Efrasiyab’ın Hikayeleri-İhsan Oktay Anar

Birbirinden Güzel Kurgulanmış Hikayelerin Yer Aldığı Okunması Gereken Bir Eser.

İhsan Oktay Anar’ın kurmaca hikayelerden oluşan Efrasiyab’ın Hikayeleri kitabı ilk kez 1998 yılında yayımlanmıştır.

İhsan Oktay Anar’ın Efrasiyab’ın Hikayeleri kitabının kapak tasarımını Ümit Kıvanç yapmıştır.

Dünyaca ünlü Türk neyzen, besteci, yapımcı ve dj Arkın Ilıcalı kullanmış olduğu Mercan Dede adını İhsan Oktay Anar’ın Efrasiyab’ın Hikayeleri kitabında geçen bir karakterden almıştır.

İletişim Yayınları tarafından yayımlanan İhsan Oktay Anar’ın Efrasiyab’ın Hikayeleri kitabı 245 sayfadan oluşmaktadır.

Ölüm gelir evde torunlarına hikayeler anlatmakta olan Cezzar Dede’nin kapısını çalar. Ve şöyle bir anlaşmaya varırlar. Ölüm anlatacağı her hikaye için Cezzar Dedenin ömrünü bir saat uzatacaktır. Üstelik hep ülkemizde geçen hikayelerdir bunlar. Özetle yine İhsan Oktay Anarca bir kitapla karşı karşıyayız. Yani estetikle oyunun ,mizahla felsefenin edebi bir buluşmasıyla…

İhsan Oktay Anar’ın Efrasiyab’ın Hikayeleri kitabından alıntılar:

İhtiyarın sözlerini sonuna kadar dinledikten sonra, Ölüm şunları söyledi: ”Hayatını değil, insanlığını isteseydim elbette korkardın. Ancak bu güzel hediye sana sonsuza kadar verildi. Onu senden geri almam mümkün görünmüyor. Bu bakımdan sen de benim gibi ölümsüzsün. Fakat birçok kişi için, insan olmanın zevkini ve keyfini çıkarmak değil, hayatı sürdürmek ve korumak daha önemli görünüyor. Ne pahasına olursa olsun yaşamaya çalışmakla, doğrusu çok büyük bir mutluluğu kaçırıyorlar. Acı ve ölüm korkuları onları yönetiyor. İşin kötüsü, bu korkuya Tanrı diyorlar. Oysa dünyayı korkuyla değil, bir insanın gözleriyle görselerdi. Tanrı’yı görmüş olurlardı. Neyse! Korku bahsini de böylece kapattık. Son dini hikayemizi de anlatıp bitirdik. Şimdi daha insanca bir konuya ne dersin. Bu kez sen seç.” İhtiyar bu soruya sanki hazırlıksızmış gibi, ”Öyleyse bu kez birere aşk hikayesi anlatalım,” dedi.

Aldıkları zevk de oyuncuların yanına kâr kalır. Ama bu gerçeği çoğu bilmez. Bu yüzden benimle iddiaya girer ve kaybederler. Senin anlayacağın, oyundan yanlış bir şey isterler.

Ruhunda taşıdığı hakikatin ağırlığından, tabanları toprakta derin izler bırakıyordu.

Güneşin açtığı her gün, dünyada gerçeği değil güzelliği arayanların bayramıydı.

Geçmişime bakıyorum da, hayat bugüne kadar bana hep güzel şeyler göstermiş. Bu dünyada her şey güzel.

Güzellik adamın içine bir türlü girmemişti. Gerçi, güzelliğe âşıktı, ama vâsıl olamamıştı. Kavuşunca meşk, kavuşamayınca aşk olduğu galiba doğruydu.

Çirkinlik diye bir şey yok; kim bilir, sadece aldanarak ve büyük bir budalalıkla, onda çirkinliği görenler çirkindir belki. Ama ben dünyayı korku duygusuyla değil, güzellikle tanıyorum. Benim ona baktığım gibi, Dünya da bana bakıyor ve gülümsüyor, ben ona neden gülümsemeyeyim?

Ve gülümseyen herkes cennete bakıyor demektir.

İlim sonsuz iken, ömür sınırlı.

Şu anda ölü bedeninde bir damla kan yoktu belki; ama o kana değil, ışığa ve hayata susamıştı.efrasiyabin-hikayeleri-resimli-sozleri

Zirveler yaşamak için değil, erişmek içindir.

Benim dünyada tattığım en büyük lezzet, hayat değil insanlık! Her zaman olduğu gibi şimdi de, yaşıyor olmanın değil, insan olmanın zevkini çıkarıyorum.

Kavuşunca meşk, kavuşamayınca aşk olduğunu söylerler. Sevgisini kalbinde taşıdığı sürece herkes ona kavuşmuş demektir bana göre. Bu nedenle, sevmenin meşketmek olduğunu düşünürüm. Dünyaya bakınca gülümsememek elde değil. Ben de bakarken, hem dünyayı hem de onun içindekileri seviyor ve gülümsüyorum. İşte, Dünya hakkında bir hikâyeyi de, aşkla değil, meşkle anlatıyorum.

2.46/5 (13)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺