Düşüş-Albert Camus

Fransız Edebiyatının Usta Kalemlerinden Albert Camus’un En Önemli Eserlerinden; Düşüş

Okurken düşüneceğiniz, yer yer tekrar okuyacağınız, birbirinden güzel sözleri, alıntıları not alacağınız muhteşem bir eser.

Özgün Fransızca adı La Chute olan Albert Camus’un Düşüş adlı romanı psikolojik tahlillerle, okurken sizi düşünmeye sevk eden türen bir roman.

Albert Camus’un Düşüş romanı ilk kez 1965 yılında yayımlandı.

Albert Camus’un Düşüş kitabından en güzel alıntılar:

Ama yeryüzü karanlıktır, aziz dostum, tahta kalın, kefen ışık geçirmez. Ruhun gözleri, evet kuşkusuz, eğer bir ruh varsa ve onun da gözleri varsa! Ama işte, emin değilizdir, hiçbir zaman emin değilizdir.

Bana öyle geliyordu ki, hiç öğrenmemiş olduğum, ama çok iyi bildiğim şeyi, yani yaşamayı unutuyordum.

Başarı havası, belli biçimde taşındığı zaman, bir eşeği kudurtur.

Kendimi ne kadar suçlarsam, o kadar sizi yargılama hakkına sahibim. Daha iyisi, sizi kendinizi yargılamaya kışkırtırım, bu da beni öylesine ferahlatır.

Mutluluğunuz ve başarılarınız, ancak bunları cömertçe paylaşmaya razı olduğunuz takdirde affedilir. Ama mutlu olmak için başkalarıyla fazla ilgilenmemek gerekir. Bunun üzerine, çıkış yolları kapanır. Ya mutlu ve yargılanır ya da bağışlanır ve sefil olacaksınız.

Toplumumuzun bir tür yok etme için örgütlenmiş olduğuna dikkat etmediniz mi?

Ben tüm hayatımı çifte bir burç altında yaşadığım ve en ciddi eylemlerin en az yükümlendiklerim olmuştur çoğu zaman.

Dikkat etmişsinizdir, gerçekten kıskançlık çeken insanların en acele ettikleri şey, kendilerine ihanet ettiğini sandıkları kadınla yatmaktır.

Gerçek şu ki, her zeki insan, iyi bilirsiniz bunu, bir gangster olmayı ve salt şiddet yoluyla toplum üzerinde egemenlik kurmayı düşler. Bu iş, bir takım uzmanlık konularını işleyen romanların düşündürebileceği kadar kolay olmadığı için, genellikle, politikaya bel bağlanır ve en acımasız partiye koşulur. Herkese egemen olmak bu yolla mümkün oluyorsa, ruhunu küçültmenin ne önemi var değil mi?

Bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi, her şeyi feda etti ona, dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile, ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. Canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu. Böylece karmaşa ve dram dolu bir yaşam yaratmıştı kendine. Bir olayın olması gerek, hatta aşksız bir köleliğin, hatta savaşın ya da ölümün bile. O halde yaşasın ölü gömme törenleri!

Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi?

Yalnızlığın iyice kanıtlandığına göre, kendimi erkekçe bir hüznün güzelliğine bırakabilirdim.

Belli bir yaştan sonra her insan, kendi yüzünden sorumludur.

Kadın dostlarımızın Napolyon Bonapart’la şu ortak yönleri vardır ki, herkesin başarısızlığa uğradığı yerde başaracaklarını sanırlar hep.

Örneğin, körlerin sokaklarda karşıdan karşıya geçmesine yardım etmeyi çok seviyordum. Daha uzaklardan, bir bastonun bir kaldırımın köşesinde duraksadığını görür görmez atılıyordum, bazen yardımsever bir elin uzanmasından bir saniye önce körü başkalarının yardımına gerek bırakmadan yakalıyordum ve onu, geliş gidişin engelleri arasından yumuşak ve emin bir elle kavrayarak kaldırımın sakin limanına götürüyordum, orada karşılıklı bir heyecan içinde ayrılıyorduk birbirimizden.

Parmaklığın ardında, yargıçların önünde de yalnızsınızdır; karar verirken de; kendi kendinize karşı, ya da başkaları sizi yargılarken de yalnız.

Hele, dostlarınız, sizden, kendilerine karşı samimi olmanızı istediklerinde, sakın inanmayın onlara. İstedikleri, sadece, kendileri hakkında besledikleri iyi düşünceler çerçevesi içinde kalarak konuşmanız, ellerine, sizin içtenlik andınızdan çekip çıkaracakları, bir çeşit, fazladan güvenlik vermenizdir.

Ne var ki, doğruyu hiçbir zaman kesin olarak anlayamayız, her varlıkla ve buna yeniden başlamak gerekir Yeniden başlaya başlaya alışkanlıklar edinilir.

İnsan ölümsüzlük oyunu oynar, birkaç hafta sonra ise, yarına kadar gövdesini sürükleyip sürükleyememeğini bile bilmez.

Toplumumuzda tutku yerine geçen açgözlülük her zaman güldürmüştür beni.dusus-albert-camus-resimli-sozleri

Her özgürlüğün ucunda bir yargı vardır; işte bu yüzden özgürlüğün yükü çekilmez, çok ağırdır.

Ah! Aziz dostum, insanlar bulgulama bakımından ne kadar yoksul. Bir nedenden ötürü intihar edilir sanırlar hep. Ama iki nedenden ötürü de bal gibi intihar edilebilir.

Doğruluk duygusu, haklı olmanın verdiği doyum, kendini değerlendirmenin sevinci bayım bizi ayakta tutan ya da ilerleten güçlü zembereklerdir. Tersine, insanları bundan yoksun ederseniz, onları ağzı köpüren köpeklere çevirirsiniz.

Dul ve yetimler, derler ya hani, nedendir bilmem, çünkü kötü dullar ve yırtıcı yetimler vardır.

2/5 (7)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺