Gulyabani-Hüseyin Rahmi Gürpınar

Türk Romancı ve Gazeteci Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Ölümsüz Eseri Gulyabani

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı Gulyabani romanı 1913 yılında yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani kitabından Gulyabani hikayesinden başka Gönül Ticareti ve Melek Sanmıştım Şeytanı hikayeleri de vardır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani Romanının Sinema Uyarlanması

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı Kemal Sunal, Şener Şen, Halit Akçatepe, Hale Soygazi, Adile Naşit, Ayşen Gruda gibi Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncularının yer aldığı yönetmenliğini Ertem Eğilmez’in yaptığı 1976 yılı yapımlı Süt Kardeşler filmine uyarlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani kitabı birçok farklı yayınevi tarafından yayımlanmıştır.

Birçok farklı yayınevinden yayımlanan Gulyabani romanı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın en önemli romanlarındandır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani Romanının Yayımlanma Tarihleri Yayınevleri ve Sayfa Sayıları

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2014 yılında Özgür Yayınları tarafından 160 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2015 yılında Panama Yayıncılık tarafından 192 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2015 yılında İnkılap Kitabevi tarafından 192 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2015 yılında İthaki Yayınları tarafından 184 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2015 yılında Alter Yayıncılık tarafından 168 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2015 yılında Palet Yayınları tarafından 184 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2015 yılında Yason Yayıncılık tarafından 280 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2015 yılında Fom Kitap tarafından 168 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2015 yılında Everest Yayınları tarafından 180 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2016 yılında Bilgi Yayınevi tarafından 176 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2016 yılında Kırmızı Kedi tarafından 184 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanı 2016 yılında Karbon Kitaplar tarafından 181 sayfa olarak yayımlanmıştır.

Gulyabani; yazarın cin, peri ve gulyabani gibi boş inançların nasıl kötüye kullanılarak saf ve namuslu insanların kandırıldığını vurgulayan, boş inançları mahkûm ederek bilimsel düşünceyi savunan romanıdır.

Romanı, genç kuşakların da beğenerek okuyacağına inanıyoruz.

Benim adım Şefika, babamınki Tayyar, karaca üzümün kartlaşmamışçası. Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın, kapı gıcırdatıcılardan mı? Ne ocak kıvılcımlandırıcılardanım, ne de kapı gıcırdatıcılardan. Bir berber bir berbere bire berber beri gel demiş. Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi.

Bir tarlaya kemkem ekmişler, iki kürkü yırtık kel kör kirpi dadanmış. Biri erkek kürkü yırtık kel kör kirpi, öteki dişi kürkü yırtık kel kör kirpi. Kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin kürküne, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürküne eklemişler. Kör olası mel’unlar. İşte dersimi su gibi biliyorum. Benden daha ne soracaksınız? Dört deryanın deresini, dört dergahın derbendine devrederlerse, dört deryadan dört dert, dört dergahtan dört dev çıkar… Ben bu hesabı sizin kadar bilmez miyim sanıyorsunuz? Pireli peyniri perhizli periler teperlerse pireli peynirler de pırpır uçarlar.

Bana soracaklarınız işte bunlar değil mi? Sınıf geçme gayretiyle çalışan bir öğrenci gibi ben bu imtihanı size her gün veriyorum. Beni buraya kapadınız.

Mal ve mülkümün üzerine oturdunuz. Hakkımı, bu esirlikten kurtuluşumu isteyince bu saçmaları tekrarlatarak beni çıldırtmaya uğraşıyorsunuz. Tanrıdan dilerim benden beş beter olunuz. Zebani… Minare boyunla, ak sakalınla bu gece bana görünme. Taşla kafanı yararım alimallah… Şeytan taşlaması sevaptır. Sen şeytanların Âhû Babasısın. Haniya Salim, haniya Şevki? Şiş şişeyi şişlemiş, şişe keşişe şiş demiş.

Romanlarını, halkı ‘’yüksek bir felsefe’’ye doğru çekmek için kaleme aldığını söyleyen Hüseyin Rahmi Gürpınar, Aydınlanma felsefesinden, Schopenhauer ve Nietzsche gibi filozoflardan da etkilenmiştir. Toplumun peşin yargılardan, geleneksel düşünce kalıplarından ve akla aykırı her türlü hurafeden kurtulması gerektiğine inanan Gürpınar’ın toplum içerisinde din kisvesine bürünmüş batıl inanış ve hurafeleri yerdiği Gulyabani romanı aynı zamanda edebiyatımızın fantastik öğeler barındıran ilk korku romanıdır. Gulyabani’de Musine Hanım adında kimsesiz bir kadının hizmetkârlık yaptığı çiftlikte gerçekleşen doğaüstü olaylar ve sahtekârlıklar etrafında yaşadığı maceralar anlatılır.

Ta karşıdan, bahçenin derinliklerinden, servi ve kavaklar ile bir boyda bir minare belirdi. Bu, taşlaşmış, cansız bir sütun değildi. Yürüyordu… Şimdi artık mehtabın yardımıyla görünüşünü bütün ayrıntılarıyla seçebiliyordum… En korkulu rüyalarda bile görülemeyecek bu dev azmanını perdenin kenarından seyretmeye başladım.

Olağanüstü varlık ve olaylara dair yerel inançlarla mizahı ustaca bir araya getiren Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Türk edebiyatının klasikleri arasında yerini almış romanı Gulyabani’yi, eserin orijinal üslubunun elden geldiğince korunduğu sadeleştirilmiş haliyle sunuyoruz.

Onun hikâyeleri içinde en ünlüsü, en meraklısı ‘gulyabani’ olayıydı…

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak, bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz. Bunu diğerleri takip edecektir. Sözün burasında, galiba, niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere, şu gerçeği hatırlatmakta yarar var: 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir. Sadece edebî eserler değil pek çok eser, bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi, adeta dumura uğra(tıl)mıştır. Edebiyat sahası, dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur. Çalıkuşu’nun çalı’sı gitmiş geriye kuş’u kalmıştır denebilir. O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit’in eserlerinin başına gelenleri saymak, tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir. Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını, cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür.

Türk edebiyatının ilk korku romanı olma özelliği taşıyan Gulyabani, bir yandan batıl inançları ele alırken bir yandan da güncelliğini hâlâ koruyan bir başyapıt. Yapıtlarında her zaman mizaha geniş yer ayıran Hüseyin Rahmi Gürpınar, Gulyabani`de korkuyla mizahı o kendine özgü zengin üslubuyla birleştiriyor.

Hiçbir zaman eskimeyecek, zevkle okunacak bir Hüseyin Rahmi romanı… İnsanların batıl inanışlarından kaynaklanan korkularıyla ince ince alay eden Hüseyin Rahmi, kadınlar arasında geçen çocukluğunda biriktirdiği sevimli hikâyeleri, akıcı diliyle bu kitapta da anlatıyor.

Boş inançlarımız bizi nerelere sürüklemez ki! ‘’Perili’’ bir konakta geçen, hem korkutan hem güldüren, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın sürekli tekrarlanan temalarından batıl inançlara ilişkin bir serüven, bir toplumsal eleştiri. Edebiyatımızın ilk korku romanı; kaleme alındığı günlerden bugüne tazeliğini koruyor. Büyük usta Hüseyin Rahmi’yle hakikate yolculuk!

‘’Yarım yüzyıldır dinmez bir ilgiyle Hüseyin Rahmi okuyo­rum. Onun ölümsüz eserlerinde, var olduğumuz toplumun yalnız yakın çağları değil, bugünü yarını da yaşıyor. Gele­cek zamanı dünden böylesine görebilmiş Hüseyin Rahmi’yi -itiraf edeyim ki- hep kıskandım. Bütün bu romanların acı kahkahalar olduğunu kim inkâr edebilir?’’ Selim İleri

Türk edebiyatına birçok önemli eser kazandıran, romanları günümüzde de değerini ve özgünlüğünü koruyan Hüseyin Rahmi Gürpınar, toplumun çeşitli sınıf ve tabakalarına mensup kişilerin belirli özelliklerini ustalıkla ortaya koyar, olayları abartılı olmayan bir güldürü ve anlatım rahatlığıyla okuyucuya sunar.

Büyük ilgi gören Gulyabani adlı romanı, 1976 yılında Ertem Eğilmez’in yönetmenliğinde Süt Kardeşler adıyla sinema filmi olarak çekilmiştir.

Gulyabani’yi günümüz Türkçesiyle okurlarımızın beğenisine sunuyoruz.

Onun hikayeleri içinde en ünlüsü, en meraklısı Gulyabani olmalıydı. Bu bir masal değil, olmuş bir şey, gençliğinde Muhsine Hanım’ın uğradığı acayip ve üzücü bir serüvendi. Bunu kendisinden dinlediğim gibi anlatacağım. Ama anlatanın arı ve duru dili, olayın anlatılan satırlara bütün incelikleriyle geçirilmesine elverişli olmadığı için, gerektikçe asıl olmayan özel terimleri kullanmak zorunda kalacağımı belirtmek zorundayım. Yani Muhsine Hanım’dan dinlediğimi kendi hikaye dilimle yazacağım. Bazı cümlelerin, hikayeyi anlatan kadının saf ağzından çıktığına şaşıp kalacak olan okuyucularımın karşı çıkmalarına karşı bunu söylemeyi gerek gördüm. Hüseyin Rahmi Gürpınar

Hüseyin Rahmi’nin Gulyabani’si hem geniş Doğu dünyasından esintiler taşır, hem tastamam buralıdır: Aynı anda korkunç ve komik olabilen kimliğiyle “göründüğü” insanların foyalarını ortaya döktüğü için yararlı bir ‘’acaip’’ sayılabilir.

Her toplumda, her kesimde bâtıl inançların yabana atılamayacak yeri vardır; zaman zaman hoşgörü sınırlarını zorlayan davranışlarla çevrelerine rahatsızlık verir kimileri, yazarın kitabında onlardan çuvaldızını esirgemediğini görüyoruz.

Gulyabani yalnızca yeniden -bugün- okunmayı değil, yeniden yazılmayı, yeniden sinemaya aktarılmayı da hakeden bir temel kitap.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani kitabından alıntılar:

Muhsine Hanım

Bu saf, saygıdeğer kadın, kınalı saçlarının üzerine kundakladığı çimeni tırtıl oyalı, koyu şarap rengi yemenisiyle parlak dikişli lacivert lahuraki’den geniş hırkası ile etrafı kırmızı kaytan çevrili aba mestleri ile hala gözümün önündedir.Gulyabani Huseyin Rahmi Gurpinar

Çocukluğumda, o zaman, yaşı altmışı geçkindi. Ama yuvarlaklıkları ortalarına doğru eğri büğrü olmuş porsuk kaşlarının üstüne rastık şerbeti gezdirmek, gerdanda, renksiz kalmış eski benlerini tazelemek, kirpiksiz göz kapaklarını sürmeyle gölgelendirmek alışkanlığında, hoppalıkta emekliye çıktıktan sonra bile hala ayak diriyordu.

Kocası Hacı Hasan Efendi’ye gönül okşayıcı görünmek istediğinden gelen bu hoppalıklara karşı takılmaktan kendilerini alamayan komşu hanımlarına: – Kardeşler, viran evi gösteren biraz boya, biraz badana, biraz temizlik, derlilik, topluluktur… diye karşılık verdi.

2/5 (1)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺