Kübra Anlaroğlu Röportaj

40’lar Kulübü Yazarlarından Kübra Anlaroğlu İle Yapmış Olduğumuz Röportaj:

Merhaba Kübra Hanım Öncelikle Sizi Yakından Tanıyabilir Miyiz, Kübra Anlaroğlu Kimdir? Kendinizden Kısaca Bahsedebilir Misiniz?

Ben Kübra Anlaroğlu. İstanbul 1992 doğumlu olup doğarken göremediğim bir yerlerime manyak mıknatısı konduğunu düşünmeme sebep olan aşırı hareketli bir hayatım var. Genel olarak bütün manyakları kendime çeker sakin ve huzurlu gün geçirmekten mahrum olurum. İki kızım bir oğlum var. En büyük evladım beş yaşında ve beş yıldır tek çabam iyi bir anne olmak. Bu çabanın bana beni unutturduğunu fark ettiğimden beri, en iyi kendim olmak için adımlar atmaya başladım. Ben, bana dönünce daha iyi anne oldum. Sekiz yılın ardından terk ettiğim liseyi bitirmeye karar verdim. Şuan açık lise okumaktayım.40’lar kulübünde yazmaya başladığımdan beri ben benim. Beni bana getirdiği için 40’lar kulübüne teşekkürü borç bilirim.

Yazarlık Süreciniz Nasıl Başladı? Yazar Olmaya Sizi Teşvik Eden Oldu Mu?

Öncelikle ben bir yazar değilim. En azından ben şuanda kendimi o seviyede görmüyorum. Yazar olma adayıyım. Yazarlık sürecim için şunu söyleyebilirim ki, kendimi bildim bileli okur ve yazarım. Okumaya olan aşkımdan ötürü, yazma sevdasına tutuldum. Yazar olmaya teşvik edenden çok ‘’Ayşe Kulin mi olacaksın?’’ gibi sorularla demoralize edenler oldu. Tabi ki pes etmedim, Ayşe Kulin, Dostoyevski olmak için yazmadı değil mi, yazdı ve Ayşe Kulin oldu. Pes etmemem için en büyük motive kaynağım saygı değer Mehmet Ercan oldu, ‘’İyi ya da kötü sadece yaz.’’ diyerek desteğini hiç esirgemedi.

Şu An Herhangi Bir Yayın Organında Yazı Yazıyor Musunuz?

Sergah Dergisinde denemeler yapmaktayım, aynı zamanda 40’lar kulübünde devam etmekteyim.

Facebook, Twitter, Instagram Gibi Sosyal Medyaları Kullanıyor Musunuz?

Evet, sıklıkla kullanıyor ve genel olarak yazı takiplerimi bu tür yayın organlarından takip ediyor aktif oluyorum.

En Çok Beğendiniz Şairler ve Yazarlar Kimlerdir?

Aslında o kadar çok ki, birini söylesem diğerine haksızlık olur gibi hissediyorum. Genel olarak Dostoyevski’nin kitaplarıyla büyüdüm, Elif Şafak’ı es geçemem tabi ki, kalemine aşığım. Şair dersek ilk önce Necip Fazıl Kısakürek derim fakat Talha Bora Öge’yi de es geçemem, duygularını akan bir suyun berraklığı gibi ifade edişine hayranımdır.

Sizi En Çok Etkileyen Kitap Hangisidir?

Elif Şafak’ın Baba ve piç romanı, her satırıyla öylesine etkilemişti ki üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen her sayfasını anlatabilirim.

Şimdiye Kadar Yayımlanmış Kaç Kitabınız Vardır?

40’lar kulübü tarafından iki kitap da iki makalem yayınlandı.

Kırk Hikâye Bir Efsane Anadolu Kitabında Yayınlanan Makalenizden Biraz Bahsedebilir Misiniz?

Kırk hikâye bir Anadolu isimli kitap da yayınlanan makalemden bahsetmek isterim. Batılılaşmayla birlikte kaybolan bir kültürün, tertemiz iki kalpten dökülen kaybolmama çabasını, naçizane anlatmaya çalışıyor. Kaleme aldığım bu ilkyazımda, yürekten her harfi hissedebilir okuyucu.

Sizce Şiir veya Kitap Yazarken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bu konuda deneyimin az da olsa şunu söylemek isterim ki denemekten asla yılmadan devamlı yazmalı ve harfler samimi olmalı. Elbette en önemli şey mutlaka düzenli kitap okumalı. İyi bir yazar olmak, kütüphanelerin tozunu yalamaktan geçer.

Ne Türde Kitaplar ve Şiirler Yazıyorsunuz?kubra anlaroglu kimdir roportaj

İçsel şeyleri yazmayı daha çok tercih ederim. Duyguların kifayet bulamayan hallerini harflendirmeye çalışmak, büyük bir zevk veriyor.

Hayranlarınıza Söylemek İstediğiniz Bir Şey Var Mı?

Hayran demeyelim de, okuyucularıma şunu söylemek isterim; hepsi benim gizli kahramanım.

Bu güzel röportaj için Kübra Anlaroğlu’na teşekkür ederiz.

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺