Korkuyu Beklerken-Oğuz Atay

Korkuyu Beklerken Romanının Yazarı Kimdir, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Kitabını Oku, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Kitabının Konusu, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Kitabı İlk Defa Ne Zaman Kaç Yılında Yayımlanmıştır, Oğuz Atay’ın Beyaz Mantolu Adam Hikayesi, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Kitabının Özeti, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Kitabından Sözler, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Kitabının Ana Fikri Nedir, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Kitabından Öyküler, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Kitabı Hakkında.

Korkuyu Beklerken adlı eser; Türk roman, öykü ve oyun yazarı Oğuz Atay’ın hikâyelerini yayınladığı kitabıdır. Özellikle kitaba adını veren Korkuyu Beklerken ve Beyaz Mantolu Adam adlı hikâyeler kitapta önemli bir yere sahiptir.

Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken kitabını May Yayınları 1975 yılında ilk defa yayımlamıştır. Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken kitabının son baskısı da İletişim Yayınları tarafından Korkuyu Beklerken Bütün Eserler kapsamında yayımlanmıştır.

Oğuz Atay’ın 1975 yılında May Yayınları tarafından yayımlanan Korkuyu Beklerken kitabını 178 sayfadır.

İletişim Yayınları’ndan çıkan Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Bütün Eserler kitabı 202 sayfadır.

Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken Kitabının Konusu: Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken kitabındaki ilk öykü; Beyaz Mantolu Adam öyküsüdür. Beyaz Mantolu Adam hikayesindeki dilenci öykü boyunca hiç konuşmayan ve kendi içinde bir dünyada yaşayan biri gibidir. Bir sokak satıcısından aldığı beyaz bir kadın mantosu ile dolaşmaktadır.

Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken kitabından alıntılar:

Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?

Hep kötü olaylar, can sıkıcı yaşantılar tekrarlanıyordu; güzellikler, bir görünüp bir kayboluyordu.

İşte bu ülkedeki korkunç olayların, fırtınalı serüvenlerin kaderi: Her şey sonunda gevşiyor ve zavallı bir zabıta haberi olup çıkıyor.

Seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim?

Ben ucuz bir romandım. Hayır, kötü bir edebiyatın bile bir gerçekliği vardı: Can sıkıcı takliçilikleri bile benden gerçekti. Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeydim; kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benim de kelimelerim olsaydı; bana ait bir cümle, bir düşünce olsaydı. Binlerce yıldır söylenen milyonlarca sözden hiç olmazsa biri, beni içine alsaydı!

Bizim gibilerin hayatında mutluluklar kısa süren aydınlıklardır.

Elbette herkes güzel hareketlere özenir; ben de bazen aynaya bakarak güzel biçimde sigara içmeye çalışırım.

Kucağındaki kundak çocuğuyla karanlık bir kadın çömeldi yanına. Bir süre, iki leke gibi, duvara dayalı durdular. Sonra, açık leke avlunun ortasına doğru yürüdü. Kırmızı cüppeli ihtiyarın kulübesinden bir baston uzandı bacaklarına; neredeyse düşecekti. ”Beni gölgeye götür delikanlı” diye söylendi ihtiyar, aksi bir sesle.

Mesele, bir şeyleri, sıcak bir çorbanın kokusunu duyar gibi hissedebilmekti. Bense bunu hiç becerememiştim.

Sen öldüğünden beri gittikçe daha muhafazakâr oluyorum babacığım. Mesela, Allah kimseyi genç yaşta anasız babasız bırakmasın filan diyorum.

Hayır belki de kendimi yaşanacak güzel günler için saklamamıştım; belki de sadece duygularımda her zaman biraz geç kalıyordum.

Serbest bir meslek seçtim ve başarıya ulaşamadım. Memur da olsaydım, başarıya ulaşamayacaktım; zaten memur olmak, başarıya ulaşamamak demektir.

Yalnız kalmaktan korktukça yalnızlığım artıyor.

Sonra, biraz daha okudum; bütün mezheplerin, dinlerin öteki dünya ile yetinmediğini, yalnız Allah’a varmak düşüncesiyle tatmin olmadıklarını sezer gibi oldum. Başkalarına üstün olduklarını hissetmek, onlardan farklı yerlere vardıklarını elle tutulur bir biçimde görebilmek için kurbanlar seçtiklerini gördüm.

Acaba ağaçtan, ottan ya da uçamayan böceklerden filan bir yerden sevmeye başlamış mıydım? Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar? Bir kitaba yeniden başlamak gibi, sevmeye yeniden başlamak pek kolay sayılmazdı herhalde.

Takdiri ilahinin hayranıyım Emin Efendi. Hepsini birden nasıl aklında tutuyor.Korkuyu Beklerken Oguz Atay

Ülkeme ve insanlarına kızmaya başladım: Kimsenin doğru dürüst okuduğu yoktu. Doğru dürüst hissetmesini bile beceremiyorlardı. Bu yüzden insan, duyduğu şeyleri söyleyen insanların kültürüne güvenemiyordu. Belki bu zavallılığın, bu yarım yamalaklığın, bu gülünç durumun bile bir aslı, gerçek bir biçimi vardı.

Yalnızlığa dayanmanın en önemli şartı, her şeye karşı hazırlıklı bulunmaktır.

4/5 (3)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺