Derviş ve Ölüm-Mehmet Selimoviç

Yugoslav yazar Mehmet Selimoviç’ten Bir Başyapıt; Derviş ve Ölüm

Derviş ve Ölüm eseri; Mehmet Selimoviç tarafından yazılan ve II. Dünya Savaşı sonrası Yugoslavya’sının en önemli edebi eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Boşnak yazar Mehmet Selimoviç’in kaleme aldığı Derviş ve Ölüm kitabı 1966 yılında yazılmıştır.

Mehmet Selimoviç’in Derviş ve Ölüm Kitabı Sinemaya Uyarlandı.

Mehmet Selimoviç’in Özgün adı Dervis i smrt ve İngilizce adı Death and the Dervish olan Derviş ve Ölüm romanı 1974 yılında sinemaya uyarlanmıştır.

Sitemizde Mehmet Selimoviç’in Derviş ve Ölüm romanının özetini Mehmet Selimoviç Derviş ve Ölüm Kitap Özeti sayfasında okuyabilirsiniz.

Mehmet Selimoviç’in Derviş ve Ölüm kitabı ülkemizde birkaç farklı yayınevi tarafından yayımlandı. Şehir Yayınları, Timaş Yayınları, L&M Yayıncılık tarafından yayımlanan Mehmet Selimoviç’in Derviş ve Ölüm kitabını Sırpça aslında Türkçeye çevirisini Mahmut Kıratlı yapmıştır.

Şehir Yayınları tarafından yayımlanan Mehmet Selimoviç’in Derviş ve Ölüm kitabının sayfa sayısı 480’dir.

Hokka ile kalemi ve yazmakta olan şeyleri tanıklığa çağırıyorum. Yanıltıcı akşam karanlığını, geceyi ve gecenin canlandırdığı her şeyi tanıklığa çağırıyorum; Ayın on dördü ile şafak vaktini tanıklığa çağırıyorum; Kıyamet gününü ve kendi kendini kınayan ruhu tanıklığa çağırıyorum; Her insanın daima zararda olduğuna dair her şeyin başlangıcı ve sonu olan zamanı tanıklığa çağırıyorum.

Timaş Yayınları tarafından yayımlanan Mehmet Selimoviç’in Derviş ve Ölüm kitabının sayfa sayısı 464’dür.

Meşa Selimoviç, Derviş ve Ölüm’de mutlak dini doğrular üzerine kurulu dünyasında yaşayan Mevlevî şeyhi Ahmed Nureddin’in, erkek kardeşinin suçsuz yere tutuklanıp idam edilmesinden sonra düştüğü derin karmaşayı resmediyor. Suç, ceza, adalet, din ve otorite kavramları çerçevesinde insanın ruh dünyasındaki çelişkileri, gelgitleri incelikle işliyor.

1967’de yayımlanan Derviş ve Ölüm, değişik dönemlerde birçok eleştirmenin övgüsünü kazanan, sinemaya uyarlanan, MEB’in tavsiye ettiği 100 Temel Eser listesinde yer alan, otuz dile çevrilmiş ve birçok önemli edebiyat ödülüne layık görülmüş bir başyapıt.

Modern(ist) edebiyatçıların benmerkezci hayalciliğin pençesinde kıvrandığı bir dönemde Selimoviç, dervişliğe, ölüme ve adalet(sizlik)e ilişkin bu ölümsüz eseri yazmıştır. […] Mahmut Kıratlı’nın enfes çevirisinden okuyacağınız eser, bu yönüyle, yani ahlaki olanla politik olan arasındaki çatışmayı eksene alması, geleneksel bilgeliğin modern zamanlarla karşılaşması, ‘öteki’nin ölümü üzerinden adaleti sorgulaması bakımından son derece değerli bir hikâyedir; çok önemli bir meseleyi önümüze getirir.

L&M Yayıncılık tarafından yayımlanan Mehmet Selimoviç’in Derviş ve Ölüm kitabının sayfa sayısı 518’dir.

Ölüm, yaşam, aidiyet, iktidar, iktidarın gereklilikleri ve değişmez değerlerin hayat pratiğine yansıması etrafında dolaşırken insanlık durumlarını merkeze alan muhteşem bir eser ortaya koyar.

Yugoslavya’da edebiyat dersleri programında yer alan Derviş ve Ölüm’deki izlekler, romana evrensel bir boyut kazandırır. Tarihsel dönemlere veya koşullara bağlı özel durumlardan çok, insan doğasının yapısı, zaafları ve ihtirasları etrafında dönen roman müthiş bir içe bakış örneğidir.

II. Dünya Savaşı esnasında amansız çatışmaların cereyan ettiği Bosna’da savaşa bizzat katılan ve savaşın insan ruhunda açtığı yaraları ömür boyu içinde taşıyan birisidir Selimoviç. Gerçek hayatta 1944 yılı sonlarında, Partizan ve aynı zamanda Tuzla Askerî Bölge Komutanlığında subay olan ağabeyi Şevki Selimoviç’in, III. Kolordu Askerî Mahkemesi kararıyla kurşuna dizilmesi ve bu olayın Meşa Selimoviç’in ruhunda açtığı yara, devrim ve iktidar ile devrimin evlatları arasındaki ilişkileri yeniden okuması, Derviş ve Ölüm’ün yazılmasının arkasındaki önemli bir motiftir.

Nitekim romanda da, erkek kardeşinin suçsuz yere idam edilmesi Şeyh Ahmed Nureddin’in hayatında esaslı bir kırılma yaratır. O zamana kadar iktidar ile bir sorunu olmayan Nureddin, bu olaydan sonra gizli bir öfkeye kapılır ve isyan eder. Çıkan isyan sonucu öldürülen Kadı’nın yerine artık Nureddin geçmiştir; artık iktidar sahibi, kendisidir. Ancak “iktidar”ın öyle bir yapısı vardır ki ‘’sahibi’’ni, en yakın dostu ile iktidar arasında bir seçim yapmak zorunda bırakacaktır. Ve bu seçimin sonuçlarına katlanmak.

Mehmet Selimoviç’in Derviş ve Ölüm kitabından alıntılar:

Üzüntü, bütün benliğimi sarmış, hayatım olmuştu; onun dışında hiçbir şey yoktu benim için.

Felaket ve kötülükleri her vakit herkes bilir; gizli kalan yalnız iyiliklerdir.

Ölüm, ruhun değil; maddenin yok olması demektir.

Gerçekten, güneş seven çocuklar için, neden bir delik açmıyor bulutta insanlar?

Bir şey istemedikçe her şey güzeldir de, dostları denemeye kalktığımız anda tehlike başlar. Yalnız kendine sadıktır insan.

İçimin ulaşılmaz derinliklerinde kaybolup gittiğini sandığım acılarım, üzüntülerim bir anda bütün benliğimi sardı.

İnsan düşlerinin altın kuşları nerelerdedir? Hangi sayısız deniz ve aşılmaz dağlar aşılarak ulaşılır onlara?

Sönen her günün sonunda, acı vermemesi için geçmişi silmiş, öldürmüş olsaydık; yeni günü artık mevcut olmayanla kıyaslamaz, ona daha kolay tahammül ederdik.

Dualarda, o eski aile eşyalarında olduğu gibi samimi, koruyucu bir özellik vardır. Bazen arzu etmediğimiz halde içimizde canlanan tehlikeli düşünceleri dua ile susturup yok ederiz. Çoğunlukla zayıflıklarımızı duanın o çok eski gücünün koruyuculuğuna terk ederek insanca üzüntülerimizi azaltırız.

Herkesin kendine göre bir derdi vardır, dertsiz insan yoktur ve Allah’ a şükür ki bu böyledir.

Ölüm, kaçınılmaz bir şeydir. Bize yetişeceğini bildiğimiz tek şey ölümdür. Bunda ne istisna, ne de şaşırtıcı bir şey olabilir. Bütün yollar bizi ona götürür. Bütün yaptıklarımız, ona hazırlanmış olmak içindir. Ölüme daima yaklaşılır, ondan uzaklaşmak diye birşey yoktur. Yine de o gelince, şaşırırız.

İnsanın sevebileceği her şeyden vazgeçmesi gerekir; sevdiklerini yitirip, üzülmesi kaçınılmaz bir sonuçtur çünkü. Yitirmemek için, sevgiden vazgeçmek zorundayız. Başkası yok etmesin diye kendi sevgimizi kendimiz yok etmek zorundayız. Acı çekmek ihtimali olduğu için her türlü bağlılıktan kaçınmalıyız.

İnsanların kendi arzularına yenilmeleri bir yana, beni daha çok düşündüren, yabancılardan aktarılmış kötü alışkanlıkların, gerçek dinden güçlü olarak yüzyıllarca sürdürülmesidir.dervis-ve-olum-mehmet-selimovic

Neyi öğrenmem gerektiğini bilmeden onun yanına gitmiş, bu yüzden hiçbir şey öğrenemeden geri dönmüştüm.

Üzüntüsünü belli etmemekle dünyadan intikam alır.

Var olan değil, arzu edilen şey güzeldir.

Çevresindekilerle eşit olmayan, aynı olmayan, birleşmeyen varlığımızla bir şey içinde bir hiçiz biz.

İnsanlardaki gerçek iman o kadar zayıf ki, yabanıl şehvet duygularının etkisi altında çürük ağaç parmaklıkları gibi yıkılıveriyorlar.

Hiç kimse, hiçbir vakit beklediğine kavuşamaz. Sonunda herkes yalnız kalır.

Oysa hayat, durmadan akıp gidiyor, biz ona sarıldıkça o bizden uzaklaşıyormuş.dervis-ve-olum-mehmet-selimovic-resimli-sozleri

Öğrenebildiğimiz kadarını öğrenmek kalıyor bize. Eğer serçe Anka kuşunun yuttuğu lokmayı yutamıyorsa, yutabildiği kadarını almalı. Bütün denizi testiye dolduramazsın, ama doldurduğun da denizdir.

Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak, bizi tutup sorguya çekme.

Onun için yalnız bu dünya vardır. İşlediğimiz günah ve sevapları yazan melekleri düşüneceğini sanmıyorum.

Zindan gibi görünür mezar, oysa ruh özgürlüğe kavuşur.

En büyük, en dahi, en hatasız eleştirmen zamandır.

Sözcüklerin ardına gizleniyorsunuz, dedi ihtiyar. Neler hissettiğinizi göremiyorum.

2/5 (6)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺