İslam’ın Dirilişi-Sezai Karakoç

Düşünce Adamı, Yazar ve Şair Sezai Karakoç’un Müslümanlara, İnsanlığa Seslendiği Muhteşem Eseri; İslam’ın Dirilişi

İslam medeniyeti hakkında yazılmış Sezai Karakoç’un bu güzel eseri herkes okumalı.

Sezai Karakoç’un çok okunan, çok satan kitaplarından İslam’ın Dirilişi kitabı Diriliş Yayınları etiketi ile yayımlanmıştır.

Diriliş Yayınları tarafından yayımlanan Sezai Karakoç’un İslam’ın Dirilişi kitabının sayfa sayısı 68 sayfadır.

Sezai Karakoç’un İslam’ın Dirilişi kitabından alıntılar:

Rönesanstan bu yana geçen beş yüz yıla, ”Avrupa Dönemi” dense yeridir. Bu dönemde Asya, bir ölüm dalgınlığı içindedir. Afrika’ysa yoktur. Daha doğrusu gerçek anlamıyla var değildir. Yalnız Osmanlı Devleti, bizim büyük devletimizdir ki, Avrupa içinde ve dışında, Asya’yı bu ölümcül durgunluktan ve geleceğini sezmişçesine Avrupalıyı taşkınlıktan kurtarmaya çalışmanın iki yüz yıllık hummasını yaşamıştır. Ama, O da, sonunda karanlık Asya Duygusunun elinden yakasını kurtaramaz. Dünyaya bakışında bir neşe taşıyan ve tabiatı olduğu kadar, daha da fazla Doğuyu yağmalamaya çalışan yalnız Avrupa’dır bu dönemde. Amerika’ysa, uzun bir süre kendi sınırları içinde kalan, zengin bir dekorda fışkırmış ikinci bir Avrupa’dır.

Her eser bir yankı ister. Bu dönemdeki Avrupa inşası, yüzyıllarca, Asya ve Afrika’da en ufak müsbet bir cevap uyandırmamıştır. Asya da, Afrika da, Avrupalıları yeni bir medeniyetin ve yeni bir sesin sahibi olmaktan çok, güçlü bir barbar gibi görmüştür uzun süre. Daha doğrusu, Afrika onu bir büyücü gibi görmüş, Asya bir barbar gibi. Ve bu görüşler, Avrupalıyla Asyalı ve Afrikalı arasında içten bir anlaşma ve karşılıklı kaynaşma kurulmasına engel olmuştur. Dünyanın bu genel reddedici tutumu, bir nevi bu evrensel melankoli, nihayet Avrupa’nın içine de sıçramış ve iki dünya savaşı, kendini suçlamaya elverişsiz bir yapıda arka arkaya iki patlama olarak çıkmıştır. Avrupa’nın, Dünyadan cevap alamamasından doğan bu parçalanış ve çatlama görünüşü, Asya ve Afrika’ya, artık öç gününün geldiğini şuuraltlarından sezdirmiştir. Yani Avrupa dışa dönük mizacı yüzünden bir melankoli yuvası olamamış, çember parçalayan bir çılgın gibi davranmıştır bu yüzyılın başında. Dışa dönüğün azabı, bir intihara doğru gelişirken, peşinden bütün bir dünyayı sürüklemek ister…

Avrupa’nın en büyük dramı şudur: Kendini hiçbir zaman sevdirememesi. Belki kendinden korkulmuş, çekinilmiş, hatta sahte yaltaklanmalar da görmüş, fakat hiçbir insanoğlunun sıcak bir yakınlık duygusunu elde edememiştir. Bu medeniyetin, öbürleriyle ilgisinde ilk görülecek şey, önce gelmiş hiçbir medeniyetin şahit olmadığı bir antipati ve cevapsızlık karşısında kalmasıdır. Zekasının hep tekniğe doğru kayışı da bu sevgisizliğin doğurduğu güvensizlik psikolojisinden ileri gelse gerektir…

Asya’nın (Çin’in) ve Afrika’nın intikamı çetindir. Avrupa bunu gün gün daha bir şiddetle idrak ediyor. Avrupa Birliği çalışmaları bu idrakın bir eseridir. Avrupa Birliği gerçekleşse bile, O, tarihi bir kıskaçtan kurtulabilmek için, karşısındaki bütün bir dünya içinde bir koruyucu, bir bağışlayıcı bulmak zorundadır. Bu bağışlayıcı, bu kurtarıcı Avrupa’yı insanlık bütününe adapte edici yalnız İslam Gücü olabilir…islamin-dirilisi-sezai-karakoc

Asya ve Afrika geliyor dedik. Asya uyanarak ve Afrika, siyasi ve tarihi anlamda var olarak geliyor. Geliyor ve geliyorlar ama önleri bir ova gibi apaçık ve bir yaz göğü gibi masmavi ve bulutsuz değil…

Eski bir medeniyetin yeniden dirilişinin genel çerçevesi ile mücerret bir medeniyetin doğuşundaki asgari muhteva, şart ve çerçeve nedir? Asya ve Afrika’nın bugünkü hallerinin bu açıdan ele alınması, şimdiki büyük tarihi tecrübelerinin başarısı için ilk kaba tahmini verecektir.

3.88/5 (33)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺