Hülyalar Hüzün Açtı-Ahmed Günbay Yıldız

Hülyalar Hüzün Açtı Romanının Yazarı Kimdir, Ahmed Günbay Yıldız’ın Hülyalar Hüzün Açtı Kitabını Oku, Ahmed Günbay Yıldız’ın Hülyalar Hüzün Açtı Romanının Konusu, Ahmed Günbay Yıldız’ın Hülyalar Hüzün Açtı Romanının Özeti, Ahmed Günbay Yıldız’ın Hülyalar Hüzün Açtı Romanından Sözler, Ahmed Günbay Yıldız’ın Hülyalar Hüzün Açtı Kitabından Alıntılar, Ahmed Günbay Yıldız’ın Hülyalar Hüzün Açtı Kitabından Sözler.

Ahmed Günbay Yıldız’ın Timaş Yayınları tarafından yayımlanan Hülyalar Hüzün Açtı romanı 237 sayfadan oluşmaktadır.

Ahmed Günbay Yıldız’dan inançları ve günlük yaşamın sorunları arasına sıkışmış idealist bir insanın öyküsü. Akademisyen Harun Bey, hem üniversite ile olan sorunlarını hem de eşi ve çocuklarıyla olan uyuşmazlıklarının üstesinden gelmeye çalışmaktadır.“Harun Bey, eşi Şeyma, oğlu Hakan ve kızları Hale ile Şule… Kozmopolit bir aile, Harun Bey, dini hayat ile sonradan tanışmış, gayretli bir dindar. Eşi ve kız çocukları ise onun bu değişiminden rahatsızlık duyuyorlar. Tek tesellisi oğlu Hakan olan Harun Bey, bu yetmezmiş gibi üniversitedeki işinden de atılır. Kader büyük bir imtihandan geçirmektedir Harun Bey’i. Acaba o bu sınavı kazanacak mıdır?”

Hayatını Kur’an’ın ikliminde yaşamak isteyenler ve bu uğurda feda edilenler… Harun Bey’in ailesi ve çevresi ile girdiği bir inanç mücadelesi… Türk ve Müslüman Hakan’la Rum ve Müslüman Ebru’nun aşkları çerçevesinde gelişen olaylar. İstanbul Atina arasında gidip gelen kalp atışları… Hüzün, heyecan, mücadele, inanç, sabır, sevgi, saygı…

Ahmed Günbay Yıldız yine güçlü bir olay örgüsüyle kuşatıyor okuyucusunu. Hisler ve fikirlerle örülü, hayatın ta kendisi, dopdolu bir roman kurgusuyla devam ediyor yazarlık serüvenine.

Ahmed Günbay Yıldız’ın Hülyalar Hüzün Açtı romanından alıntılar:

Gözlerini, açık, bulutsuz gökyüzüne çevirmişti. Yıldızların loş bir aydınlıkla kuşattığı dolunaylı gecenin taştan sükûnunu dinliyordu.

Bir azap ifriti, sinesinde ölçüsüz boyutlara ulaşıyor, sonra, gözlerinde beliren buharlaşma, kirpiklerinin uçlarında, üzerine çiğ düşmüş gonca gibi parıldıyordu.

Bülbüller, artık ona göre gönüllere vasfını yitirmiş, kafasında hayatın acı ve tatlı anlarından işlenmiş hatıra kırıntılarıyla yaşıyordu.

İnançlarını sahte bir hevesin mahmur görüntüsünde katlettiren insanlık.

Lakin gerçekler, o, beynimde havai fişekler gibi patlayan gerçekler, ruhumdaki karanlık dünyanın zehrini içti.

Evde huzur uzak bir hayal, yetişilmez bir hülyaya inkılâp etmişti.hulyalar huzun acti ahmed gunbay yildiz

İki yüzlü cemiyetin bukalemun örnekleri, evde çocuklara iki görüş arasındaki bunalımı yaşatıyordu.

Kâinatın sahibine ram olan insanın, kavi bir iradeye sahip olması gerekmez miydi?

Çile, Müslüman’ın pişeceği kap değil miydi?

2.33/5 (3)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺