Kalemin Sihri&Suyla-Cevriye Kalkan Bölüm 10

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Romanı Bölüm 10 Oku.

BÖLÜM 10

İkbal ekranda ki hikâyeyi daha fazla okuyamayacağını anlayarak, maus ile atlaya atlaya öykünün aralarına baktı. Tamda tahmin ettiği gibi, gene hüzünlü ve ayrılıklar üzerine kurulmuş bir hikâyeydi. Kılıç Demet’e kavuşamıyor, bir sürü yanlış anlaşılmalar aralarında uçurumlar yaratıyordu. Bunlar yetmezmiş gibi hikâyenin sonunda birde Demet Lösemiden ölüyordu. Bu umduğundan da kötüydü.

İkbal yutkundu. Karşısında oturmuş, her hareketini izleyen Suyla’ya aldırmadan, bir süredir boş boş baktığı ekranı ani bir hareketle kapadı ve ‘’Yazamazsın… Bu hikâyeyi kesinlikle yazamazsın… Hemen sil, Cd’yi ve o defteri yak. Bu hikâyenin karalamasının olduğu tüm şeyleri imha et!’’ diye haykırdı.

Bu haykırışa ve tepkiye sadece anlamsız bakışlarla karşılık verdi Suyla. Beklediği tepki kesinlikle bu değildi. Kendisi gibi hikâyeyi beğeneceğini sandığı kuzenine ne olmuştu. Yerinden fırlayarak; ‘’Ama neden?’’ diye sordu, saniyeler sonra.

Evet. Neden? Çok güzel bir soruydu… Ve Suyla bunu sormakta da haklıydı, elbette. İkbal aklından geçenleri ona nasıl anlatacağını bilemiyordu. Gerçekleri kuzenine nasıl söyleyecekti?

Ya Suyla onun anlattıklarına nasıl tepki verecekti? İlk başta bakılınca hepsi birer deli saçması gibi gözükse de, o ne zamandır bunların hakikat olduğunu biliyordu. Ve elinde bir sürü ispattı vardı. Ama sorun bunları nasıl anlatacağıydı!

İkbal masanın başından kaktı, Pencerenin önüne geçerek dışarıya bakarken dilinin ucundaki yüreğinin sesine güvenmesi gerektiğini düşünerek, akından geçenleri ağzından salı verdi; ‘’İçindeki bilgeyi dinle Suyla. O sana sesleniyor. Senin iç sesin ve bilge olan parçan doğru yolu biliyor.’’

Bu neydi böyle. Tarot kartları gibi konuşmaya başlamıştı kuzeni de. Onların sözlerini tekrarlıyor, sanki kâğıtların yorumlarına can veriyordu. Kuzeni için endişelenme sırası bu sefer Suyla’da idi. İkbal ne demeye çalışıyordu? ‘’Bunlar ne anlama geliyor?’’

İkbal Suyla’ya dönerek pencerenin önünden ayrıldı. Kuzenine doğru yürüyerek yanına geldi. Onu kolundan tutup yanlarında duran koltuğa oturttu, aynı koltuğun köşesine de kendi ilişti. ‘’Bak! Suyla’m. Lütfen, sözlerimi sabır ile dinle. Bende anlatacaklarımı anlamanın zor olduğunun farkındayım ve senin daha çabuk anlaman için nasıl bir yol izlemem gerektiğini de bilmiyorum. Ama lütfen sana yalvarıyorum. Bana yardım et. Sakince beni dinle, olur mu?’’ diyerek onun ellerini sıkıca tutu.

Suyla kadının bu ciddi halinden onu can kulağıyla dinlemesi gerektiğini anlamıştı. Ters giden bir şey vardı. Ama ne?

Kafasıyla İkbal’i onaylayarak aralarındaki gizli sessizlik anlaşmasını imzalayınca kesilen konuşmaya kuzeni devam etti. ‘’Sen bilge olansın Suyla. Bilgeliğin her zaman senin içinde… Sen onu ne kadar kaybettiğini sansan da, o hep oralarda derinlerde, yüreğinde. Şimdi yapman gereken beni anlaya bilmek için, o bilge tarafın ile hareket etmek. O sakin ve ilahi tarafınla beni dinle. Doğruyu ve ışığı sende göreceksin.’’

‘’Yapma İkbal… Alt tarafı bir hikâye için bu kadar söze ne gerek var şimdi? Hakkımda düşündüklerin için teşekkürler. Ama can bu hikâyeyi neden yazmamı istemiyorsun? Onu anlat bana. Hem ben senin dediğin gibi bilgeysem bu hikâyede ruhumdan akıp gelen, duygulardan oluştu. Biraz önce tembihlediğin gibi iç sesim can verdi…’’

‘’Evet, bu hikâyenin senin ruhundan geldiği doğru…’’

‘’O zaman…’’

‘’İşte tamda bu yüzden bu hikâyeyi yazmanı istemiyorum. İçinde acı var, kavuşamama var. Bu kötü. Hemen bu hikâyeyi yok etmelisin.’’

‘’İkbal, hala ne demeye çalıştığını anlayamıyorum…’’

‘’Anlamıyorsun, çünkü sen hala hiçbir şeyin farkında değilsin.’’

‘’Allah aşkına. İkbal, neyin farkında değilim ben?’’

‘’Suyla sen hepimizden farklısın. Bunun hala farkına varmadın mı?’’

‘’Nasıl?’’

‘’Sen, yazdıklarınla geleceği şekillendiriyorsun…’’

İkbal’in bu sözleri havada asılı kaldı. Sessizlikte dakikalarca kendisine delirmiş gibi bakan kuzenine açılama yapmanın yolunu düşünürken, bir anda ayağa kalkarak. ‘’Burada bekle Suyla. Sana ispatlayacağım.’’ diyerek odadan fırlayarak çıktı.

İkbal döndüğünde kuzenini bıraktığı yerde hiç kıpırdamamış halde buldu. Yüzündeki ifade ise anlamsız boş bakışlara dönmüştü. ‘’İşte!’’ dedi elindeki kâğıt parçasını sallarken… ‘’Al oku bunu ve kendi gücünü gör.’’

Suyla hipnozdan uyanmışçasına bu komutla kadının elinde kendisine uzattığı kâğıdı aldı. Pembe bir zarftı şimdi kendi elinde olan. Zarfı dıştan incelemeye başladı. Üzerinde ne bir pul, nede bir posta kaşesi vardı. Sadece, sevgili kuzenime yazıyordu. Tuhaf olan ise bu el yazısı kendisine aitti. Evet, İkbal’e sayısız, bir sürü mektup yazmış. Kartlar atmış. Resim yollamıştı. Ama böyle renkli bir zarf kullandığını, hiç hatırlamıyordu. Elindeki zarfı evirip çevirirken İkbal’in sesini tekrardan duydu. ‘’Aç ve oku Suyla. Okuyunca, beni daha iyi anlayacaksın.’’

Kadın sanki gökten gelen ilahi bir komutmuş gibi kuzeninin dediğini yaptı. Zarfı açtı. Gene kendi el yazısı ile yazılmış tam üç sayfa dolusu kâğıdı okumadan incelemeye başladı. Sayfalardan biri zarf ile aynı diğerleri ise kırmızı ve sarı renkteydi. İkbal başında bunları okuması için sabırsızlanırken, kendisi renk seçimlerine takılıp kalmıştı. Hiç ama hiç hatırlamadığı bu mektup yanında bu tarz süslü püslü materyaller kullanmış olması da kendisini şaşırtmıştı. Ve okumaya başladı…

İkbal’e ithaf en yazılmış mini bir öyküydü bu. Yer yer bazı yerlere karalamalar yapılmış, bazı yazıların üzerleri ise çizilerek kapatılmıştı. Sayfa kenarlarına da ufacık minyatür resimler kondurulmuştu.

Allah aşkına! Bu neydi böyle? En başa dönerek bir kez daha okudu, İkbal’e yönelerek; ‘’Eee…’’ diyerek cevap istercesine baktı.

‘’Hala anlamadın mı canım?’’

Genç kadının cidden canı sıkılmaya başlamıştı. Ellinde tuttukları alt tarafı taslak halinde şeylerdi. Ne zaman? Ve niçin? Yazıldığını bırak, kendisinin böyle bir şey yazdığını dahi hatırlamıyordu. Bunların onun kaleminden çıktığının tek ispatı ise el yazısıyken, kuzeni bunlardan ne anlam çıkarmasını bekliyordu. Zaten sinirleri oldukça gergin ve yıpranmışken bu tarz bir bilmece çözmek hiç istemediğinin anlaşılması için, bir iki boyun gevşetme hareketi yaparak, ‘’İkbal, bak can. Seni kırmak istemiyorum. Ama ne tür bir oyun oynuyorsan, ben sıkılmaya başladım, haberin olsun. Zaten canım burnumda. Bunlarla bana ne anlatmak istiyorsun. Doğru düzgün söyle. Yok, geleceği şekillendiriyormuşum, yok ben bilgeymişim. Ne diyeceksen de hadi… Yorma beni.’’

‘’Suyla, hala anlayamadın değil mi? Bu okudukların ne? İyice bir bak.’’

‘’Ne olacak. Bir hikâye işte… Benim yazdığımın tek kanıtı ise sadece el yazım.’’

‘’Bunu yazdığını hatırlamıyor musun?’’

‘’Hatırlamıyorum’’

‘’Tarihine bir bak.’’

İkbal’in uyarısıyla tekrar sarı sayfaya döndü. En üst sağ tarafta yazılı tarihe baktı. Omuz silkerek; ‘’Üç yıl önceye ait.’’ Dedi.

‘’Evet, üç yıl önceye ait.’’

‘’Üç yıl önce ben sana neden mektup yazmışım ki. Çok saçma. Sen o zamanlar daha yurt dışına gitmemiştin bile. Hem biz o zamanlar hep yan yanaydık…’’

‘’Suyla bu bir mektup değil, anla artık. Sende okudun… Bu bana yazdığın bir hikâye.’’

‘’Eee…’’ diyerek tekrardan bir bezginlik dalgası ile karşılık verdi Suyla kuzenine.

‘’Tamam, en baştan anlatacağım. Şu an elinde tuttuğun zarfı bende senin gibi unutmuştum. İki ay önce yeni evimize taşınana kadar. Taşıdığımız eşyaları yeni evimize yerleştirirken, eski evrakların arasında buldum bunu. Ve ne olduğunu hatırlamadım en başta. Senin el yazını görünce elime geçmemiş bir mektup diyerek odamda bir yere kaldırdım. Ve tekrar orada da unuttum. Geçen ay makyaj masamda bir şeyler ararken, çekmecelerin birinde tekrar elime geçti… Açıp okudum. Senin gibi bu nasıl bir mektup diye düşündüm önce ve bunun bir mektup olmadığını hatırladım.’’

‘’Neymiş peki?’’ Suyla’nın sesi sıkkın çıkınca İkbal konuyu toparlaması gerektiğini fark ederek; ‘’Senin gibi benimde hatırlamam zaman aldı. Aradan çok uzun süre geçmişti. Derin bir soluk alıp… Sende hatırlayacaksın, diye devam etti. İstanbul’da çalıştığım şirketten üç yıl önce izin almış ve yazlığa gitmiştim. O zaman ki patronum ise bu izni onaylamadığını söyleyerek daha gittiğimin ilk günü beni geri çağırmıştı. Ben ise bunun yasal hakkım olduğunu, gerekirse izin dönüşü bunu mazeret göstererek beni işten çıkara bileceğini, beyan ederek iznimi kullanmıştım. Hatırladın mı?’’

‘’Evet. Öğle bir olay hatırlar gibiyim. Hatta bunu sana olan zaafından yapmıştı değil mi? Ondan uzaklaşmaman için böyle bir yola başvurmuştu.’’

‘’Evet. İşte bu olay üzerine çok canım sıkılmış ve bir haftalık tatilimde burnumdan gelmişti.’’

‘’Hatırlıyorum. İstanbul’a dönünce de hatta istifanı vermiştin. Ama ne yalvarmışlardı sana işi bırakma diye. Hatta ayrılmayasın diye seni Genel Müdür yapmışlardı.’’

‘’Bak hatırlamaya başladın. O dönem çok buhranlıydı. Depresyona girmiştim. Ve sen beni neşelendirmek için bu zarfı vermiştin. Verirken de bu zarfı sakın açma İkbal. Burada senin geleceğin yazılı… Bir yıl sonra açıp okursun, bakalım tutacak mı demiştin. Bunu da hatırladın mı?’’

‘’Yoo… Hatırlamadım. Neden yapmışım ki böyle bir şeyi.’’

‘’Neden olacak, beni tekrardan gelecek için umutlandırıp, günün sorunlarından uzaklaştırmak için. O aralar bir iki günlük tahmin oyunları oynuyorduk seninle. Sakın bunları da unuttum deme. Valla yangın var diye koşarak, kaçarım.’’

‘’Onu hatırlıyorum. Bir birimizi ne zaman sıkılsak ya da sorun yaşasak arıyorduk. Bir kaç günlük olumlamalar ile moral veriyorduk.’’

‘’Oh nihayet kuzen… Hatırlamaya başladın. İşte bunları o gün bana yazıp vermiştin. Bende bir yıl sonra okumak için sakladım. Tabi saklama o saklama… Nasıl sakladıysam artık düşünsene daha yeni buldum. Bu olayları hatırlayınca ki sana kızamıyorum, bende çok zor hatırladım, tekrardan zarfı alıp içindekileri okudum. Ve işte o yüzden buradayım…’’

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Romanının Onuncu Bölümünün Sonu.

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla kitabının ilk bölümünü Kalemin Sihri&Suyla-Cevriye Kalkan sayfasından okuyabilirsiniz.

Önceki Bölümler Okuyun:

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 2

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 3

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 4

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 5

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 6

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 7

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 8

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Bölüm 9

Romanın Devamı On Birinci Bölümde

Cevriye Kalkan’ın Kalemin Sihri&Suyla Romanının On Birinci Bölümünü Oku

2.7/5 (23)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺