Doğu’nun Limanları-Amin Maalouf

Lübnanlı yazar Amin Maalouf ya da Emin Maluf’un orijinal adı Les Échelles du Levant olan Doğu’nun Limanları romanı artık Türkçe.

Yapıkredi Yayınları tarafından ilk defa Türkçe olarak 1996 yılında yayımlanan Amin Maalouf’un Doğu’nun Limanları kitabı 2015 yılında Esin Talu-Çelikkan’ın çeviri ile 56. Baskı yine Yapıkredi Yayınları’ndan çıkmıştır.

Yapıkredi Yayınları’ndan çıkan Amin Maalouf’un Doğu’nun Limanları kitabı 183 sayfadır.

Amin Maalouf’un Doğu’nun Limanları Romanının Konusu: İkinci Dünya Savaşı’nda Filistin ve Lübnan’da yaşanan olayları anlatmakta ve Ortadoğu’daki olaylara çözümler sunmaya çalışmaktadır.

Amin Maalouf, Osmanlı İmparatorluğu’nu, etnik çatışma ve çözülmeyi, Avrupa’yla Doğu’nun, dillerin ve dinlerin tanışma noktası Doğu Limanları’nı anlatıyor. İnce dokunmuş bir tarih örtüsüne işlenmiş kentler ve yaşamlar var bu satırlarda.

Amin Maalouf’un Doğu’nun Limanları romanından alıntılar:

Benim değil bu hikaye, bir başkasının hayatını anlatıyor. Sadece belirsizlik ya da tutarsızlık sezdiğimde el sürdüğüm kendi kelimeleriyle. Her gerçek kadar değeri olan kendi gerçekleriyle.

Kaderin karşısında, kedinin güzelce oynadıktan sonra öldürmeye hazırlandığı fare gibiydim. Derler ya, ne kaçabilen ne de hayatta kalmak için bir çıkış bulabilen fare o anda çıldırıp fırıldak gibi dönmeye başlarmış.

Günlerin hep aynı olduğu bir ömrün çetelesini tutmak neye yarar ki?

İnsan özlemini çektiği sevinçlere ulaşamadığı zaman sıkılır.

Yoksa gelecekten çok geçmişe mi dikmişti bakışlarını? Bunu kestirmek zor. Hem zaten geleceği kuran, geçmişe dönük özlemlerimiz değil de nedir?

Okumak için uzaklara gitmekten çok, uzaklara gitmek için okumaktaydım.

Direniş’in büyük portrelerinden değildim, olsa olsa bir vesikalık resim sayılırdım.

Aşk ilk günkü gibi kalabilir, heyecan da öyle. Aylar da geçse, yıllar da geçse. Hayat insana bıkkınlık verecek kadar uzun değildir.

Bir insanın hayatının doğumuyla başladığına emin misiniz?

Görüyorsunuz ya, babam, despot aydın dedikleri şeyin canlı örneğiydi. Aydındı, çünkü bizim özgür insanlara layık bir eğitim görmemizi istiyordu. Aydındı, çünkü oğullarına verdiği eğitimi kızından esirgememişti.

Yanlış anlamadıysam, dediğin şuna benziyor: Adamın biri, elinde bir sopayla seni öldürmek niyetiyle içeri giriyor. Yaklaştığını görünce ben de şu şişeyi kapıp kafanı dağıtıyorum. Adam burada bir işi kalmadığını görünce omuz silkip gidiyor. Perde kapanıyor.

Tünelin ucunda ışık görünmezse bile, ışık varmış gibi yürümek ve ışığın görüneceğine inanmak gerekir.

Bazıları, geleceğe olan inançlarını kaybetmedikleri için sabrederler. Bazıları, işi bitirmeye cesaret edemediklerinden. Korkaklık hiç kuşkusuz hoş görülesi bir şey, ama gene de yaşamın bir düzenine dahil. Tıpkı boyun eğmek gibi, o da hayatta kalmanın bir aracı.

Geçmişe, saygı borcumun gerektirdiği kadar özlem duyuyordum.dogunun limanlari amin maalouf

Gelmemenin vakti yoktur. İnsan coşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır.

Yolda durmuş merakla, şefkatle onları seyredenler var. Ben böyle bakamam onlara. Ben, yoldan geçen biri değilim.

Bizi savaş birleştirmiş olsa da, onunla barış içinde yaşamak istiyordum.

3.9/5 (30)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺