Keşke Gerçek Olsa-Marc Levy

Fransız Romancı Marc Levy’in En Sevilen Kitaplarından Biri; Keşke Gerçek Olsa

Keşke Gerçek Olsa romanı Marc Levy’in akıcı, samimi üslubuyla yazılmış bir roman. Fransızca özgün adı Et si c’etait vrai olan romanının Türkçe ismi Keşke Gerçek Olsa olarak çevrilmiştir.

Marc Levy’in Keşke Gerçek Olsa romanı Türkçe en çok satan romanlarından biridir.

Marc Levy’in Keşke Gerçek Olsa romanı Türkiye’de Can Yayınları etiketi ile yayımlanmıştır. Can Yayınları tarafından yayımlanan Marc Levy’in Keşke Gerçek Olsa kitabının Türkçe çevirisini Saadet Özen yapmıştır.

Saadet Özen tarafından Türkçe çevirisi yapılan Marc Levy’in Keşke Gerçek Olsa kitabı 208 sayfadan oluşmaktadır.

İşten eve yorgun döndüğünüz bir gün, banyo dolabınızın içinde bir kadın bulsanız ne yapardınız? Hele bu kadını sizden başka kimse görüp sesini duyamıyorsa? Genç ve güzel bir doktor olan Lauren, bir trafik kazası sonucu bitkisel yaşama girer ve çalıştığı hastaneye getirilir. Lauren’in bedeni hastanenin yoğun bakım odasında yatarken ruhu özgürce dolaşmaya başlar. Lauren’in ruhunun en önce gittiği yer elbette yıllarca oturmuş olduğu, ama bitkisel yaşama girdikten sonra genç Amerikalı mimar Arthur’a kiralanmış olan apartman dairesidir. Ayrılmaz ikili gibi birlikte yaşamaya başlayan Lauren ile inanılmaz olana inanan Arthur’un arasında duygusal bir yakınlaşma olması kaçınılmazdır. Öte yandan Lauren’in görünmez bedeniyle katıldığı bu birliktelik, genç adamın başını derde sokmakta gecikmeyecektir. Kimi zaman güldüren, kimi zaman hüzünlendiren anlatımıyla Keşke Gerçek Olsa modern bir peri masalı. Beklenmedik bir sona ulaşana kadar bir solukta okunan roman, Fransa’da 2000 yılında yayınlanır yayınlanmaz çok satan kitaplar listesinin ilk sırasına oturdu ve bu yerini haftalarca korudu. İzmir kökenli bir aileden gelen Marc Levy’nin çeşitli ödüller alan, bugüne kadar yirmi sekiz dile çevrilen ve bir milyondan fazla okura ulaşan bu romanı, ünlü yönetmen Steven Spielberg tarafından yakından filme de çekilecek.

Hastalarına hayat vermeye çalışırken kendini hasta yatağında derin komada bulan acil servis doktoru Lauren, yaşam ile ölüm arasında sessiz bir mücadeleye girer. Annesi bile farkında değildir bu mücadelenin, servisin bölüm şefi olan hocası ise çoktan fişin çekilmesinden yanadır. Lauren ‘’kendini’’ hastanede bırakıp sesine karşılık aramaya başlar, ulaşamadığı yer yoktur ama hiç kimse farkında değildir varlığının/yokluğunun… Ve bir gün, artık başkasının oturduğu dairesinde yakalanır. İlk kez görülür, duyulur olmuştur… Annesinin evini kiraladığı Arthur, genç ve çok başarılı bir mimardır. Banyo dolabında Lauren’ı bulmasını, önce yakın dostu ve ortağı Paul’ün bir sürprizi olarak düşünür. Ancak Lauren’ın bir süredir gözlemlediği Arthur’la ilgili anlattıkları onu ikna eder ve Lauren’ın var olma savaşına o da katılır…

Marc Levy’nin sinemaya da uyarlanan bu çoksatar kitabı (ki sinemalarımızda Cennet Gibi adıyla gösterildi), daha ilk sayfalarından başlayarak okuru kendine bağlıyor. Her ânı bu sevimli ikiliyle birlikte yaşıyor, duygulanıyor, çaresizliğe düşüyor, umutlanıyor, umutlarını yitiriyor ve büyüklere yazılmış bu masal için “keşke gerçek olsa” diyorsunuz…

Marc Levy’in Keşke Gerçek Olsa kitabından alıntılar:

Yaşamın bir yılının ne olduğunu mu merak ediyorsun: Bu soruyu yılsonu sınavında başarısız olmuş bir öğrenciye sor. Yaşamın bir ayı: Bu konuda erken doğum yapmış, bebeğini sağ salim kollarına almak için kuvözden çıkmasını bekleyen bir anneyle konuş. Bir hafta: Ailesine bakmak için bir fabrikada ya da maden ocağında çalışan bir adama sor. Bir gün: Kavuşacakları günden başka bir şey düşünemez olmuş âşıklara sor. Bir saat: Asansörde mahsur kalmış bir klostrofobiye sor. Bir saniye: Bir araba kazasından kıl payı kurtulmuş bir adamın yüzündeki ifadeye bak. Ve saniyenin milyonda birini olimpiyatlarda uğruna ömrünü verdiği altın madalya yerine gümüş madalya almış atlete sor.

Açık renk ahşap sehpanın üzerindeki küçük saat az önce çalmıştı. Saat sabahın beş buçuğunu gösterirken, oda, San Francisco şafağına has altın ışıklara boğulmuştu.

Kimse mutluluğun sahibi değildir, bazen şansımız yaver giderse bir kira sözleşmesi yapıp mutluluğun kiracısı oluruz. Kirayı ödemekte çok titiz davranmak gerekir; yoksa çok çabuk kapı dışarı edilirsin.

Var olan en somut ve kesin şey geçmiştir, çünkü olup bitmiştir.

Aşkın gözü kördür ve beyaz bastonunu durmadan dostumun kafasına indiriyor; doğal olarak sonunda onun turşusunu çıkardı!keske-gercek-olsa-marc-levy

Geniş merdivenden indi; garaja ulaşmak için dışarıya çıktı ve neredeyse zıplayarak ihtiyar kabriyolesine yerleşti. ”Gidiyorum, gidiyorum,” diye tekrarlayıp duruyordu. ”İnanmıyorum, bu gerçek bir mucize; şimdi tek sorun, lütfedip yola çıkman. Bana bak; tek bir kere öksürecek olursan, motorunu şuruba boğup seni derhal hurdaya çıkarıyorum; yerine de tam elektronik; marşı olmayan, üstelik sabah soğuk alınca huysuzluk yapmayan gencecik bir araba alıyorum; umarım beni anlamışsındır. Kontak!”

Anlaşılan yaşlı İngiliz, sahibesinin sözlerindeki ikna gücünden çok etkilenmişti, çünkü anahtar döner dönmez motor çalışmaya başladı. Galiba güzel bir gün başlıyordu.

2/5 (6)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺