Elveda Gülsarı-Cengiz Aytmatov

Elveda Gülsarı; Dünyaca Ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov’un 1983 yılında yazdığı Romanın Adıdır.

Cengiz Aytmatov’un Elveda Gülsarı romanı Türkiye’de Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanmıştır.

2015 yılında Ötüken Neşriyat’tan 23. Baskısı çıkan Cengiz Aytmatov’un Elveda Gülsarı kitabının Türkçe çevirisini Refik Özdek yapmıştır.

Refik Özdek’in Türkçe çevirisini yaptığı Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un Elveda Gülsarı romanı 228 sayfadan oluşmaktadır.

Gülsarı, cins ve ünlü bir yorga atın adıdır. Yazar, korkunç bir duygudaşlık yeteneğiyle bir yandan Gülsarı’nın doğumundan ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerasını, diğer yandan onun biricik yetiştiricisi Tanabay’ın çilesini anlatır. Tanabay can çekişen sevgili atının başında geçmişiyle hesaplaşır. Kendini devrime, mutlu yarınlara adamış, ama siyasi rejim onun ömrünü mutsuzluklar ve sıkıntılar içinde geçirmesine sebep olmuştur. İçerisinde yaşadığı toplum değişim adı altında bütün değerlerini kaybetmiştir. Aytmatov, kendine özgü anlatım tarzı ve etkileyiciliği ile hikâyenin geçtiği tabiatı betimliyor, Kırgız – Kazak Türklerinin töre ve folklorunu ebedileştiriyor.

Cengiz Aytmatov’un Elveda Gülsarı kitabından alıntılar:

Elveda Gülsarı! Elveda!

Zaman kimseyi kayırmaz, her canlı yaşlanır, her şey eskir.

Bilirsin, bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir, gözleri yaldır yaldır parlar, gül gibi olur. Ama kötü birine düşerse solar gider, çöp gibi kalır.

Düşman yakana yapışınca kurt da bacağını ısırır.

Çok gerilerde kalan o güneşli yaz günlerini hatırladı. Yemyeşil çayırlan, bayırları, yüksek dağlan, düş kadar güzel o dünyayı.

Tepeye ilk varan sen olunca ödül mü veriyorlar? Yine orada oturup geriden gelenleri bekliyorsun. Şunu iyi bil ki dostum, dünya devrimini tek başına gerçekleştiremezsin, başkalarının da gelmesini, seninle beraber olmasını beklemek zorundasın.

Her şey geçmişte kalmıştı. Baharda gelen, sonra gökte sıra sıra dizilip uzaklara giden, gözden kaybolan yaban kazları gibi uçup gidiyorlardı onun için iç dünyasında…

Disiplin böyle gerektirirdi. Astlar üstlerine saygılı olmazsa bu disiplin bozulurdu. Bazı memurlar yanlarında çalıştıkları, emrinde bulundukları kişilerle yüz-göz olmaya devam ediyorlardı ama bunlar günün birinde öyle bir sille yerlerdi ki neye uğradıklarını şaşırırlardı.

Belki de hayatın bizim için bu kadar değerli olmasının sebebi, her şeyin yapılmasının mümkün olmayışında gizliydi.

Senin işlerin neden uz gitmiyor biliyor musun? Tanabay? derdi. Çok tezcanlı, çok sabırsız oluşundan.

Bugünün gençleri ise otomobile biniyorlardı. Kötürüm bir atın çektiği eski bir arabaya binip Tanabay’a eşlik edecek kimse kalmamıştı artık.Elveda Gulsari Cengiz Aytmatov

Yazık ki o günler göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçmiş, dünya ve onunla birlikte her şey değişmişti. Gökyüzündeki güneş de artık dağdan dağa kişneyerek koşan bir kızıl aygır değildi. Hep doğudan doğuyor, hep batıya bakıyor ve batıdan batıyordu. Yılkılar da ayaklan yukarıda, gövdeleri aşağıda yürümüyordu artık…

Önlerindeki yokuş yol, açılmış ince bir bağırsak gibi, ta belin oraya kadar uzanıyordu. İşte bu engin, çıplak ve ıssız bozkırda, kış günleri bora, kasırga eksik olmaz, yaz günlerinde ise cehennem sıcağı ortalığı yakar kavururdu.

3.36/5 (44)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺