İki Mükemmel Hata-Fatih Murat Arsal

Fatih Murat Arsal’ın Romantik, Aşk, Gerilim Kitabı İki Mükemmel Okurlarla Buluştu.

Fatih Murat Arsal’ın muhteşem kurgusu ile İki Mükemmel Hata romanı çıkar çıkmaz kitapseverler tarafından büyük bir beğeni topladı.

Ephesus Yayınları etiketi ile 2016 yılının Ekim ayında çıkan Fatih Murat Arsal’ın İki Mükemmel Hata romanı 576 sayfadan oluşmaktadır.

Genç kız için hayatı mükemmeldi. Hatasızdı…

Anlayışlı bir aileye, iyi bir kariyere sahipti.

Sevdiği adamdan başkası da umurunda değildi.

En azından öyle sanıyordu…

Ama karşısına böyle bir adamın çıkacağını bilemezdi!

Yapmayı düşünmediği hataların sahibi gibiydi.

Tehlikeli bir hayata, farklı bir dünyaya aitti.

Kollarında, olmadığı biri gibi davranmak çok kolaydı.

Keşke onunla hiç karşılaşmasaydı… Keşke dokunuşlarından etkilenmeseydi…

Keşke imkânsız isteklerine karşı koyabilseydi. Ve keşke… onun bir hata olduğunu fark edebilseydi.

Geç kalmıştı! Sahiplenilmeyi, tehlikeyi ve arzulanmayı bir yabancının heyecan veren yakınlığında buldu. Bu gülen gözlü adam onun tüm kalelerini yıkmıştı.

Bazı hataların engellenemez olduğu aşk yolculuğunda, bir genç kızın en mükemmel hatasına yenilişini destekleyeceğiniz bir FMArsal romanı daha!

Fatih Murat Arsal’ın İki Mükemmel Hata kitabından alıntılar:

’’Ayhan! ’’ Ayça kocaman gözlerle ona bakıyordu. Uyaran sesi alçak ama keskindi. “Seni öldürürüm adam!” dedi alçak sesle. Ayhan aniden gülmüştü. Genç kadının küçük yüzünü iki eli ile avuçladı. Yumuşak ama güçlüydü. Engel olmasına fırsat vermeden eğilip öptü dudaklarından. “Bu kadar zeki bir kadının böyle saçmalaması inanılmaz bir şey!” dedi sonra. Geri çekilmiş, yüzünü de serbest bırakmıştı.

O öpücük iyi olmamıştı işte! Ayça dudaklarını yalamamak için kendisini zor tuttu. Bir anda allak bullak olmuştu. Bu adamda sihirli ne vardı ki? ’’Saçmalamıyorum ben! ’’ İç çekti. ’’Tamam öldürmem ama… dizlerinden vuracak adamlar tanıyorum! ’’ ’’Yeterince korktum, merak etme, tek kelime bile etmem. ’’ ’’Güzel…’’ Doğruca mutfağa gitti. Eniştesi o ciddi kıyafetlerini çıkarmıştı. Kolundaki yanıkları gizleyen uzun kollu bir gömlek giymişti. Aysun da rahat giysilerleydi. Bu durumda kendi kıyafeti o kadar kötü durmamıştı. Biraz içi rahatlamıştı. ’’Kapıyı niye misafire açtırıyorsunuz? ’’ dedi onlara. Azarlaması biraz daha güçlü olsun diye ellerini beline dayamıştı.

İkisinin de elleri bir şeylerle meşguldü. Tahta kaşıkla bir tencerenin içindeki karıştıran Vural gülümsedi. O gülümseyince gri gözleri bir başka güzel oluyordu. Herkesin bu adamı neden bu kadar çok sevdiğini bir başkasına açıklamak zordu. Çünkü onun birden fazla sevilecek özelliği vardı. Hele böyle içten gülen bir enişteyken! ’’Çünkü burada misafir olan Ayhan değil, sensin. Aylardır bu eve gelmemiştin. Aysun da sanırım yemeği asıl senin için hazırlıyor.’’ Aysun fırının kapağını açıp içine bakmış, sonra kapatmıştı. ’’En sevdiğin yemeklerden birisini yapmaya çalışıyorum,” dedi ablasına. Sonra gidip yanağından öptü. ’’Hoş geldin.’’ ’’Hoş bulduk. Yardım edilecek bir şey var mı? ’’ ’’Şimdilik yok. Hadi sen git otur içeride.’’ ’’Bir şeyin ucundan tutayım ya!’’ Yan gözle kapının eşiğinde duran Ayhan’a göz attı. Onunla yalnız kalmaktan korkmuyordu aslında. Korktuğu şey kardeşinin evinde yalnız kalmaktı. Beklenmedik bir anda yanlarına gelip, bir şeyler duyup, bir şeylerin farkına varabilirlerdi. Ve Ayhan böyle bakarken bu çok normaldi. Niye bakıyordu bu adam böyle?

’’Gerek yok!” diye diretti Aysun. ’’On dakika sonra yemeğe oturabiliriz. Acıktın mı?’’ ’’Kurt gibi! Bu ara çok yemek istiyor canım. ’’ ’’Güzel…’’ İsteksizce odaya geçti. Ayhan da peşinde gelmişti. Genç adam onun karşısındaki koltuğa oturdu. Gözleri üzerindeydi. ’’Bana böyle bakmayı keser misin binbaşım? ’’ dedi Ayça alçak sesle. ’’Neden öyle bakıyorsun? ’’ ’’Hiç…’’ dedi Ayhan omuz silkerken. ’’Bakma…’’ ’’Tamam! ’’ Gözlerin tavana dikti. ’’Nasılsın görüşmeyeli? ’’ diye sordu gülümseyerek.

Ayça da bakışlarını tavana çevirdi. Ne vardı ki orada? ’’İyiyim! ’’ dedi sonra. Bakışları Ayhan ile tavan arasında gidip geldi. Çatlak mı vardı acaba? ’’Sen?’’ diye sordu kısaca. ’’Fena değil…’’ dedi Ayhan. ’’Nasıl fena değil? ’’ Meraklı gözlerini tavandan indirip genç adama çevirdi. Ayhan şimdi de yere bakıyordu. ’’Hasta mısın? ’’ ’’Bu birkaç gündür kendimi biraz halsiz hissediyorum…’’ dedi genç adam. ’’Sanırım bahar yorgunluğu…’’ ’’Olabilir…’’ Yerinde kıpırdandı biraz kızgınca. ’’Adam! Ömrümü yiyen adam! Bakma dediysem böyle aptalca davran da demedim yahu!’’iki-mukemmel-hata-fatih-murat-arsal

Ayhan gözlerini kısa bir an ona çevirip hemen ayırmıştı. Bu sefer duvardaki bir resme bakıyordu. ’’Ben sana nasıl bakarsam bakayım, sen kızacak bir şey bulacaksın nasılsa,’’ dedi yalandan bir gücenme ile. ’’Peki tamam! Kızmayacağım söz. Ama sen de kimseyi şüphelendirecek şekilde bakmayacaksın. Konuşmayacaksın da!” Oturduğu yerde hafifçe öne geldi. ’’Anlaştık mı?’’ Ayhan gözlerini ona çevirdi. Yine sadece kısa bir andı. Hemen resmin detaylarına dönmüştü. ’’Elimden geleni yaparım.’’ ’’Tamam! Hadi şimdi bana bak! Beni sinir etmeye uğraşıyorsan başarıyorsun.’’ Ayhan gözlerini bu sefer kalıcı bir şekilde ona çevirdi. ‘’Ben sinir olduğun tek kişiyim sanırım!’’ ‘’Madalya vereceğim sana yakında!’’

3.62/5 (13)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺