Güneşi Uyandıralım-Jose Mauro De Vasconcelos

Jose Mauro De Vasconcelos’un Dünya Çocuk Edebiyatına Kazandırdığı Çocuk Romanı Şeker Portakalı Adlı Kitabının Devam Niteliğindeki Eseri; Güneşi Uyandıralım

Özgün Portekizce adı Vamos Aquecer o Sol olan Güneşi Uyandıralım çocuk romanında küçük Zeze’nin maceralarını devam ediyor. Zeze’nin maceraları ilk önce Şeker Portakalı daha sonra  Güneşi Uyandıralım kitabında anlatılmaktadır. Zeze’nin gençlik maceraları ise Delifişek adlı romanda anlatılmaktadır.

Güneşi Uyandıralım çocuk kitabı Jose Mauro De Vasconcelos’un Şeker Portakalı kitabından sonra en çok beğenilen romanıdır.

Jose Mauro De Vasconcelos’un Güneşi Uyandıralım çocuk romanı ülkemizde Can Yayınları etiketi ile yayımlanmıştır. Can Yayınları tarafından yayımlanan Jose Mauro De Vasconcelos’un Güneşi Uyandıralım çocuk kitabının Türkçe çevirisini Aydın Emeç yapmıştır. Aydın Emeç’in dilimize çevirdiği Jose Mauro De Vasconcelos’un Güneşi Uyandıralım kitabının sayfa sayısı 272’dir.

Şeker Portakalı‘nın sevimli, küçük kahramanı Zeze işte yine karşınızda. Gözlerinin içi yine ışıl ışıl, yüreği yine sevgi dolu. Ama hüzünleri, biraz daha büyümüş bir çocuğun hüzünleri. Küçüklüğündeki küçük Şeker Portakalı yok, ama bu kez de yüreğinde sevgili kurbağası var. Zengin ve aşırı alıngan bir aile tarafından evlat edinilmiş. Ama Zeze yeni babasının iyi niyetine karşılık vermiyor. Evdeki biricik dostu, aşçı Dadada. Bir de düşlerindeki, yeri doldurulamayan, yüreğine kadar sokulup yerleşen kurbağa ve bir filmde görerek gerçek babasının yerine koyduğu ünlü Fransız şarkıcısı Maurice Chevalier. Çok parlak bir öğrenci olan Zeze sırılsıklam âşık oluyor. O güne kadar herkesi kızdıran, kimi de tehlikeli şeytanlıklar yapan bir çocuk. Çocukluğunun sonu, yeniyetmeliğin ilk adımları, verilmesi gereken yalnızlık sınavı… Zeze’nin, dostlarını hayâl kırıklığına uğratması olanaksız. Onun her yaştan pek çok dostu olduğunu da iyi biliyoruz. Şeker Portakalı‘nın devamı olan Güneşi Uyandıralım’ı da çok seveceğinize inanıyoruz. Dizinin üçüncü kitabı olan Delifişek’te bu kez, Zeze’yi delikanlılık yaşında bulacaksınız.

Jose Mauro De Vasconcelos’un Güneşi Uyandıralım kitabından alıntılar:

Yakarmak, bütün koruyucu azizlerimin adlarını anmak isterdim, ama Lourdes Meryemi’nin1 adı bile çıkmıyordu ağzımdan. Şeytan olmalıydı bu. Herkesin sık sık sözünü edip beni korkuttuğu şeytan. Ama o olsaydı, ışık lambanın renginde olmazdı, kan ve ateş rengi olurdu ve herhalde bir kükürt kokusu duyulurdu.

Zeze yok artık. Geçmişteki budala çocuktu o. Bir sokak çocuğu adıydı… Şimdi çok değiştim. Terbiyeli, kibar bir çocuğum ben…

Hayatta hiçbir şey geri gelmez. Bir bakıma, isterdim. Bir bakıma da, hayır. O sürekli dayak yeme ve aç kalma hikâyesi…

Hayatta çok yalnız bir adam olmaman için gerekli. Yüreğinde yaşamaya başladığımda, yeni bir ufuk açılacak. Bir değişim olduğunu göreceksin.

Hayatta öyle çok şeye inanılır ki. Kişinin yüreğinde mutlu şeyler beslemesi her zaman iyidir.

İnsan yüreğinin, acımadığı söylenir, ama benim yüreğim çok acıyordu.

Böylesine güzel şeyler düşleme yeteneği oldu mu, insanın önünde ancak eşsiz bir hayat bulunur.

Koca budala, büyüklerin hiçbir şey anlamadıklarını görmüyor musun? Yeryüzünün en büyük gerçeklerini söyleyebilirsin, ama hiçbir yere götürmez bu seni.

Bağışlarken kişi her şeyi unutuyor. Ama yalnızca unutmakla, pek çok kez insan yeniden anımsamaya başlıyor.

İyi ya, Adam. Büyükler güneşi uyandırmayı bilmezler. Öyleyse Tanrı’nın iyiliği, yarın, olur da güneşi uyandırıverir. Tüm dingin sonsuzluk için yaptığı gibi.

Yüreğin düşlerle dolu olduğu sürece bunları korumaya çalış.

Benim istediğim, hiçbir şey düşünmeden, bir bağlantıya girmeden gitmekti, gitmek. Hayat, kişinin hiç durmadığı, birbirini izleyen bir trenler, yollar, gemiler dizisiymiş gibi. Derdimi anlatamıyordum. Gitgide daha uzağa gitme isteği. Ama kişinin hiç dönmeyeceği bir uzaklığa. Hep ilerlemek…

Yalvarırım, bunu senden son kez istiyorum, yanıt ver; büyük insanlar güneşi nasıl uyandırabilirler? Yalnızca bu kez.gunesi-uyandiralim-jose-mauro-de-vasconcelos

Bir gün, onu olduğu gibi seveceksin. Çünkü insanlardan verebileceklerinin çoğu istenemez.

Dolunay çıktığında ırmağın ortasındaki gümüş tepsisine oturmak, alçakgönüllü kurbağa şarkılarımı söylemek istiyorum. Gökyüzü kapkara kesildiğinde de yaşlı gözlerimi yıldızların parlak gerdanlığına çevirmek istiyorum.

Zaman bu. Ya da kendimiz. Çünkü zaman yok, bizse geçip gidiyoruz. Biz geçip giderken, değişirken, yola düzülme anı geldi çattı. Görevim bitti.

Mutlu oldun mu, Adam? Mutlu olmak dedikleri ne? Kim bilir? Mutluluk zaman gibidir; hareketsizdir ve insanlar gelip geçerler. Gelip geçerler. Gelip geçerler.

2/5 (5)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺