Ela Gözlü Pars Celile-Osman Balcıgil

Tarihi Olaylara Değinen, Gerçek Hayattan Kesitler İçeren, Nazım Hikmet İle İlgili Birçok Bilinmeyeni Anlatan, Nazım Hikmetin Annesi Celile Hanım’ı Anlatan, Tarih, Aşk ve Sanat İle Harmanlanmış Bir Kitap.

Gazeteci yazar Osman Balcıgil’in Ela Gözlü Pars Celile kitabı Destek Yayınları etiketi ile çıktı.

Ela Gözlü Pars Celile; O, Nazım Hikmetin annesi, Yahya Kemal’in sevgilisi, Osmanlı’nın ilk kadın nü ressamıydı.

Destek Yayınları’ndan 2016 yılında çıkan Osman Balcıgil’in Ela Gözlü Pars Celile romanı 416 sayfadan oluşmaktadır.

Osmanlı’nın en güzel kadınlarındandı. Saray ressamı Fausto Zonaro’nun rahleyi tedrisinden geçti. Paris ve Roma’da eğitim gördü. Adını resim sanatına altın harflerle yazdırdı.

Padişah hafiyeleriyle, Balkan çetecileriyle, İttihat ve Terakkicilerle boğuştu… Korku nedir hiç bilmedi!

Gönlünü kendinden dört yaş küçük olan Yahya Kemal’e kaptırdığında evliydi, iki çocuğu vardı. ‘’Ela gözlü pars’’ diye şiirler yazdı ünlü şair onun için. Güzel kadın, hayatında ilk kez bulutların üzerinde uçtuğunu düşündü. Aşkı uğruna eşini, evini terk etti! Maalesef, onu taşıyabilecek büyüklükte bir yüreğe sahip değildi şair. Onu yarı yolda bıraktı, sıvışıp kaçtı. Çok üzüldü, kahroldu ama yıkılmadı ela gözlü pars.

Aynı çocuk iki kere doğurulabilir mi? Doğurdu Celile! Oğlu Nâzım Hikmet yirmi sekiz yıllık hapis cezasının on ikinci yılında ölüm orucuna başlayınca, bir panter gibi ileri atıldı ve büyük şairi, ölümün kıyısından çekip aldı.

Bir solukta okuyacaksınız.

Tıpkı öteki Osman Balcıgil romanlarını okuduğunuz gibi…

Osman Balcıgil’in Ela Gözlü Pars Celile kitabından alıntılar:

Şafak söküyordu… Yatağından kalktı. Gece boyu dönüp durmuş, gözüne zırnık uyku girmemişti. Gözlüklerini takıp duvardaki Saatli Maarif Takvimi’ne iyice yaklaştı, en üstteki sayfayı yırttı avucunda buruşturdu, ‘9 Mayıs!” diye söylendi.

Lanet olasıca, 1950 yılının yerin dibine batasıca 9 Mayıs’ıydı. O anda, dörtte bire yakın bölümünü tamamlamış olan günün, yaşadıkları ve yaşayacakları içinde en uzunu olacağını katiyen tahmin edemezdi. Son zamanlarda, kopartıp buruşturduğu her takvim yaprağıyla birlikte, kalbi daha hızlı çarpar olmuştu.

”Bu şekilde devam edemem” diye söylenerek komodinin yanındaki sandalyeye oturdu. Sürahiden bardağa su döktü. Bir yudum aldı, bıraktı. Az önce çıkmış olduğu yatağa geri döndü. Huzursuzluktan darmadağın hale getirmiş olduğu yatağın kenarına ilişti. Giderek oturur oldu… Kardeşi kapısını tıklatıp odaya girdiğinde, bir uykudan uyanmış gibi baktı.

Kahvaltıdan sonra yine odasına döndü. Sabahlığını çıkardı. Giyindi. Ayaklarının ucuna basarak portmantoya yöneldi. Ne yapacağını, salonda gazeteleri okumakta olan Münevver’e söyleseydi, imkansız izin vermezdi. Sessizce ayakkabılarını giydi. Bastonunu aldı. O ana kadar çık çıkarmamıştı. Mantosunu buldu, başörtüsünü bağladı, kapıyı açtı, dışarıya süzüldü.ela-gozlu-pars-celile-osman-balcigil

Kapının kapandığını duyan Münevver peşi sıra koşup merdivenlere yakalamasa. Kadıköy’den kalkacak ilk vapurla Karaköy’e geçecek. Galata Köprüsü’nün üzerinde bas bas bağıracaktı Celile. Planı buydu! Ama yakalanmıştı işte. İki kardeş, loş merdivenlerde, uzunca süre çıt çıkarmadan oturdular. İlk konuşan Münevver oldu. ”Ne düşünmüştün abla?” Celile’nin son birkaç gündür konuşmamasından, uzun düşünmelerinden bir şeyler planladığını anlamıştı. Sorusuna cevap alamayınca tekrarlar gibi baktı. Yaşlı kadın başını önüne eğdi, sol elinde tuttuğu buruşuk takvim yaprağını kardeşine uzattı, ne yapmayı düşündüğünü açık yüreklikle anlattı…

2/5 (5)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺