Germinal-Emile Zola

Fransız Edebiyatının En İyi Romanlarından Biri Olarak Kabul Edilen Bir Eser; Germinal

Germinal romanı birçok kez sinemaya uyarlanmış bir eserdir. Ayrıca birçok filme ilham kaynağı olmuştur.

Germinal Romanının Yazarı Kimdir?

Germinal kitabının yazarı Fransız ünlü yazar Emile Zola’nın bir eseridir. Emile Zola’nın en iyi eseri olarak kabul edilen Germinal romanı yazarın çok gurur duygusu bir eser olarak bilinmektedir. Emile Zola’nın madencilerin hayatını anlatan Germinal romanı dünya klasikleri arasında yer alan bir romandır.

Germinal romanı birçok farklı dile çevrilmiştir. Germinal romanı ilk kez 1885 yılında yayımlanmıştır.

Ülkemizde birçok farklı yayınevi tarafından yayımlanan roman dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi görmüş bir eserdir.

Dünya klasikleri arasında yer alan Emile Zola’nın Germinal romanının özetini sitemizde Emile Zola Germinal Kitap Özeti sayfasından okuyabilirsiniz.

Emile Zola’nın Germinal kitabından alıntılar:

Ölüm geldi mi, lambayı söndürür.

İnsan güçlü olmadığı zaman akıllı olmak zorundadır.

Çünkü insan kötülük yapmıyorsa, fırsat çıkmadığındandır.

İnsanoğlu umudunu yitirdi mi, yaşamanın da tadı kalmıyordu çünkü.

Yünlüler insanı sıcak tutuyor ama açlığa faydası yok ki!

Hiçbir şey bitmiş değil, her şeyin yeniden başlaması için birazcık mutluluk yeter.

Her zaman papaz pilav yemezdi: günün birinde talih yoksullara da gülecekti elbet.

Gelecekten umut kesilmez, her şeyin yeniden başlayabilmesi için azıcık talih yeter!

İnsan tek başına güçlü ve yürekli olabilirdi ama açlıktan kırılan bir topluluk güçsüzdü.

Hangi budala söylüyordu mutluluğun yeryüzündeki zenginliklerin eşit oranda paylaştırılmasına bağlı olduğunu!

Hem yalnız olmak daha iyidir, insan o zaman dilediği gibi karar verir.

Ne yazık ki, yemeden yaşamanın yolu bulunamamıştı daha.

Kendinize özgü malınız mülkünüz olduğu ve kentsoylulara duyduğunuz kin yalnızca onların yerine geçip kentsoylu olabilme hırsından geldiği sürece, mutluluğa layık değilsiniz.

İnsan öldükten sonra, açlık duymaz.

Kuşkulanıp da talihi küstürmenin ne gereği vardı?

İş başına geçtikten sonra yoksulları, kendi eski pabuçları kadar bile düşünmeyen ve rahatına düşen herifler için oy vermek karın doyurmuyordu.

Ücret, tutsaklığın yeni bir şeklidir.

Yorgunluktan bitkin düşmüş insanların acı çekmeye mahkûm çocuklar yetiştirmek için böyle didinmelerini anlayamıyordu.

Yüzyıl sona ererken hepsini silip süpürecek kanlı bir devrim gecesi geliyordu gözlerinin önüne. Evet, ellerinden kurtulan, dizginlerini kıran halk bir akşam işte böyle yollara dökülecek, kentsoyluların kanı dereler gibi akacak, halk kesik kafalarını mızrakların ucunda gezdirecek, kırılmış çekmecelerden çıkan altınlar sokaklara saçılacaktı.

Zavallı insanların, zenginler uğruna birbirini öldürmeleri ne iğrenç şeydi!

Voreux şimdi artık düşler aleminden sıyrılıyordu. Ateş kazanının önünde kanı çekilmiş ellerini ısıtmaya uğraşan Etienne, çevresine bakınıyor, maden ocağının her kesimini seçebiliyor, katranlanmış ayıklama hangarını, kuyunun üstündeki kuleyi, kömür çıkarma makinesinin bulunduğu geniş odayı, boşaltma tulumbasının kare biçimindeki iskelesini görüyordu…

”Kan mı tükürüyor sunuz?” dedi. ”Hayır, Kömür…” dedi.

3.92/5 (25)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺