Google’ın Büyülü Öyküsü-John Battele

Google’ın Hakkında Bilinmeyenler İlginç Bilgiler Nasıl Dünya Devi Olduğu John Battele’nin Google’ın Büyülü Öyküsü Kitabında.

John Battele’nin Google’ın Büyülü Öyküsü kitabı 2006 yılında Pegasus Yayınları tarafından yayımlandı.

Pegasus Yayınları’ndan çıkan John Battele’nin Google’ın Büyülü Öyküsü kitabı 320 sayfadan oluşmaktadır.

Hem bir şirket, hem de bir konsept olarak Google interneti ve tüm bilgi evrenini değiştirmiştir. John Battelle ilgi çekici bir iş kitabı yazmıştır fakat o aynı zamanda daha fazla bir şey yapmıştır: o, araştırmanın ne anlama geldiğini ortaya koymak için Google’in büyüleyici öyküsünü kullanmıştır. Walter Isaacson, Apsen Institue CEO’su Time dergisi eski editörü, CNN’in eski CEO’su

Bu kitap ‘Yanıt’ diye adlandırılmalıydı. John Battelle her zaman olduğu gibi düşündüren ve önemli bir araştırma yapmış.

Eğer Google’in neden her şeyi değiştirdiğini merak ediyorsanız, bu kitap tam size göre. Seth Godin, Mor İnek kitabının yazarı

Yeni neslin en önemli eğilimlerinden birini anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap. Mary Meeker, Yönetici, internet analisti, Morgan Stanley

Mükemmel bir kitap. Google’ın Büyülü Öyküsü kitabı, yıllar boyunca çok fazla kaybedeni ve çok az kazananı olmasına karşın, araştırma endüstrisinin gelişiminin çok yavaş olduğunu ortaya koymaktadır. L.Gordon Crovitz, Dow Jones and Company

John Battele’nin Google’ın Büyülü Öyküsü kitabından alıntılar:

İskenderiye Kütüphanesi, insanlığın sahip olduğu tüm bilgi birikimini tek seferde tek bir yerde toplama girişiminin ilkiydi. Son girişimimi; mi? Google…

2001 yılında tüm internet sektörü tam bir gerileme içindeydi. Zamanın iyi başlangıçlar yapmış yüzlerce şirketi birkaç tanesi hariç iflasın eşiğindeydi. Internet zenginlerinin iş dünyasını ve süreç içinde kültürümüzü değiştirme hayalleri, dergi kapaklarında, televizyon programlarında ve duyulmamış menkul kıymetler borsasında kutlanan bu hayaller kaya soğukluğu kadar ölüydüler.

2001 nasıl bir yıldı? En çok arananların başında Nostradamus (bir numara), CNN (İki numara), Dünya Ticaret Merkezi {üç numara) ve şarbon (beş numara) geliyordu, ilk beş sırada terörist saldırılarla ilgili olmayan tek şey dört numarada yer alan büyü ve çocuklarla ilgili kitap Harry Potter’dı.

Son hızla açıklanan sonuçlar kültürümüzün ne kadar çabuk sulandığım kanıtlıyor. Pokemon bir numara, hemen arkasında Napster var, üçüncü sırada ise Büyük Birader (reality show), XMen ve “Kim Bir Milyonerle Evlenmek tster” adlı yarışmayı kazanan kadın var.

Bağlantıdan bağlantıya, tıklamadan tıklamaya, arama muhtemelen insanlık tarihindeki en uzun süreli, sıkıcı ve belirgin bir el sanatı inşa ediyor: Niyetlerin Veri Tabanını. Basitçe, Niyetlerin Veri Tabanı şudur: girilen her aramanın toplu sonucu, verilen her sonucun listesi ve sonuç olarak alınan her yol. O pek çok yerde yaşar, ancak kısmen iki veya dört yer AOL, Google, MSN, Yahoo bu verilerin geniş bir miktarını tutar. Birlikte alındığında, bu bilgi, Web sonrası kültürün gerçek zamanlı bir tarihini sunar. Her türden sonla keşfedilebilen, çağrılabilen, elde edilebilen, izlenebilen ve kullanılabilen taleplerin, ihtiyaçların, isteklerin ve tercihlerin devasa bir tık dalgası veri tabanı.

Deetz insanlar tarafından yapılan her şeyi atomik anlamda öyle olmasalar bile maddi kültürün bir parçası olarak görmemizi istiyordu.

Ama bir kez Google Zeitgeist’i gördükten sonra Macintosh’e adanmışlığımın artık sona erdiğini anladım.

Bu yapı, önümüzdeki on yılda, yeni kültürel fenomenin tohumları için rahim işlevi görecek. Hâlihazırda, Yahoo, Napster, eBay ve Google’la onun nasıl filizlendiğini görmüş bulunuyoruz. Ve daha başındayız; 2003 ve 2004 yıllarında kişisel internet günlüğü sitelerinden kişisel fotoğraf albümleri barındıran sitelere kadar yüzlerce yenilikçi arama tabanlı site kuruldu. Ve temelinde tüm bu büyüme ekranının başında arama motoruna bir şeyler yazan bir kişiyle başladı.

Ama Neden Arama Motoru?Googlein Buyulu oykusu john battele

Elbette email ya da tarayıcı hakkında da yazabilirdim ama her ikisi de sıkıcı olurdu. Eğer gerçekleri istiyorsanız her zaman kablolu yayın ya da sektör standartları konusundaki deneyimlerimle ilgili yazmam önerildi. Hatta Larry Page ve Sergey Brin’le oturup bir biyografi yaz diyen bile oldu. Daha dehşetli bir konu düşünemiyorum. Daha önce çalıştığım iki şirket hakkında kitaplar yazılmıştı ve her ikisini de okumuştum ve bu bana başka bir şey yapmam gerektiğini hatırlatıyordu.

2/5 (1)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺