İklim Dora Röportaj

Yalnızlığın Muhallebi Kıvamı Adlı Kitabın Yazarı İklim Dora İle Birkaç Yıl Önce Yapmış Olduğumuz Röportaj.

Merhaba İklim Hanım Öncelikle Sizi Yakından Tanıyabilir Miyiz, Kendinizden Kısaca Bahsedebilir Misiniz?

İklim Dora: Öncelikle nazik röportaj teklifiniz için teşekkür etmek istiyorum. Sitenizi severek takip etmekteyim. Değerli yazarların önemli eserlerini paylaştığınız kadar, yeni yazarlara da elinizden geldiğince destek vermek istemenizi gözlemliyorum. Bu da bence edebiyatseverlerin birbirleriyle buluşmaları açısından çok büyük bir katkı sağlamakta. Aynı zamanda yeni yazarlara da teşvik ve motivasyon olarak katkı yapmakta. Ve oldukça keyifli, seviyeli başka birçok içerik var. Emeğinize sağlık.

1990 yılında, TV-Radyo Programcılığı ile eğlenceli ve hep istediğim bir dünyaya girerek, bugüne ulaştım. Televizyonun getirisi olarak, tiyatroya başladım. Özel bir tiyatroda, saygıdeğer hocam ile alaylı olarak yetiştim. Birçok oyundan sonra, tiyatroya ara verdim.

Yazmaya ‘günlük’ tutarak başladım ve çocukluğumdan bu yana devam ettim. Her daim amatör ruhla ve henüz olgunlaştığımı düşünüyor olmasam da Dijital Sanat’tan; “Yalnızlığın Muhallebi Kıvamı” adlı kitabımı çıkardım. Çok keyifli… Diğerleri de yolda…

Sevdiğim bu tüm işleri, sadece kendim için yapıyorum. Yani popüler deyimle ‘meşhur olma’ hayalim yok. Çünkü her ne iş yaparsak yapalım, kendimiz için ve sadece kendimizle yarışarak yaparsak manevi olarak da iç huzurunu yakalayabildiğimize inanıyorum. Ve tabii illaki profesyonel mantıkla, amatör ruhla, hobi tadında…

Yaptığınız işe, sevdiğiniz insanların manevi destekleri çok önemlidir. Bir de sevdiği işi yapabilen şanslı insanlardan iseniz, değmeyin keyfine.

Hayat, sevdiğin ve istediğin şeyleri yapabildiğin sürece güzel ve anlamlıdır diye düşünüyorum. Ve ben de tüm bu işleri yaparken kendimi dünyanın en güzel, en yetenekli, en güçlü kadını gibi hissediyorum. Çünkü aynı zamanda bana can-ı gönülden destek olan bir eşim var ve buradan ona sizin vesileniz ile de tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Hayatı hafife almamakla birlikte, çok da ciddiye almayan biriyim. Pollyanna’cılık değil ama her daim pozitif olmak ve düşünmek gerektiğine inanırım. Bu yüzden negatif enerji yayan, başkalarının acılarını üzüntülerini önemsemeyen ve vicdanı sızlamayan insanlardan uzak durmaya çalışıyorum. Ayrıca elimden geldiğince sosyal sorumluluk projelerine destek vermeye çabalıyorum.

Şu An Hangi Yayın Organında Yazılarınızı Yazıyorsunuz?

İklim Dora: Hali hazırda internette UlusalPost’da gündeme dair ve Hürriyet Yazarkafe’de de eğlenceli yazılarımı paylaşmaktayım.

Yeni kitabım hazır, yayın aşamasında ve ben de bir yandan yeni bir diğer kitabıma yoğunlaşırken, diğer yandan da yazmadığım boş bir anım kalmasın diye uğraşmaktayım. Bu yüzden bloğumda ve sosyal paylaşım sitelerinde de yazıyorum.

Facebook,Twitter Gibi Sosyal Medyaları Kullanıyor Musunuz?

İklim Dora: Takipçi ve izleyici arttırmak adına bir çabamın olmadığı ‘İklim Dora’ adı ile bir Fan sayfam, bir twitter hesabım ve ‘İklim Dora Diyor ki’ adında bloğum bulunmakta.Yani sosyal medyayı elimden geldiğince kullanmaya çalışıyorum. Çünkü günümüzde birçok insana ulaşmanın en kolay yolu bu.

Ancak derdim sadece fikirlerimi, duygularımı, hislerimi, hayallerimi ve kurgularımı paylaşmak. Bu yüzden fiziken tanınmak gibi bir isteğim yok. Yazdıklarımla ulaşabildiğim her insan benim için bir kazanç. Ama tabii ki herkes de benimle aynı fikirde olup, beğenmek zorunda değil. Bu yüzden saygı çerçevesinde nazikçe eleştiren okuyucular da ayrı bir artı katar yazan kişiye diye düşünüyorum.

‘Takipçi’ ve ‘izleyici’ demişken; her okuyucu aslında bir ‘izleyici’dir de bana göre. Okuduğunuzu kendinize göre anlamlandırmaya çalışıp hayal kurar ve gözünüzün önünde canlandırırsınız.

Yani aynı zamanda okuduğunuzu izlersiniz de. Kitaplardan uyarlanan filmleri düşünün. Uyarlayacak olan kişi, kitabı okuyarak karakterlere, olayların geçtiği yerlere, vs. şekil verir. Ve hayal gücüyle yorumlayarak oluşturduklarını bize hazır halde izlememiz için sunar. Yazar da kendi hayal gücünden yola çıkıp kurgularını yaratır ve size farklı dünyalar oluşturabilmeniz için sunar. Siz de gözlerinizle yazılanları okur, beyninizle algılar ve bu sayede canlandırdığınız resimleri hayal gücü monitöründen izlersiniz.

En Çok Beğendiniz Yazar Kimdir?

İklim Dora: Herhangi bir sanat dalı ile uğraşan kişinin, kendini geliştirmek için yapması gereken çok şey var. Teknik çalışma bunlardan sadece birisi. Bir heykeltıraşın atölyeye kapanıp çalışması, bir piyanistin stüdyoya kapanıp çalışması gibi…

Hep denir ya; ‘İlk yapılması gereken o sanat dalındaki ustaları takip etmektir’ diye. Benim de ilham aldığım, okumaktan keyif aldığım yazarlar tabii ki var. Örneğin; Oğuz Atay, Bilge Karasu, Vüsat Bener, Yusuf Atılgan, Yaşar Kemal gibi aklıma ilk gelen Türkçe ustalarını sayabilirim. Ve ayrıca Cemil Meriç, Ayşe Kulin, Buket Uzuner’i severim. Şu sıra okuduğum kitaplar ise; Samuel Beckett’in ‘Hiç İçin Metinler’ ve Kemal Sayar’ın ‘Yavaşla’ adlı kitapları. Dönüşümlü olarak birkaç kitabı aynı anda okumayı seviyorum çünkü.

Yazmayı ve okumayı seven, yazdıklarını aynı ve belki de ayrı frekanstaki ve boyuttaki insanlara ulaştırmak isteyen, paylaştıkça ruhu iyileşen biri olarak; kitabın kendisini okumanın ayrı bir tadı olduğunu düşünüyorum. Sayfalarını çevirdikçe, başka dünyalara girersiniz, ayraç ile kaldığınız yeri belirler ve bir an evvel günlük işlerinizi bitirip oraya geri dönmek istersiniz. Bazen bir kurşun kalem alır, satırların altını çizersiniz aklınıza iyice kazınması için cümlelerin. Bir elinizde heyecanla okuduğunuz kitabınız, bir elinizde demli çayınız ya da kahveniz ile hazırladığınız okuma köşenizden aldığınız keyif gibisi yoktur. Velhasıl, mümkün olduğunca kitap okumalıyız. Çünkü ancak okuyarak, okuduğumuzu sorgulayarak ufkumuzu veya hayal gücümüzü genişletebiliriz.

Yalnızlığın Muhallebi Kıvamı adlı kitabınızdan biraz bahseder misiniz?

İklim Dora: Yalnızlığın Muhallebi Kıvamı’nı; ‘İçten, duygu yüklü, gündelik ama hem de felsefi…’ diye özetlemiş değerli bir okuyucum. Kitabı okurken, sanki yeni tanıştığınız bir arkadaşınızla sohbet ediyormuşsunuz da size hayatındaki gelişmeleri anlatıyormuş gibi hissedin istedim. Bu yüzden samimi, eğlenceli ve keyifli bir dil kullanmaya özen gösterdim.

YMK’da uzun tasvirler, ağdalı bir dil veya anlaşılmaz bir felsefe yok. Yani şunu demek istiyorum; biraz modern, biraz günümüz dünyasından, hızlı, rahat okunabilen ve içimden geldiği gibi yazmak istedim. Sevmediğimden değil tabii. Yoksa tasvir, romandaki en önemli teknik unsurlardan biridir. Mesela Gogol’un bir romanında 3 sayfa boyunca sadece bir duvarı tasvir etmesi, Dostoyevski’nin uzun karakter analizleri, Oğuz Atay’ın ‘Tutunamayanlar’da Turgut Özben ile Metin’in gittiği meyhanede, uzun uzun meyhane masasındaki mezeleri tasvir etmesi gibi…

Ancak, kitap okurken olayların hızlı gelişmemesi beni biraz sıkar. Eskiden radyoda dinlediğimiz ‘Arkası Yarın’larda ya da şimdinin dizilerinde olduğu gibi insanların kırk saat birbiriyle bakıştığı ve günlerce bir gelişme göstermeyen olaylar zincirini sevmediğim için, oldukça hızlı ilerliyor kitapta konular. Beynimin durmayan, sürekli ve hızlı düşünen halini yansıttım biraz da sanırım.

Karakterimiz de klasik tabirle ‘kendi ayakları üzerinde durabilen’, dobra, içinden geldiği gibi davranan, hoşuna gitmeyen şeyleri açıkça ifade edebilen, mutlu bir aileden gelen şanslı bir kadın.

Genç Yazarlara Tavsiyeleriniz Nelerdir?

İklim Dora: Yeni yazmaya başlayanlara söyleyebileceğim en samimi önerim; içlerinden geldiği gibi, sadece kendileri için, sadece kendilerini aşmaya çalışarak, hayatı ıskalamadan, bir kazanç kapısı olarak görmeden ve azimle yazmalarıdır. Ortaya sizin oluşturduğunuz, onca zaman harcadığınız, sizden sonraya da kalacak olan maddi manevi emek ürünü bir eser çıkıyor. En güzeli de bu sanırım. Adınızın, fikirlerinizin, duygularınızın sizden sonra bile yaşaması, yaşatılması.

Yazın… Sonuçta yazılanları okuyan birileri illaki olacaktır. Yemek kitabı da yazsanız, astroloji üzerine de yazsanız, anılarınızı da yazsanız, felsefe ya da aşk romanı da yazsanız okuyucu bulacaksınız. Her sanat dalında olduğu gibi, edebiyatta da yenilik lazım. Eskiye, ustalara, büyüklerimize olan tüm saygımızla ve onlardan feyz alarak ilerlemeliyiz elbet. Ancak kendimizi de geliştirmeye çalışarak ve kendimiz gibi kalarak yazmaya devam etmeliyiz.. Ve en önemlisi de bol bol okumak olsa gerek. Sevdiğimiz, sevmediğimiz, tasvip ettiğimiz, etmediğimiz, tarzımız olan, olmayan her yazıyı / yazarı incelemeli ve hepsinden ayrı doneler elde edip, fikirler almalı ve sorgulamalıyız diye düşünüyorum. Çünkü vizyonumuzu genişletmek, ufkumuzu açmak, ileri görüşlü olmak zorundayız. Velhasıl yazmak için önce okumak lazım.

Röportaj İçin Teşekkür Ederiz. Eklemek İstediğiniz Bir Şey Var Mı?

İklim Dora: Röportaj için ben teşekkür ederim. Soru sormaya devam ederseniz, saatlerce daha sohbet etmemiz gerekir. Çünkü eklemek, anlatmak, iletmek istediğim çok şey var. İnşallah bunları kitaplarımla anlatabilirim.

Tüm insanlık olarak mutlu ve barışçıl bir dünya ile bozulmamış, incinmemiş ve bize sonsuz nimetlerini sunan yemyeşil bir tabiat içinde huzurla yaşayabilmeyi temenni ederek; sizlere ve okuyucularınıza teşekkür ediyorum.

Sayın İklim Dora’ya röportajı için teşekkür ederiz. Başarıların devamını dileriz.  www.kitapsozler.com

İklim Dora Hakkında Linkler:

Yalnızlığın Muhallebi Kıvamı-İklim Dora

http://yazarkafe.hurriyet.com.tr/Site/31402/iklimdora-blogspot-comiklim dora ile roportaj

http://www.birazoku.com/yalnizligin-muhallebi-kivami-iklim-dora-digital-sanat-yayincilik

http://iklimdora.blogspot.com.tr/

https://www.facebook.com/iklimdora

https://twitter.com/iklimdora

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺