Fırtına Takvimi-Jale Sancak

Duygu Asena Kadının Hala Adı Yok Ödüllü Jale Sancak’ın Fırtına Takvimi Romanı Çıktı.

Usta öykücü Jale Sancak’ın ilk romanı Fırtına Takvimi romanı 2014 yılında Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlanmıştır.

Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan Jale Sancak’ın Fırtına Takvimi romanı 208 sayfadan oluşmaktadır.

Jale Sancak’ın, Doğan Kitap tarafından Duygu Asena’nın anısına saygı duruşu olarak düzenlediği “Duygu Asena Kadının Hâlâ Adı Yok” Roman Ödülü’nü kazanan kitabı ‘Fırtına Takvimi’ Doğu’nun uzak bir kasabası olan Yelnehir’de yolları kesişen, kaderleri birleşen bir avuç insanın hikâyesini anlatmaktadır.

Doğunun uzak bir kasabası olan Yelnehirde yolları kesişen, kaderleri birleşen bir avuç insanın hikâyesidir, Fırtına Takvimi. Doğanın eline terk edilmiş, fırtınaların yıktığı, sellerin savurduğu bir ilçede hayata tutunmaya, sevdiklerini yaşatmaya, var olmaya çalışan yöre insanlarıyla, büyük şehirden gelip orada bambaşka koşulların içinde yoğrulan insanların, Alevi Halil ile Kevserin, kızlarını tedavi eden Doktor Levent ile Süreyyanın Leventin hayatına dâhil olan Hemşire Nurun, bir türlü evlenemeyen Yücel ile sevgilisi Leylanın… Şiirsel bir anlatım, çarpıcı betimlemeler, acıtan hayat hikâyeleri. Usta öykücü Jale Sancakın ilk romanı.

“Ah bahtsızlık! Sel hükümran oldu Yelnehire. Sürükleyip götürdü önüne kattığı her şeyi. Diller sustu, eller çaresiz kaldı. Kardeşini yitiren Yaz gülünün içi katıldı, Kevser, göğsündeki derin oyukla, gökten yağan, dağdan inen, tekmil saldırıp evini basan belayı arıtırken yas tutamadı. Öğüre öğüre çamurla uğraştı durdu. Halil’in aklında tek şey vardı… Doktordan hesap sormak.”

Yağmur beş gün boyunca aralıksız yağdı. Kapıları, pencereleri, sözleri kilitledi. Yolları, yordamları.

Melekler elinden tutuyor mudur Berru’nun?

Jale Sancak’ın ödüllü romanı Fırtına Takvimi kitabından alıntılar:

Yağmur dindi. Çamur kuşatması altında her şey ıslak, pis. Berru çırpınmıyor, ateşler içinde yanmıyor beş gündür, buz gibi bedeni, kaskatı. Ölü.

Melekler elinde tutuyor mudur Berru’nun? Gökyüzü, bulutlar…

Su parmaklarının arasından kayıp gidiyor, inatla tekrar tekrar suyu avuçluyor Nur, sessizce ağlıyor. Levent hiç kıpırdamadan bakıyor ona, bir yabancı gibi.

Düş mü gerçek mi… Uyku aralıkları, dağılmalar…

Koyulaşan gecede, yelin tanımlanması güç sesini dinlerken Süreyya’yı tümüyle sili atmak istiyor Levent.

Kader… Yokluksa, yabancılıksa hayat, kimsesizce, evet, inançsız.firtina takvimi jale Sancak

Sıçrayarak uyandı. Hala geceydi. Rüzgar eksilmeyen hızıyla dikenlerini karanlığa batırıyor, yeryüzünden devşirdiği, irkiltici gülüşler ve inlemelerle dağların arasından hırsla saldırıyordu. Kıpırtısızca dinledi. Hain, usanmak nedir bilmeyen yer! Dünyanın kırık, küskün seslerini, sitemli sözlerini, korkunç böğürtülerini toplayıp deli deli camlara vuran, sabrımız tükensin diye durmadan, durmadan ağaçları avazlandıran yel, sen de bize karşısın ya. Kederler içini çekip ellerini şakaklarına götürdü, uyuyunca geçer sandığı ağrısı dineceğe benzemiyor, canı fena yanıyordu. Soluna döndü yavaşça, göğsüne enikonu abanan bir ağırlık, yanı boş…

2.91/5 (11)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺