Gönül Ticareti-Hüseyin Rahmi Gürpınar

Türk Edebiyatının Usta Yazarlarından Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Kaleme Aldığı Eser; Gönül Ticareti

Gönül Ticareti eseri Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın tarafından yazılmıştır. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gönül Ticareti adlı öykü kitabı 1939 yılında yayımlanmıştır.

Karbon Kitaplar etiketi ile okurlarla buluşan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gönül Ticareti kitabının içinde birçok hikaye yer almaktadır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gönül Ticareti kitabının Karbon Kitaplar tarafından 2016 yılında yayımlanmıştır. Yayımlanan eserde birbirinden farklı öykülere de yer verilmiştir. Karbon Kitaplar tarafından yayımlanan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gönül Ticareti kitabında yer alan hikayeler; Gönül Ticaret, Uçurumun Kenarında, Hangisi Daha Zevkli, Benim Babam Kimdir?, Çocuğumun Babası, Baltayla Doğuran Böyle Doğurur, Tımarhane: Şairlerin Filozofların Mabet Yeridir, Er Kişi Niyetine, Kırço, Papazın Eşeği, Gugular adlı hikayeler yer almaktadır.

Hüseyin Rahmi’nin birbirinden farklı birçok hikâyesinin derlenmiş olduğu bu kitap, daha çok, dönemin İstanbul sakinlerinin aslında hiçte sakin olmayan hayatlarını, evlerin içinde yaşanan tuhaf şeyleri, garip dedikoduları ele alır. Ustalıkla anlatılan bu hikâyeler, İstanbul yaşamına dair, evlere, konaklara, hayatlara ışık tutmaktadır.

Karbon Kitaplar’ndan çıkan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gönül Ticareti kitabının sayfa sayısı 108 sayfadır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gönül Ticareti kitabından alıntılar:

Şimdi kadınlara gençliğimdeki düşkünlüğümle bakmıyorum. Artık onları düşmanca bir görüşle süzüyorum, gözlerimle adeta ısırıyorum.

Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir sonuçla söylüyorum ki; güzellikle zekiliğin birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin.

Dünyada hiçbir sır ebediyete kadar gizli kalmaz; mutlaka bir patlak verir. Bunun vakit ve saatini beklemeli.

Ne şekilde olursa olsun; sahtekarlık ahlakça nefret edilecek, kanunca da cezaya yol açacak bir şeydir. Bu cezadan yalnız kadınlar, bu göz göre göre sahtekarlık yapanlar affedilmişlerdir. Kadının yüzünde, prizmanın güneşten analiz ettiği yedi renkte hiç biri eksik değil. Bu renkler ahlakı gibi çabuk uçar, bir düzüne tamirle uğraşılır. Belediye bu ”badijonah’dan (badanacılık)’tan vergi alsa ihya olur. Yüzünü bandıra gibi ala, mora kısım kısım boyar. İnceltmek için kaşlarını yolar. Topuk tarafından boyuna sekiz santim ekler. Tabiatın verdiği yüz ve endamlar görünmeye razı olmaz. Renk kendi rengi değil, boy kendi boyu değil, yaş kendi yaşı değil. Acaba bütün kişiliğinde kadının halis olarak kendinden olan bulabileceğimiz nesi vardır? Yani içten ve dıştan tam ayar, hilesiz kadını nerede bulacağız? Boynundaki inci, kendi gibi çoklukla yalancıdır. gonul-ticareti-huseyin-rahmi-gurpinarÇorapları yapma ipektir. Göstermeğe çalıştığı ruhi ve mali bütün varlıkları da hep bire balondur. Böyle kadının hali, sahte etiketle boyalı yağ satan bakkalın hileciliğine benzemiyor mu? Bu yapmacıklar arasında onda sahici bir yürek bulunur mu?

Haksızsın… Çok haksızsın Nihat. Bu yaştan sonra da genç kadından kendine, doğru yürek arıyorsun. Güzel bir kadının makyajını, bakkalın yağ boyamasına benzetmek de yalnız; estetikten uzaklaşmak değil, adet küfürdür.

Azizim bu oyunda ben yandım. Kadın beni estetik güzellikle değil, hilekarlığıyla yaktı.

2/5 (7)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺