Kayıp Zamanın İzinde Yakalanan Zaman-Marcel Proust

Fransız Edebiyatının Dünya Edebiyatına Kazandırdığı Bir Şaheser; Kayıp Zamanın İçinde

Fransız yazar Marcel Proust’un en önemli eseri olarak gösterilen Kayıp Zamanın İçinde romanının yedinci ve son cildi Yakalanan Zaman adlı romandır.

Özgün Fransızca adı Le Temps Retrouve olan Yakalanan Zaman romanı dünyanın en uzun romanlarından olan Kayıp Zamanın İçinde romanının en son cildidir.

Kayıp Zamanın İçinde serisinin son kitabı olan Yakalanan Zaman romanı ilk kez 1927 yılında yayımlanmıştır.

Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde Yakalanan Zaman romanı ülkemizde Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlanmış olup romanın bütün çevirilerini ise Roza Hakmen yapmıştır.

Roza Hakmen tarafından Türkçe çevirisi yapılan Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde Yakalanan Zaman kitabı 360 sayfadan meydana gelmektedir.

Böyle bir kitabı yazmayı başaran kişi ne kadar mutlu olurdu! O kitabı yazmak ne büyük emek gerektirirdi! Bir fikir verebilmek için, en yüce, birbirinden en farklı sanatlarla karşılaştırma yapmak yerinde olur; çünkü böyle bir kitaptaki karakterlere hacim kazandırabilmek için her birinin farklı yönlerini göstermek zorunda olan yazarın, kitabını titizlikle, birliklerini sürekli yeniden gruplandırarak, tıpkı bir saldırı gibi hazırlaması, bir yorgunluk gibi ona tahammül etmesi, bir kural gibi kabullenmesi, bir kilise gibi inşa etmesi, bir perhiz gibi ona uyması, bir engel gibi aşması, bir dostluk gibi fethetmesi, bir çocuk gibi aşırı beslemesi, bir alem gibi yaratması ve üstelik, açıklaması muhtemelen ancak başka alemlerde bulunabilecek, önsezisi bizi hayatta ve sanatta en çok duygulandıran şey olan o muammaları da göz ardı etmemesi gerekir. Bu tür büyük kitaplarda öyle bölümler vardır ki, zamansızlıktan, taslak halinde kalmışlardır ve mimarın planı fazlasıyla kapsamlı olduğundan, muhtemelen hiçbir zaman tamamlanamayacaklardır. Tamamlanmamış nice büyük katedral mevcuttur.

Ama biri tamamlandı: Swann’ların Tarafı‘nda, Guermantes Tarafı‘nda, Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesi‘nde, Zaman’ın dev katedrali, Zaman’ın izinde sürülen dev yolculuk.

Proust’un ”Kayıp Zamanın İzinde” attığı yedinci ve son adım.

Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İçinde romanının yedinci cildi Yakalanan Zaman kitabından alıntılar:

Bir iskemlede otururken gördüğümde, altında benden çok daha fazla yıl olmasına rağmen ne kadar az yaşlandığını düşünüp hayran olduğum Guermantes Dükü’nün yerinden kalkıp ayakta durmaya çalıştığında niçin dengesini bulamadığını, madenî haçlarından başka sağlam bir yanı olmayan ve genç, zinde rahip adaylarının koşup yardım ettiği yaşlı başpiskoposlar gibi niçin titreyen bacaklarının üzerinde sallandığını, seksen üç yılın aşılması zor yüksekliğinde, niçin bir yaprak gibi titreyerek ilerlediğini şimdi anlıyordum; sanki insanlar, durmadan uzayan, bazen çan kulelerini bile geçen canlı sırıkların üzerine tünemişlerdi ve sonunda yürüyüşleri iyice güçleşip tehlikeli oluyor, ansızın düşüveriyorlardı. (Belirli bir yaşa ulaşmış erkeklerin çehresi bu nedenden ötürü mü en cahil kişinin gözünde bile genç bir erkeğin yüzünden kesinlikle farklıydı ve adeta bir ciddiyet bulutunun ardına gizlenmişti?) Kendi ayaklarımın altındaki sırıkların da o yüksekliğe ulaşmış olmasından korkuyordum; fazlasıyla derinlere inen geçmişi uzun bir müddet daha kendime bağlı tutacak gücü bulamayacağım kanısındaydım.

İşte bu yüzden, eserimi tamamlayacak vakti bulabilirsem, her şeyden önce insanları, birer hilkat garibesine benzetme pahasına da olsa, mekânda kapladıkları kısıtlı yere karşılık, Zaman içinde çok büyük, ölçüsüzce uzatılmış bir yer kaplayan varlıklar olarak tasvir edecektim kesinlikle, çünkü insanlar, yıllara dalmış devler misali, yaşamış oldukları, sayısız günden oluşan, birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda değerler.

İnsanlar bizim unutuşumuza bağlı olarak gelişirler.

Ayrıca aşkta bile iki kişinin birbirine ilişkin anıları, ortak değildir.

Nasıl sevdiğimiz kadının amacını bilemezsek, düşman da bizim planımızı bilmez, hatta kendimiz de planımızın ne olduğunu bilemeyebiliriz.

Dolayısıyla fesat kişiler, nankör kişiler kendileri ve yazar istemese de eserde boy gösterirler. Hiciv yazarının şöhreti, ister istemez hicvettiği alçaklarla bağlantılıdır.

Mutluluğa gelince, neredeyse tek yararı vardır, o da bedbahtlığa imkan tanımasıdır. Mutluyken son derece güçlü ve şefkatli güven ve sevgi bağları oluşturmamız gerekir ki bu bağlar koptuğunda, bedbahtlık adı verilen o değerli parçalanmayı yaşayabilelim. Sadece umut ederek de olsa, mutluluğu tatmamış olsak, mutsuzluklar zalim olmaz, dolayısıyla meyve vermezdi.

Kitaplarımızın taslağını çizen tutkularımız, kaleme alan ise aradaki dinlenme süreleridir.

Çünkü en çok sevdiğimiz insana bile kendimize olduğumuz kadar sadık değilizdir.

Hayatımın tek bir saati yoktur ki bana sadece kaba ve yanlış algılamanın her şeyi nesneye yüklediğini, aslında her şeyin, aksine zihinde olduğunu öğretmiş olmasın.

Dolayısıyla imgenin güzelliği nesneye ulaştığımızda artık bizde hayranlık uyandırmaz, oysa fikrin güzelliğini ancak nesneyi aştığımızda anlarız.

Doğruyu söylemek gerekirse, birçok kişi gibi o da yaşlandıkça, münasebetsizliği yerini ciddiyete bırakmıştı.yakalanan-zaman-marcel-proust

Gerçeğe ölümden önce ulaşanlar, ikisi birbirine ne kadar yakın da olsa, gerçekleri öğrenme anı ölüm anından önce gelenler, kendilerini talihli saymalıdır.

Aşkın, sevilen insana, sadece seven insanda var olan şeyler kattığını görmüştüm.

Kıskançlık, tablomuzda bir boşluk olduğunda, sokağa çıkıp gerekli güzel kızı arayan başarılı bir personel şefidir.

Gerçekten yaşlı olduğu için bu işaretleri taşıdığını ve hayatın ihtiyarları, yeterince yaşayan yeniyetmelerden imal ettiğini anladım.

2.53/5 (15)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺