Küçük Ağa-Tarık Buğra

Küçük Ağa Romanının Yazarı Kimdir, Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Romanını Oku, Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Romanının Konusu Özeti, Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Kitabından Sözler, Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Romanının Ana Fikri Nedir, Tarık Buğra Küçük Ağa Romanını Kaç Yılında Yazmıştır, Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Kitabının Konusu, Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Kitabından Alıntılar.

Roman, hikâye, oyun ve fıkra yazarı, gazeteci tam adı Süleyman Tarık Buğra olan Tarık Buğra’nın unutulmaz romanlarından Küçük Ağa’nın ilk baskısı 1963 yılında yayımlanmıştır. Tarık Buğra’nın Küçük Ağa romanı aynı adla televizyon dizisi olarak da uyarlanmış ve Küçük Ağa romanı 1983 yılında TRT’de dizi olarak yayınlanmıştır.

Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Romanının Karakterleri ve Karakterlerinin Özellikleri:

İstanbullu Hoca-Küçük Ağa: İstanbullu Hoca daha sonra Küçük Ağa diye anılan cesur kişidir.

Salih: Vatansever, cesur ve İstanbullu Hoca yani Küçük Ağa’nın en yakınında bulunan kişidir.

Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Romanının Konusu: Tarık Buğra’nın Küçük Ağa adlı eseri; Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti, 1 Dünya Savaşı ile birlikte eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamıştır. Artık Osmanlı Devleti, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür.

Tarık Buğra’nın Küçük Ağa adlı eseri, Konya Vilayeti’nin aynı adlı sancağına bağlı olan Akşehir kasabasından yola çıkılarak, kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır. Romandaki olaylar Akşehir’in bir kasabasında başlamaktadır.

Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Romanının Ana Fikri; Kurtuluş Savaşımızın Anadolu’nun küçük bir kasabasından görünüşü ve vatan, millet sevgisi ve bağımsızlık duygusu fikridir.

Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Romanının Özeti: I. Dünya Savaşı sona erdiğinde zaman Konya’ya bağlı Akşehir kasabasında sadece yaşlılar, kadınlar ve çocuklar kalmıştı. Savaş dolası ile eli silah tutan gençler cephelere gitmişti. Anadolu’da baş gösteren yoksulluk, açlık ve sefalet Akşehir’de de vardı. Önce İngiliz birlikleri ve daha sonra İtalyan birlikleri kasaba yakınlarına kadar gelmiştir. Diğer taraftan kasabada yaşayan Rumlar geçimlerini rahatlıkla sağlamakta idiler. Rumların kasabadaki Türklerle olan ilişkileri de eskisi kadar iyi değildi.

Sonunda askerler birer ikişer memleketlerine dönmeye başladılar. Bunlardan biri de Salih isimli kolunu savaşta kaybetmiş bir askerdi. Kolunu kaybetmesinden dolayı artık ona Çolak Salih denmeye başlanmıştı.

Tarık Buğra’nın Küçük Ağa Romanından alıntılar:

Düşünmek insanın içinde kendine karşı bir düşman daha peydahlaması oluyordu.

Tek kollu, fakat sapasağlam mideli kalan bedeni, ihtiyar anayı düşünmeliydi artık. Düşünmeli ve hiçbir şey hatırlamamalıydı.

Hem hatırlamak, hem de düşünmek mi? Fakat cehennem dedikleri işte bu değilse nedir?

Bakmayın siz onların kendilerini haklı sanmalarına ve hak naralarına, bakmayın kendilerini üstün sayıp elaleme tepeden tepeden bakmalarına. Hepsinin içinde, içlerinin ta derinliklerinde ne irin sızıntıları var

Bu da bir çeşit şehit düşmek… Hayatı asıl harpten sağ çıkanlar kaybediyor.

Herkes bir yol tutturursa, hedef aynı olsa da, herkes birbirine düşecek demek değil miydi?

Fakat ne olursa olsun bir şeyler yapabilirdi. Her insanın ölünceye kadar yapabileceği bir şeyler vardı. Her insan da, kör topal bunu yapıyordu. Mesele iyiyi kötüden ayırabilmekte idi ve her şeyin, ama her şeyin iyisi de, kötüsü de oluyordu.Kucuk aga Tarik Bugra

Yanıldığımı sanmıyorum muhterem peder. Evet, biz Osmanlıyız. Babalarımız ve dedelerimiz asırlardan beri bu toprakta Türklerle birlikte, onların haklarına sahip olarak yaşadı. Bir zulüm, bir hakaret görmedik. Aldık, verdik, hak hukuk geçti aramızda… Devlet galip gelince bir kötülük görmedik, üstelik makamlar, unvanlar aldık. Fakat yenilince biz kötülüğe kalkıştık. Ne için? Yakışır mı bu? İşte işitiyoruz. Bizim dediğimiz Atina ordusu gittiği yerde bize köpek gibi bakıyormuş. Hâlbuki siz bayram yaptınız geliyorlar diye.

4.13/5 (56)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺