Kuyucaklı Yusuf-Sabahattin Ali

Ekonomik güce sahip olmayanların kötü yola gidişi bunları ekonomileriyle ezenlerin suçu mudur? Kimilerine göre bunu cevabı evet, kimilerine göre hayır. Benim cevabımsa insan kendinden sorumludur. Yaptığımız hiç bir eylemi başkalarına yükleyemeyiz. İnsanlar genel de hemen suçu başkalarına atarlar çünkü kendimizle yüzleşmek bize zor gelir. Kendimizle yüzleştiğimiz de hatalarımızı görür ve hatalarla yüzleşmek, kendimizi suçlamak, benliğimizi, egomuzu rahatsı eder. Elbette kötü yola bizi çekmeye çalışanların da suçu yok değil…

Sabahattin Ali’nin ilk romanı olan ”Kuyucaklı Yusuf”, Nazilli kaymakamı Salahattin Bey, anne babası gözleri önünde öldürülmüş olan dokuz yaşındaki Yusuf’u, evlatlık olarak alması ile başlayan roman ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 Temel Eser listesinde de yer almaktadır.

Sabahattin Ali’nin ”Kuyucaklı Yusuf” aldı romanında bazı alıntılar:

Güzel bir manzara önünde üç akbabanın ardı ardına uçması gibi bir şey yaşamak.

Şu anda bu koskoca dünya üzerinde kendisini düşünen bir tek kişi bile mevcut olmadığına o kadar emniyeti vardı ki, acı bir kabadayılıkla kendisi de hiç kimseyi düşünülmeye layık bulmuyor; fakat bundan, sebebini anlayamadığı bir üzüntü duyuyordu.

Önüne bir lokma ekmek tutuluyor ve bunun geri alınması tehdidiyle en olmayacak şeyler yapılıyordu. İstihfaf ettiği, kendisinden zayıf bulduğu mahlûkların mahkûmu olmak çok harap edici bir şeydi.

Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez’in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf’un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu.

Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir

Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var.

Hayat birbirinde ayırdıklarını, kısa bir müddet için tekrar yaklaştırır gibi olsa bile,uzun zaman yan yana bırakmıyor.Geçen günleri bir daha geri getirmek mümkün değil ve sadece hatıralar iki insanı birbirine bağlayacak kadar kuvvetli değil.

Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek imkânsızlıkla beraber gelmişti.

Bazen insan avunmak için başka çare bulamıyor ama sen nefsine hâkim ol. Biraz daha yaşlandıktan sonra nasıl olsa başlarsın. Hatta o zaman lazımdır da. Akşamdan akşama iki kadehin zararı yoktur. İnsana dünyayı unutturur. Eh, bu dünya da unutulacak dünya zaten…

3.98/5 (99)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺