Kadının Adı Yok-Duygu Asena

Duygu Asena’nın Ünlü Romanlarından Kadının Adı Yok

Kadının Adı Yok romanı gazeteci ve yazar Duygu Asena tarafından 1987 yılında yazılmıştır. 1987 yılında yayımlanan Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok eserini her kadın mutlaka okumalı.

Feminist yazarlardan Duygu Asena, Kadının Adı Yok romanında kadınların toplumda yaşadıkları sorunları anlatmıştır. Duygu Asena’nın anlatımı ve üslubu ile anlatın roman bizlere günlük hayatta karşılaştığımız gerçekleri anlatıyor.

Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok Kitabı Aynı Adla Sinemaya Uyarlandı

Film yönetmeni, yapımcı ve senarist Atıf Yılmaz tarafından Kadının Adı Yok adı ile 1988 yılında sinemaya uyarlanmıştır.

Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok kitabı Doğan Kitap etiketi ile çıkmıştır. Doğan Kitap tarafından Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok kitabının sayfa sayısı 184 sayfadan oluşmaktadır.

Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok kitabının adı Duygu Asena’nın anısına düzenlenen Duygu Asena Kadının Adı Yok Roman Ödülü’ne isim sahipliği yapmıştır.

Duygu Asena bu kitabında, temiz, telaşsız, kıvrak anlatımıyla bir kadının yaşadıklarını, daha doğrusu cinsiyeti kadın olarak belirlenmiş, herkesin üç aşağı beş yukarı tanık olabileceği ortak bir macerayı, bir kadının ağzından anlatıyor. Bu kadın, küçücük bir kızın henüz yaşanmamış doğal meraklarından, aşklar, acılar, sahtekarlıklar, hırslarla dolu bir hayatın bazen hafif, bazen ağır kıpırtılarına kadar, kendi ayakları üzerinde durabilmek için mücadele ediyor. Bu kadın, pürüzsüz bir tenden kırışıklıklara uzanan zaman içinde kendisi için var olabilmeyi hedefliyor. Beceriyor da… Ne pahasına olursa olsun!

Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok kitabından alıntılar:

Anlamıyor musunuz siz, kendim olmak istiyorum, kendi adımla anılmak istiyorum ve erkeklerden, evlilikten yalnızca dostluk bekliyorum. Dostluk da saygıda eşitlikle olur, anlamıyor musunuz, eşitliğin olmadığı yerde ikisi de yok.

Sevmek mi insanı bağlı kılan? Acımak mı insanı sinirlendiren? Kısıtlanmak mı insanı sevgisizliğe iten? Özgür ve bağımsız olmak için, bir canlı, bir tek canlı bile olmamalı insanın yaşamın da? Özgürlüğün bedeli bu mu? Bu yalnızlık mı?

Bunca yıllık yaşamımda bir tek şunu öğrendim. Şu reçeteyi; mutlu olmadığın ortamdan kaç git. Bunun için de güçlü ol, kendi kendine yet.

Güzel bir bahçemiz var, evin üç yanını kuşatıyor. İçinde meyve ağaçları, kediler, köpekler var. Evin İçinden yukarıya doğru çıkan bir merdivenimiz, bir de kardeşim var. Ama o daha merdivenden aşağı kayamıyor.

Arkadaşlarımız hep bizim bahçeye geliyor. Kızları da erkekleri de çok seviyorum, aralarında hiç ayrım yapmıyorum.

Ama babam yapıyor.

Babamın yüzü kızgın bir kedi gibi, hayır hayır köpek, hatta bir eşek gibi. Ona çok kızıyorum. Babam gözlerini dikmiş camdan dışarı, bize bakıyor. O kadar kızgın ki, bakışlarından ateş saçıyor, yüzü maske gibi ve çok korkunç. Oğlanlar babamdan korkuyorlar. Kızlar korkmuyorlar çünkü babam kızlara kızgın bakmıyor.

Okula gitmiyorum ama ben artık çok büyüğüm, babamın oğlanları sevmediğini, kızları sevdiğini biliyorum, ama bunun neden böyle olduğunu bilemiyorum, çünkü babamın kendisi de oğlan.

Durumu oğlanlar da fark etmeye başladılar. Babamı gördükçe tuhaflaşıyorlar. Suç işlemedikleri halde, sanki bir kabahat yapmış gibiler. Artık kapıdan değil de, yan duvardan atlayarak bahçeye giriyorlar. Çünkü o zaman görünmüyorlar. Ama nedense onlar da sevimsizleşmeye başladılar. Babam görmediği zaman gizli gizli bir şeyler yapmak istiyorlar, örneğin babam camda olduğu halde, bizim saçlarımızı çekip, eteklerimizi kaldırıyorlar, yakamızı açıp içeri bakıyorlar. Babam görmeyince çok seviniyorlar, zafer kazanmış gibi naralar atıyorlar. Babama yakalanmadıkları sürece bize karşı çok güçlüler.

Babam korkunç suratıyla camdan bakmaya başladığından beri oğlanlarla aramızda bir düşmanlık doğuyor. Değişen ve hiç hoş olmayan bir şeyler başladı ama ne?

İçimden babama diyorum ki, ”Baba, baba, neden bakıyorsun camdan? Sen bakmadan önce, onlar bizim eteklerimizi kaldırmazlardı, terbiyesizce şeyler söylemezlerdi hiç. Baba bakma camdan, asma yüzünü, onlara düşman olma. Sen onları sevmedikçe, onlar da sana düşman oluyorlar, senden korkmayı, senden gizli bir şeyler yapabilmeyi oyun haline getirdiler. Olan bize oluyor sonra. Neden aramıza giriyorsun?”kadinin-adi-yok-duygu-asena

Bir gün annem babama dedi ki: ”Kızların çok üstüne düşüyorsun, bahçedeki çocukları korkutuyorsun, daha küçücük çocuk onlar.”

Babam da anneme dedi ki: ‘’Küçücük müçücük, çükleti yok mu onların?’’

Çok şaşırdım, o dediği şeyin ne olduğunu biliyor gibiyim ama bu yüzden onlara kızacağını hiç ummazdım. Hem o şeyden babamın da var, neden onlara kızıyor hiç anlayamıyorum.

Şaşırdım kaldım ama bunu çözmeliyim, ne nedir öğrenmeliyim.

3.42/5 (19)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺