Deniz Kurdu-Jack London

The Sea Wolf Deniz Kurdu Romanının Yazarı Kimdir, Jack London’ın Deniz Kurdu Romanı Kaç Sayfadır, Jack London’ın Deniz Kurdu Romanından Sözler, Jack London’ın Deniz Kurdu Kitabından Alıntılar.

Deniz Kurdu; Amerikalı yazar Jack London‘ın orijinal adı The Sea Wolf olan 1904 yılında yazdığı macera romanıdır.

Jack London‘ın Deniz Kurdu romanı Türkiye’de birçok farklı yayınevi tarafından yayımlanmıştır.

Jack London‘ın Oda Yayınları tarafından yayımlanan ve Türkçe çevirisini Gülen Aktaş’ın yaptığı Deniz Kurdu romanı 272 sayfadan oluşmaktadır.

Jack London‘ın Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan ve Türkçe çevirisini Fadime Kahya’nın yaptığı Deniz Kurdu romanı 376 sayfadan oluşmaktadır.

Jack London‘ın Öğün Yayınevi tarafından yayımlanan ve Türkçe çevirisini Yaşar Alpan’ın yaptığı Deniz Kurdu romanı 200 sayfadan oluşmaktadır.

Jack London‘ın Cem Yayınevi tarafından yayımlanan ve Türkçe çevirisini Deniz Tuncel’in yaptığı Deniz Kurdu romanı 320 sayfadan oluşmaktadır.

Jack London‘ın Salkımsöğüt Yayınları tarafından yayımlanan ve Türkçe çevirisini Elmas Şahin’in yaptığı Deniz Kurdu romanı 272 sayfadan oluşmaktadır.

Jack London‘ın Bordo Siyah tarafından yayımlanan ve Türkçe çevirisini Osman Çakmakçı’nın yaptığı Deniz Kurdu romanı 318 sayfadan oluşmaktadır.

Jack London’ın bütün eserlerine bir simgeci natüralizm örneği olan Deniz Kurdu ile devam ediyoruz. Varlıklı bir aileden gelen Humphrey Van Weyden, geçirdiği deniz kazasının ardından Hayalet adlı uskunanın kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Barışçıl bir ”beyefendi” olarak, iradesi dışında Larsen’in hizmetine girmesiyle kendini şiddet dolu “gerçek dünya”da bulacak; bu deneyim onu elitist bir entelektüelden, cesur bir eylem adamına dönüştürecektir.

Van Weyden’la Larsen arasındaki çatışma, yalnızca zayıf olanın ezildiği bir dövüş değil, bir fikir savaşıdır aynı zamanda. Hayatı ”kutsal” olarak gören Van Weyden’ın idealizmiyle, var olmak dışında bir kaygı taşımayan Wolf Larsen’in materyalizmi arasındaki karşıtlık roman boyunca yinelenirken, Deniz Kurdu’nu farklı düzeylerde okunabilecek bir yapıt haline getirir. Ancak, London’ın en büyük başarısı hiç kuşkusuz ustalıkla geliştirip ete kemiğe büründürdüğü unutulmaz Wolf Larsen karakteridir. Nietzsche’nin ”üstinsan” kavramını anıştıran Wolf Larsen, Ambrose Bierce’in de dikkat çektiği gibi, bir yazarın yaratabileceği en muazzam karakterlerden biridir…

Deniz Kurdu, London’un kendine özgü siyasal görüşünü anlamak için anahtar bir romandır. London bu romanında kentsoylu değerleri ile üstün insan görüşünü, güzel bir serüven romanı içinde karşı karşıya getirir. Denizciliğe dair yazılmış en iyi romanlardan biri olan Deniz Kurdu, haklı ününün ötesinde, politik açıdan da irdelenmesi gereken önemli bir metindir.

Jack London‘ın roman kişileri, insan ile doğa arasında bir zamanlarki birlikteliği arar, onun izlerini bulur, içlerindeki doğaya çarpar, onu yüzeye çıkartabildikleri ölçüde vahşileşir, insanlıklarından uzaklaşırlar. Bir yanda doğal yanları, vahşilik çağırır onları, bir yanda da insan yanları. Bu kez doğa denizdir: insan yanını çoktan yok edip doğanın (denizin) bir parçasına dönmüş olduğunu sanan kişi de kaptan Larsen. London bize; -Beyaz Balina’nın kaptan Ahab’ı gibi denizin beyaz ‘ruhuyla’ birlikte sulara karışmayacaksak- doğayla birlikte olmanın insan yanımızı yok etme şartına dayanmaması gerektiğini hatırlatıyor.

Kaptan Larsen’in dünya görüşü: ”İnsan hayatını demek istiyorsun. Ama yediğin balık ya da hayvan etlerinin insanınkinden hiç bir farkı yok. Böylesine ucuz ve değersiz olan bir hayat için neden hasisce davranayım? Yeryüzünde gemilerden çok daha fazla denizci, fabrikalardan ve gemilerden çok daha fazla işçi var. Neden siz, karada yaşayan insanlar, zavallı insanlarınızı, kentlerinizin kenar mahallerinde sefil sokaklarınızda barındırıyorsunuz? Neden bütün hastalıkları ve açlığı onların üstüne yığıyorsunuz? Bir parça iş için vahşi hayvanlar gibi döğüşen insanlar gördün mü hiç hayatında?..”

Jack London‘ın Deniz Kurdu romanından alıntılar:

Maud Brewster’ın hayatıma girişi beni hayata bağlamıştı. Her şeyden önce, sevmek, sevilmekten daha iyi ve güzel diye düşündüm. Hayatı öyle değerli kılıyordu ki, bu nedenle insan ölmek istemiyordu. Bir başka hayatın aşkıyla kendi hayatımı unuttum, ama yine de bu bir paradokstu. Hayatıma en ufak bir değer vermediğim bir anda, hiç şimdiki kadar çok yaşamayı istememiştim. Yaşamak için hiç bu kadar çok nedenim olmamıştı, diye düşündüm. Sonra uyuyana kadar Maud’un dümeni kullandığı o karanlık noktayı seyrettim.deniz kurdu jack london

İnsan doğuştan kumarbazdır.

Yaşam ise onun ortaya koyabileceği en büyük şeydir.

Her şeyden önce, sevmek, sevilmekten daha iyi ve güzel diye düşündüm. Hayatı öyle değerli kılıyordu ki, bu nedenle insan ölmek istemiyordu.

3.67/5 (21)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺