Mehmet Coşkundeniz Sözleri

Aşk Doktoru Mehmet Coşkundeniz’in En Güzel Sözleri.

Aşk Doktoru ismi ile bilinen yazar Mehmet Coşkundeniz’in Sen güzel resimli sözlerini daha önce Mehmet Coşkundeniz Resimli Sözleri sayfasında yayınlamıştık. Mehmet Coşkundeniz’in en güzel resimli sözlerini isterseniz facebook, twitter, instagram gibi sosyal medya araçlarında paylaşabilirsiniz isterseniz de buradaki en güzel sözlerini okuyabilir isterseniz bu sayfada yer alan en güzel sözlerini paylaşabilirsiniz.

Mehmet Coşkundeniz’in en güzel sözleri:

Ve o aşk bir gün gelip de yerleşince yüreğime, vazgeçilmez oldun… Ve ben, o günden beri, beni bir gün sevebilme ihtimaline karşı seni hep kalbimde taşıyorum…

Aşk hiç bitmez, aşk tükenmez aslında… Aşk en derinimizde keşfedilmeyi bekler sadece ve özgürce yaşanmak ister.

Her şey bitti artık dediğimiz zamanlar olmuştur; aşktan elimizi eteğimizi çektiğimiz her gün aynı gökyüzüne bakıp iç geçirdiğimiz dar vakitler yorgunuyuzdur mutlaka hayatımızın bir bölümünde. Her şey birbirinin aynısıdır: Deniz bildiğimiz maviliktedir, güneş artık ısıtmaz içimizi temmuz sıcağında bile. Her gün bildik yüzlere aynı selamlar verilir ve her sabah üşenmeden taktığımız maskelerle yeni bir güne daha başlarız. Yeniden… Yeniden… Yeniden…

El ele tutuşmuş her sevgili bir parça daha içimizi burkar, her ayrılık şarkısı içimizi bir kez daha kanatır… Biten aşklarımızın hepsine bir türkü yakarız, artık geçmiş oldu hepsi diyerek…

Aşk olmasaydı şiirler okuyabilir miydiniz puslu havalarda sevgiliye sarılarak…

Aşk herkese yakışır; yüreğimizi aşka açtığımız, inandığımız sürece.

Senin yolun açık olsun, bırak aşk bana kalsın

Sen gözlerini kapıyorsun, bir sen varsın, başka hiç kimseye bakmıyorsun.

Hiçbir kaygıya yer vermeden, hiçbir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşebileceğini.

En saf, en duru haline dönmelisin ki yaşayabilesin aşkı.

İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip, darmadağın eden, sonra da hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum.

‘’Seni çok seviyorum’’ diye başlayan ve ‘’Ama…’’ ile devam eden cümleleri duymaktan bıktım. Seviyorsan seviyorsundur, aması olmaz bu işin.

Her gidişine ayrı anlam yüklüyorum.

Aşk olmasaydı hangi müzik içinizi kanatırdı, dans ettirirdi…

Kiminle beraber olduğun değil, nasıl bir aşık olduğun önemlidir. Aşk senin aynandır, aşkı yaşama şeklin kişiliğini yansıtır. Bilgin, birikimin, aklın ve zekan aşkta nasıl davranacağını belirler. Bu nedenle kendinden soyutlayamazsın aşkı. Evet, aşık olduğunda bir anda değişebilirsin. Ama inan bana, bu değişimin tabanında yine senin kişiliğin vardır. Değişmeye müsaitsin ki, değişebiliyorsun.

Özlemek, aşktandır. Özlemekten korkma, beklemekten kork. Özlemin kavuşmayla diner, ama beklediğin kavuşma gerçekleşmezse özlem içini tüketir, yakar seni. Özlenenle ilgili bir şeydir bu, verdiği sözleri tutmazsa, gelmezse, kavuşma gecikirse özlem aşkı tüketen bir unsur haline gelir.

“Aşk arıyorum ama bulamıyorum” diyorsan emin ol, ömrün boyunca bulamayacaksın. Sen aşk değil, ‘partner’ arıyorsun. Gezmek, eğlenmek, sevişmek için… Bunun için de kimse kınamaz ki seni… Ama “Aşk arıyorum” diye dolaşma ortada. Kendine ‘manita’ yap, boy göster gündüzlerde gecelerde. Aşk bulunabilecek bir şey değil, evet bir hazinedir de haritası yok, bulamazsın. Sen yeterince hazır olduğunda o seni bulur ancak.

Sevmediğin biriyle sırf yalnız kalmamak adına ya da başka dinamikler nedeniyle birlikte olma. Aşık ol, demiyorum sana ama en azından sev. Sevmediğin birine dokunmak ruhunu yaralar. Bunu o an fark edemezsin ama daha sonra pişmanlığını yaşarsın. Sadece zaman değildir boşa giden, harcanmış duygulardan söz ediyorum. En azından sev, dedim ya aşık olmayıp da insanlığını sevdiğin için birlikteysen yine de bir tehlike konusunda uyarmalıyım seni. O tehlikenin adı aşk.

Aşk için gözyaşı dökmeyi aptallık olarak görenlerin geçmişine bak. Hepsinde mutlaka yaralı bir aşk hikayesi vardır, hepsi o dönem gözyaşı dökmüştür. Öyleyse onlar da aptal… Aşk aptal gibi görünme riskini göze almaktır zaten. Bu riski göze alamıyorsan hiç girme bu işe. Ve sana, ağladığın için aptal diyenlere “Asıl aptal sizsiniz, aşkımın büyüklüğünü göremediğiniz için” de.

Yaralı bir kuşun kanat çırpışları gibiydi birbirimize son dokunuşumuz.

Ayrılığın ustası olunmuyor sevgilim, ayrılık öğrenilmiyor.

Aşkı yaşatmak kolay değil. Bu senin tek başına elinde de değil. Aşk ancak, bu aşka konu olan iki kişinin birden çaba göstermesiyle yaşayabilir. Senin tek başına gösterdiğin çaba bir süre sonra acı verecektir çünkü. Çaba gösterip de işe yaramadığını gördükçe daha da kanayacak kalbin. Buradan rahatlıkla şu sonucu çıkarabilirsin. Karşındaki çaba göstermiyorsa bil ki; o aşık değildir. Başka hiçbir teste, soruya gerek yok.

Aşık olduğun kişi, bu dünyada en anlaşamadığın kişi olabilir. Bunu garipseme. Aşk insanın kendisindeki eksiklikleri başkasında tamamlama arzusudur çünkü. Senin eksiklerini o tamamlayacaktır ve başta sen bunu çok yadırgayacaksındır. Çünkü eksikliklerin yüzüne vurulacak ve belki de bunlarla ilk kez yüzleşeceksindir. Bu yüzleşmeyi çatışmadan tamamlarsan eğer, o anlaşamadığın kişinin senin için ne kadar değerli olduğunu anlayacaksındır.

Her gidiş bir bitiştir, bunu biliyorum ama her bitiş bir başlangıç değilmiş, öğreniyorum.

Gittin… Ben, arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki. Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi. O karanlıkta yolumu kaybedeceğim diyecektim sana. Konuşamadım…

Gittin… Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öylesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım…

Gittin… Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa. Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım…

Gittin… Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden. Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini. Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım.

Gittin… Bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım adım uzaklaşırken benden. Çöküp kaldı bedenim olduğu yere. Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım…

Gittin… Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense, gidişinin ertesi günü. Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım…

Gittin… Bir şey söyledin mi giderken? “Kal” dememi istedin mi? Son bir kez ‘’seni seviyorum’’ dedin mi? ‘’Bekle beni döneceğim’’ diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyordu ki. Duyamadım…mehmet-coskundeniz-sozleri

Gittin… Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım…

Gittin… Unutulanların arasına katılmalıydım. Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım.

Gittin… Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda. Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni. Bil ki; Seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde. Bil ki; Seni Unutamadım…

2/5 (6)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺