Kalemin Sihri&Suyla-Cevriye Kalkan Bölüm 11

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Romanı Bölüm 11 Oku.

BÖLÜM 11

– İkbal kusura bakma ama geçmişte oynadığımız bir oyun bu. Bu kâğıt parçaları senin buralara kadar gelmene nasıl sebep olur? Tabi gelmene sevindim, yanlış anlama beni. Ama can, bunu anlatmak için telefonda edebilirdin bana. Altı saatlik yolu, sakın bunun için geldim deme.

İkbal kuzeninin kasten mi onu anlamadığını çözmeye çalışıyordu. Ama tabi bu kadar bilgiyle onun ne demeye çalıştığını çözümlemesi zordu. Kendisi bile bu gerçekle karşılaştığında ne yapacağını ne düşüneceğini şaşırmamış mıydı? Bu olay tüm bilinenlere ve onlara öğretilenlere tersti. Ama yaptığı araştırmalarda bu tür olayların yaşandığı birçok örnek ile karşılaşmıştı.

Hatta daha bu gün uçaktan indikten sonra görüşmeye gittiği uzman, bu tür şeylerin olduğunu ve bilinenin aksine insanların hayalleriyle geleceklerini kurgulayarak gerçeğe çevire bildiklerini anlatmıştı ona.

İkbal Suyla’nın unuttuğu şeyleri kendisi hatırladığından beri ve zarfın içindekileri çözdüğünden yana tamamen tüm zamanını bu konuyu araştırmaya vermişti. Ve karşılaştığı gerçekleri ancak bir hafta önce anlamlandıra bilmişti.

Bunca zamanda kendisinin zor kavradığı bir şeyi kuzeninin bir iki dakika içerisinde kabul etmesini beklemesi ise haksızlıktı. Sabah görüştüğü uzman ne demişti ona ‘’Bunu anlatmak çok zor İkbal hanım. Bu tarz olayları deneyimleyen insanlar bile anlamamak için kendi bilgileriyle çakışırlar belli bir süre. Ki hal böyleyken hiç tecrübe etmemiş insanlara anlatmak ise imkânsız gibi bir şey. Size deli gözüyle bile bakarlar’’

Adam haklıydı. Konu hakkında konuşmaya başladığında Suyla’nın yüz ifadesi gözünün önünden gitmiyordu İkbal’in.

-Sırf bu kadar değil. Daha bir sürü şey var elimde. Bu sadece örneklerin en küçüğü… Beni dinleyecek misin?

Suyla’nın kuzenini dinlemekken başka çaresi kalmamıştı.

– Tabi ki… Diyerek onu dinemeye koyuldu.

– Şimdi anlatacaklarımı zaten biliyorsun. Ama tekrar edeceğim.

Suyla kafasını sallayarak ikbal’i onayladı.

-Seninde hatırladığın üzere o olaylardan yaklaşık üç ay sonra hayatımın aşkıyla tanıştım. Ardından da hemen evlilik kararı aldık. Allaha şükür ki evlenmişim…

Bu sözler üzerine Suyla gülümseyerek sessizce katıldı kuzeninin sözlerine.

– Hayatımda başıma gelen en güzel şey kocamın varlığı. Sonrasını biliyorsun işte. İki yıllık evlilikten sonra eşimin işleri dolayısı ile yurt dışına taşındık. Hiç hesapta yokken. Şimdi ise huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşıyoruz.

– Allah bozmasın canım.

– Âmin… Ama bu mutluluğumuzun bozulmayacağını biliyorum, sayende.

-Sayemde derken?

– Evet sayende. Şaşırma… Anlatacağım. Ama önce bir bardak su içeyim. Beni dinlemeye nihayet başladın kuzen. Sana dert anlatmanın bu kadar zor olacağını bilmezdim, diyerek kadın masada duran sürahiden bir bardak su doldurup, bir dikişte içti.

Tekrar yerine, kalktığı koltuğa dönerek bu sefer sırtını dayayarak rahatça oturdu. Anlatmaya devam etti.

– İşte, bunları hatırlayınca tekrardan okudum yazdıklarını. Ve inan ki şimdi bile içim ürperiyor.

Suyla elinde tutuğu kâğıtlara tekrardan göz ucuyla baktı. İkbal’i ürperten şeyi nedense kendisi defalarca okusa da buralarda bulamamıştı. Ona sormaya karar veri.

– Neden ürperdin ki?

– Anlattıklarımı bitirince birde sen oku, acaba sen ne yapacaksın merak ediyorum. Her neyse, dediğim gibi okumaya başladığımda birazdan göreceğin gibi senin üç yıl önce benim için kurguladığın hayatı yaşadığımı anladım. Mesela, orada… Diyerek yerinden doğruldu İkbal ve Suyla’ya verdiği kâğıt üzerinde bir yer göstererek, devam etti. Benim âşık olacağım adam ile tanışmamı yazmışsın. Hatırlıyorsun değil mi? Benim Faruk ile tanıştığım yeri ve zamanı.

– Evet. Büyük bir iş toplantısında tanışmıştınız değil mi?

– Evet, Çalışmakta olduğum şirket adına temsilen sayılı iş adamlarının katıldığı bir toplantıya gitmiştim. O zamanlar daha yeni bir ilişkiden çıkmış ve oldukça karamsardım. Bunu da hatırlarsın? Hatta üzerimde o gün senin bana yaş günümde aldığın kırmızı askılı elbisem vardı? Şimdi oku bakayım Suyla, gösterdiğim yerde ne yazmışsın.

Suyla kuzeninin gösterdiği yeri tekrardan bularak okudu.İkbal ve Faruk’un nasıl tanıştığını gayet net hatırlıyordu,ama bu yazdıklarını kesinlikle ilk kez görüyor gibiydi. Kuzeni onun bu şaşkın yüz ifadesine aldırmadan, anlatmaya devam etti.

– Daha yeni başladık küçük hanım! Sonra birde Faruk’un iş konumu, hayat standartları, kullandığı arabanın markası, karakteri, fiziki yapısı… Haa… Evlenme teklifi. Mumlar, çiçekler, yedi taşlı alyans bölümü var. Anlatmayı keseyim de istersen o bölümleri de bir oku.

Suyla başını mahcup bir şekilde salladı. İkbal’in göstermesine fırsat vermeden kâğıtlar arasında o bölümü bulup okumaya koyuldu.

Burada yazanlara göre kuzeninin karşılaştığı adam ülkenin sayılı zenginlerinde, ağır sanayi ile uğraşan orta yaşlarda bir adamdı. Orta boyun üzerinde, atletik yapılı, karizmatik, sarışın ile kumral arasında, kahverengi gözlü ve oldukça bakımlı biriydi. Daha ilk görüşmede etkilenmişlerdi bir birlerinden.

Toplantı boyunca İkbal adamın ona ilgisine kayıtsız kalamamış ama gecenin ilerleyen saatlerinde kendisini eve bırakma teklifini hafif gözükmemek için ret etmişti.

Sabahleyin iş yerine gittiğinde masasında duran bir düzüne gülün ondan geldiğini öğrendiğinde en az mesai bitimi onu iş yerinin kapısında siyah bir arazi aracı içinde bekleyen adamı gördüğündeki şaşkınlığı ve heyecanı yaşamıştı.

Günler günleri kovalarken. Artık ikbal günün her anı gerek telefon gerek mesajlar gerekse çiçekler ile bu adamın ilgisine kayıtsız kalamıyordu. Adam daha tanışmalarının üzerinden üç ay geçmişken onu lüks bir restoranda orkideler ve yedi taşlı bir alyans eşliğinde evlilik teklif etmişti.

Suyla nefes alamıyor, kuzeni ise onun bu şaşkınlığıyla oldukça eğleniyordu.

– Devam edelimi kuzen… Dur sen cevap verme, ben nasılsa anlatacağım. Tabi bu kadarla kalmıyor yazdıkların. Düğünümüzün tüm ayrıntıları, sanki senin bu yazdıkların üzerine hazırlanmıştı. Haa… Tabi, birde Faruk’un bana düğün hediyesi… Sonra bizim burada ki evimiz, oda sayısı döşenme şekli. Hadi bunlar tesadüf diye düşünelim ki ben hiç birinin öğle olmadığına inanıyorum. Ayrıca yurt dışı planları, orada taşındığımız ilk ev ve şimdi yeni taşındığımız üç katlı villa… Anlıyor musun canım? İstersen en baştan tekrar bir oku. Sende bana hak vereceksin. Birde sana benim için kurguladığın bu hayat için teşekkür ederim. İnip aşağıdan ikimiz için kahve alayım. Okuman bitince sana lazım olacak, diyerek İkbal ayağı kalktı. Kapıdan çıkarken aniden geri döndü

– İstersen seni daha çabuk toparlayacak bir şeyde getirebilirim. Ben bu anlattıklarımın etkisinden ancak bir kadeh şarapla kurtulmuştum, diyerek Suyla’nın cevabını beklemeden kahkahalar atarak kapıdan çıktı. İkbal’in her halinden bu durumdan memnun olduğu belli oluyordu.

Kuzeni geri geldiğinde Suyla ayaklarını karnına kadar çekmiş, kucağında okumakta olduğu kâğıtlar, kıpırdamadan duruyordu. İkbal kuzeninin yanına eğildi, elindeki kahve fincanını bırakıp, son sayfanın en alt köşesini işaret etti.

– Bak görüyor musun? Şuraya bir ev çizmişsin. Üç katlı. Bahçesine bak. Kapılarına, garajın olduğu yere. Son geldiğinde seni götürüp gösterdiğim, sonrada taşındığımız evin resmi. Bire bir çizmişsin…

Suyla şok olmuş gibiydi. Neredeyse hiç tepki veremiyordu, ama bir an durup hikâyenin sonlarında ki bir bölümü göstererek;

– Buraya bakarak, o zaman sen bana şimdi birde müjde verirmişsin. Bende burada bayılır kalırmışım, diyerek zoraki bir gülümseme yapıştırdı yüzüne.

– Ha evet… Ama sanırsam daha o bölüme gelemedik. Hamile değilim. Fakat umutla bekliyorum, dedi.

Bu son sözler üzerine İki kuzen hiç konuşmadan belli bir süre susarak, ellerindeki kahveleri içmeye başladılar.

Yaklaşık çeyrek saat sonra bu sükûnet halini ilk bozan Suyla oldu. Kadının alt üst olmuş düşünce yapısı, sesinin her tonuna yerleşmişti.

– Sence bunlar doğrumu İkbal. Böyle bir şey olabilir mi?

– Bu olayı ilk kavradığımda bende senin gibi şaşırdım ve ret ettim. Ama bunlar gerçek.

– Ama bak burada her yazdığım şey olmamış.

– Farkındayım. Ama tahminlerinin yüzde sekseni tuttu.

– Bak işte sende diyorsun, bunlar tahmin. Sadece tahmin.

İkbal Suyla’nın duyumsadığı korkuyu anlayabiliyordu. Kendisi de aynı derecede belki de daha fazlasını hissetmişti. Hata neredeyse günlerce uykuları bile kaçmıştı.

– Evet tahmin. Ama bu kadar bire bire yakın tahmini, nasıl yaptın? Asıl sorulması gereken soru bu.

– İçimden gelmiştir. Ne bileyim. Böyle bir şeyin açıklaması nasıl olabilir ki?

– Açıklaması var tatlım. Sandığımızın aksine hayatta yaşadığımız her şeyin, bir açıklaması vardır.

– Yok, bunları ben kabul etmiyorum. Beynim almıyor böyle bir şeyi. Bunların hepsi tesadüf! Tabi ya… Tesadüf den başka bir şey değil.

– Suyla… Canım, sen hayatının hiçbir evresinde tesadüflere inanmadın.

– Ama artık inanıyorum. Baksana şunlara, yaşadıklarına…

Suyla bunları söylerken ayağa kalkmış elindeki kâğıtları etrafa savurmuştu. İkbal ise etrafa savrulan kâğıtları büyük bir özenle toplarken, Suyla’nın olayları hazmedemediği için sinirli olduğunu biliyordu. Onu yatıştırmak için,

– Farz edelim tesadüf ya da ön görü. O zaman…

– O zamanı ne İkbal. Üst üste gelen birkaç yaşanmışlık beni ne yapıyor şimdi, falcımı? Yok, yok böyle bir şey olamaz! Kabul etmiyorum…

– Sen falcı değilsin. Bunu nereden çıkartıyorsun şimdi?

– Aaa. Pardon falcı değildi, ne diyordun sen buna. Buldum. Bilge…

– Offf Suyla…

– Ne ikbal? Ne…

– Yok, bir şey tamam! Bunlar sana fazla geldi farkındayım. Ben gidip yatıyorum. Sende yalnız kal. Ve ne düşünmek istiyorsan onu düşün. Ama şunu unutma, bu konu burada bitmedi.

– Benim için bitti.

– Tamam, öğle olsun. Yarın görüşürüz. İyi geceler.

İkbal uyumak için yatağına giderken kuzenine kızamıyordu. Kendisinin o ilk şoku yaşadığı anki duygu girdabını da hatırlıyordu. Evet, bu gece bu konuyu konuşmayı bırakmışlardı. Ama Suyla ne derse desin, ne söylerse söylesin konu kapanmamıştı. Ve kuzeni tüm gerçeği görüp kabul edene kadarda kapanmayacaktı. Hayatı boyunca belki de tek değer verdiği akrabası, dostu olan bu insanın kendi hayatını yazdığı hikâyelerle mahvetmesine izin vermeyecekti.kalemin-sihri-bolum-11

Suyla ise kuzeninin odadan çıkmasıyla birlikte yalnızlığa alışık olduğu bu odada gölgelerle boğuşmaya, şimdiye kadar duyumsamadığı korkularla yüzleşmeye başlamıştı.

Oldum olası modern bilimin kabul etmediği ve bilgisi dışında gelişen olaylardan tedirginlik duymuştu.

Sürekli İkbal’in sözleri kulaklarında çınlıyordu. Bu odada daha fazla havada asılı duran ve bir türlü dağılmayan konuşma balonlarıyla bir arada kalamazdı. İkbal’in dediği gibi, bir kadeh şarap iyi gelebilir diye düşündü. Şarap eşliğinde boğazın huzurlu görüntüsün de kendini bulmak için, tek sığınağı olan evinin balkona gitmek için odadan koşar adım çıktı.

Gecenin karanlığında ve sessizliğinde aklını aramaya koyuldu. Ruhunu unutarak…

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Romanının On Birinci Bölümünün Sonu.

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla kitabının ilk bölümünü Kalemin Sihri&Suyla-Cevriye Kalkan sayfasından okuyabilirsiniz.

Önceki Bölümler Okuyun:

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 2

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 3

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 4

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 5

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 6

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 7

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 8

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 9

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 10

Romanın Devamı On İkinci Bölümde

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Romanının On İkinci Bölümünü Oku

3.85/5 (13)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺