kala Kitabını Oku, Mesut Budak’ın Mezarlık Toplumu Romanından Sözler, Mesut Budak’ın Mezarlık Toplumu Kitabından Alıntılar, Mesut Budak’ın Mezarlık Toplumu Romanının Özeti.

Mesut Budak’ın Cinius Yayınları tarafından yayımlanan Mezarlık Toplumu Deccal’e İki Adım Kala romanından alıntılar:

Tümü heyecan yüklü, hızlı olay akışı ve eğlenceli diyaloglarla, fantastik öğelerle, bazen de hüzün ve korku dolu olaylarla bezenmiş bir roman bu. Belirsiz bir zaman aralığında, Deccâle iki adım kala, tüm hayatı mezarlıklar içinde geçen bir toplumdaki insanların yaşamlarından kesitler bulacaksınız bu romanda. Alışılagelmiş roman okumasındaki olay örgüsü, zaman, mekân, karakter yapısı ve üstün özne bütünlüğü, bu romanda, yerini, olay akışının parçalanmasına, zaman ve mekân olgularının kırılganlığına, karakter ve öznelerin paramparçalanmışlığına bırakmaktadır.

Kitap, bireyselden toplumsala, toplumsaldan siyasala doğru genişleyen bazen de tam tersi yönde, siyasal ve toplumsaldan bireysele doğru daralan bir yapıya haiz. Bu romanın en önemli özelliklerinden biri de okunmaya hangi bölümden başlanırsa başlansın, son bölüm en son okunmak kaydıyla, anlatılanların anlaşılabilirliğinde yatmaktadır.

Özellikle günümüz toplumsal alt yapısının ve iktidarın uygulanma biçimlerinin hangi koşullar altında devam edebildiğinin bir analizi gibi roman. Kitap, içerik ve biçim tartışmaları, dil-anlatı-söylem-özne-iktidar analizleri ışığında okunursa, pek çok açıdan yeni değerlendirilmelere de tabi tutulabilir.

Romanı bitirdiğinizde, Hegel, Marx, Althusser, Lacan, Zizek’in söylediklerinin Türk toplumsal yaşamını anlamak için değerlendirilebileceğini, fakat, toplum yapımızı anlamak için, bu düşünürlerin çok ötesine geçilmesi, yeni düşünce biçimlerinin geliştirilmesi gerektiğini de hissedeceksiniz. Kitabın tüm öznelerin, tüm iktidar ve direniş odaklarının, kendilerini ve diğerlerini bir yeniden okumaya tabi tutmalarının yolunu açması ümidiyle.

Elimde balyoz, mezarın üstüne çıkmışım. Kaldırdım balyozu, indireceğim tam; – yan tarafında oturan Faik’i göstererek – bu, arkamdan, “Yahu bak hele bir dakika, dur hele bir…” diye mızıldanmaya başlamaz mı? Döndüm; “Birisi falan görmesin bizi, ne yaptığımızı falan anlamasın,” diye sayıklamakta. Sayıklamak dedimse; herif göz göre göre, içinde bütün bir Hitit milletinin üstelik de bunların koskoca ordusunun ve de krallarının da yattığı bir mezarlığı boka boyayacak diyeyim de sen anla artık nasıl bir sayıklamakta. Balyozu kaldırdım tekrar, tam indireceğim, bizimki yine “Şişşt” demez mi!.. Tekrar döndüm buna, zaten can boğazıma gelmiş; tam “Ne var ulan, madem bu boku yiyemeyecektin, ne işin var burada?” diyeceğim; yutkundum bir, içime attım. Neden dersen, herif zaten direksiyonun başından hiç inmemiş; geri dönüp bastığı gibi toz olacak, bizi de orada tohum gibi ekecek. Ondan sonra da kök sal, yeşer artık orada; polis mi gelir ilk önce güzelim filizlerini budamaya, yoksa Hitit kralı askerleriyle mezarından kalkar da “Güzel ağaçmış, alın ulan bunu, o benim güzelim saray bahçeme ekin, budayın sonra da şunun dallarını, devletlû cananımla bahçe gezintileri sırasında gölgesinden faydalanırız” der de onlar mı budar bilemem…

Allah’ım ne… Ne olmuş burada? Doğal afet mi, deprem mi, sel mi? Ne yaşanmış acaba? Nasıl olur, nasıl haberim olmadı? Binlerce… Binlerce… Cenaze, ama nasıl?

Emre, kalabalığın tümünü birden bir bütün olarak gözlemleyerek, şunların “ne halt ettiklerini” anlamanın imkânsız olduğu kanısına varınca, ne yapmaya çalıştıklarını anlamak için, içlerinden kendisine yakın tarafta bulunan bir tanesini seçip, bunun el kol hareketlerini pürdikkat izlemeye koyuldu. Herif, önce, dikildiği yerde kollarını iki yana açıp, önündeki mezarlığın hem baş ve ayak tarafındaki, hem de yan tarafındaki kenar duvarlarını göz kararı bir ölçtü. Sonra, avuç içlerini belinin iki yanına dayayıp mezarın içine doğru eğildi ve birden doğrulup ellerini belinden yukarı doğru, göz hizasına kadar kaldırdı. Bunu yaparken, halen elleriyle belini tutmaya devam ediyormuş gibi, iki eli arasında kalan mesafeyi hiç bozmadan ellerini hareket ettirmeye özen gösteriyordu. Beline ve iki avucu arasında kalan mesafeye dikkatlice baktı. Sonra tekrardan, mezarı tam karşısına alarak iki kolunu yanlarına doğru açıp, bir mezarın genişliğine bir de kolları arasındaki mesafeye baktı. “Deli midir nedir? Herhalde göz kararı ile vücudunun kalınlığını ölçüp mezarın genişliği ile vücudu arasında bir kıyaslama yapıyor,” diye düşündü Emre. Herif gerçekten de mezarın genişliğini ölçmeye çalıştığını iyice göstermek istermiş gibi, bu sefer de mezarın etrafında hızlı adımlarla bir tur attı; sonra da tekrar döndü, biraz evvel kollarını ve belini kullanarak yaptığı ölçümü bir kez daha tekrar etti. Sonra birden sağ elini aşağıya uzatarak mezarın içine doğru iyice eğildi.Mezarlik Toplumu Mesut Budak

Şaşkınlığı bir kat daha artmıştı Emre’nin. Çünkü mezarın içinden yukarıya doğru ansızın uzanan bir başka el, herifin elini yakaladı. Bu mezarın içindeki elin sahibi, toz toprak içinde kalmış bir başka herif, sanki hortlamış gibi, yukarıdakinin elinin de yardımıyla, ıkına ıkına kendini yukarıya, mezarın dışına çekmişti. “Bu da nedir yahu?” diye söylendi kendi kendine…

4.14/5 (7)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺