Kitapçı Dükkanı-Deborah Meyler

Deborah Meyler’in Çok Satan Romanlarından Kitapçı Dükkanı Romanı Konusu ve Anlatımı İle Güzel Akıcı Bir Kitap.

Deborah Meyler’in Kitapçı Dükkanı kitabı Türkiye’de Sonsuz Kitap etiketi ile çıktı.

Sonsuz Kitap tarafından 2016 yılının Şubat ayında çıkan Deborah Meyler’in Kitapçı Dükkanı kitabının Türkçe çevirisini Özge Nesil Gezici yapmıştır. Özge Nesil Gezici tarafından Türkçe çevirisi yapılan Deborah Meyler’in Kitapçı Dükkanı romanı 432 sayfadan oluşmaktadır.

İdealist biri olan Esme Garland, kazandığı saygın burs ile Kolombiya Üniversitesi’nde eğitim almak için Manhattan’a taşınır. New Yorklu Mitchell, çekici görünüşü ve yakışıklılığıyla Esme’nin kalbini çaldığında hayat muhteşem görünüyordu.

Ta ki Esme’nin düzenli planında ufak bir sorun çıkana kadar… Esme, Mitchell’a hamileliğini açıklamak için bir fırsat bulamadan, Mitchell ona, özel hayatlarının artık eskisi kadar heyecan vermediğini söyleyecek ve her şey bitecekti.Kitapci Dukkani Deborah Meyler

Bebek bezinden, gaz çıkarmaya kadar her şeyde uzmanlaşmakta kararlı olan Esme, bir kitapçı dükkânında çalışmaya başlar ve orada, dükkânın sahibi George ve yöneticisi Luke ile teselli bulur.

Hayallerinizden vazgeçmeden, hayatın gerçekleriyle yüzleşmek üzerine yazılmış, baştan sona cesur ve keyifli bir hikâye.

Deborah Meyler’in Kitapçı Dükkanı kitabından alıntılar:

Ben Esme Garland, karmaşayı sevmem. Bugün çok talihsizim, çünkü bu sabah uyandığımdan beri tam da böyle bir şeyin ortasında olduğumu hissediyorum. Çayımı yudumluyorum ve makalemi teslim etmeyi, kirayı ödemeyi ya da Stella’nın kedisini beslemeyi unutup unutmadığımı düşünüyorum. Aklıma hiçbir şey gelmiyor. İsmini bile koyamadığıma göre gerçek bir karmaşa çok da yakın olmamalı. Çayımı yudumlamaya devam ediyor ve penceremin altından Broadway’e bakıyorum.

New York’ta binalar güneşi öyle aniden kesiyor ki gölgeler âdeta onları bir çocuk makas ve siyah kağıt kullanarak yapmış gibi görünüyor. Güneş ışığı gündüzleri ara sokakları dolduruyor ve bütün caddelerin doğu tarafları koyu gölgeler içinde kalıyor. Dik ışık benim burada en çok sevdiğim şeylerden biri. Dik ışık ve dik insanlar.

Güneşin odaya doluşuna uyanmayı seviyorum. Buraya ilk geldiğimde kendimi içinden güneş sızan, küçücük pencereli ilk sene öğrencilerinin yurduna hazırlamıştım onların devişivle, çömezler yurdu. Ağustostu, odanın kapısını açtım ve oradaydı güneş, akıyordu. Oda stüdyo biçimindeydi, yani bir oda ve bir banyodan oluşuyordu. Afili bir kelime ama işe yarıyor da. Kendinizi yüzyıllardır tavan arasında mücadele eden ve açlıktan kırılan sanatçılar birliğinin bir parçası gibi hissetmenizi sağlıyor. 24 saat açık bir şarküterinin üzerinde olduğundan pek sakin olduğu söylenemez ama Broadway manzarası, sokakların katı hatlarını bir ırmak gibi kıra kıra geliyor. Ekim ayma gelmiş olmama rağmen hâlâ etkisinden kurtulabilmiş değilim.

Müzeler ve kütüphaneler tabii ki geçmiş zaman hâzinelerini ihmalden korumak için yerlerindeler ama müzeler ve kütüphaneler hayati olanlar kadar önemsiz gemi filolarına da sahipler.

Hamlet de diyor ya, İyi ya da kötü yoktur, düşüncelerimiz onları öyle yapar. Kocaman bir piyanonun altında kalma ya da soykırım durumunda pek geçerli olmasa da aşk için kesinlikle doğru olmalı bu. Eğer onu sevdiğime inanmayı bırakabilirsem, özgürleşeceğim. Onunla mutlu olduğuma bile inanmıyorum ama şimdi onu seviyorum ya, nasıl tersini yapacağım bilmiyorum. O hiç yememiş olmam gereken yasak meyve.

Benim için her şey doğru zamanda doğru kararı vermekle ilgili. Eğer birlikte olacaksak doğru karar bu olabilir, Esme. Ama öbür türlü… Eğer bunu yapmazsak onsuz birlikte olup olamayacağımızı asla bilemeyeceğiz.

Kitapçı dükkânına girmeye bayılıyorum. Burası benim cennetim gibi Colombia’da durmadan yaptığım gibi, burada kendimi kanıtlamam gerekmiyor. Kitapların arasında dolaşmak için ya da sadece dinlemek için gidebilirim. Geç saatlere kadar açık, bazen gece yarısından sonra da. Kitapci Dukkani Deborah Meyler resimli sozleriBen çoğunlukla akşamları daha fazla iş yapamayacak kadar yorgun olduğumda gidiyorum. Orada, olmasını dileyeceğiniz kitapların hepsi var; bir gün (tabii ki!) okuyacağınız şairler, yazarlar -Milton, Tolstoy, Flaubert, Aquainas ve Joyce gibi- ve her türlü alışılmışın dışında katalog ve eleştiriler orada olmazsa bir ikinci el kitapçı dükkânı ne olurdu ki?

Bilmiyorum hem bebeğinizi kendi sütünüzle besleyip hem de aşk hakkında yeni bir şey öğrenmemeniz mümkün mü? Aşk, vermek demek, bir şeyin taşması demek, kendini boşaltması sayesinde tekrar dolan bir taşma.

Tüm fotoğraflar hüzünlüdür, çünkü bitmiş bir şeyi gösterirler.

Bir gün korkudan heyecandan ya da neşeden pır pır edecek bir kalbin sesine merhaba.Kitapci Dukkani Deborah Meyler kitap alintisi

Kitaplığıma gidiyorum (güvenilir eski dostum) ve kutsal kitabı raftan parmağımla seçiyorum.

Luke araya giriyor ve ‘’Helva ve Türk Lokumu,’’ diyor. ‘’Bunlar Sevinç’in getirdikleri. Ve inanılmazlar. George rafine şeker ya da doymuş yağ yemez ama Sevinç’in şekerleri için bir istisna yapar.’’

Bazı zamanlar hayatta olduğunuzu daha fazla hissedersiniz, yaşamanın korkunç olduğundan değil de muhteşem olduğundan acı verici olduğunun farkında olarak.

2/5 (3)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺