Demirdağın Kurtları-Hasan Erimez

Kutlu Kağanlık Romanını Yazarı Hasan Erimez’in Kaleminden Ergenekon Destanı

Ergenekon Destanı’nı bir de Hasan Erimez’in anlatımı ile okuyun. Hasan Erimez’in ilk kitabı olan Demirdağın Kurtları romanı Ötüken Neşriyat tarafından 2015 yılında yayımlanmıştır.

Tarihi romanları sevenlerin kaçırmaması gereken bir kitap.

Hasan Erimez’in Demirdağın Kurtları kitabının sayfa sayısı 520’dir.

Kağanımızın buyruğudur! Eli kılıç tutan, kargı tutan, çevik ve bahadır erler büyük orduya seçilmek için hazır olsunlar! Hazır olanlar büyük meydanda toplansınlar! Ulu Kağanımızın buyruğudur! Ergenekon’dan çıkıyoruz! Ergenekon’dan çıkıp ana yurtlarımıza dönüyoruz!

Ergenekon; zor zamanda Türk’e yuva olmuş, ama asırlar geçtikçe Türk’ün o vücuduna sığmayan ruhuna dar gelmiş, o efsanevî, o kutlu yurt… Türk’ü azken çok eden, takatten düşmüşken yeniden muktedir kılan, unuttuğu mefkûresini benliğine yeniden nakşeden o mahfazalı, o bereketli yurt…

Hüseyin Nihal Atsız’ın yirminci asır Türk Edebiyatında edebî bir cezbeye ulaştırdığı millî-romantik ruhun yirmi birinci asırdaki aksini Hasan Erimez’in Demirdağın Kurtları romanında görüyoruz. Her Türk’ün âdeta ezbere bildiği Ergenekon Destanı’nı çarpıcı bir üslûp ve engin bir hayal gücü ile romanlaştıran Hasan Erimez, okuyuculara bir solukta okuyacakları Türk tarihinin nefes kesici o efsanevî dönemini sunuyor.

Töresini unutan, beğlerini, aksakallılarını ve en mühimi milletini dikkate almayan bir hakanın yol açtığı felâketler silsilesi, Türk’ü yok olmanın eşiğine getirmiş ve düşmanları karşısında Ergenekon’a sığınmak zorunda bırakmıştır. Ancak asırlar her yerde olduğu gibi Ergenekon yurdunda da işlemiş, Türkler Ergenekon’a sığamaz olmuş ve oradan çıkışın yollarını aramaya başlamışlardır. Çağan Kağan eşliğindeki Türkler tabiatın çetin şartlarıyla mücadele etmek zorunda kaldıkları nice arayışlardan sonra Ergenekon’dan çıkmayı başarmış ve kendilerini yok olmaya mahkûm eden düşmanlarıyla tek tek hesaplaşmaya başlamışlardır.

Hasan Erimez’in Demirdağın Kurtları kitabından alıntılar:

Sınamasa arsıkar, sakınmasa utsukar. Sınamayan aldanır, sakınmayan yutulur. Eski Türk Atasözü

Ovanın nemli toprağının rengi gökyüzüne sirayet etmiş gibiydi. Gökyüzü günlerdir yağmur ve kar yağdırmaktan, yeryüzü ise yağan kar ve yağmuru üzerinden taşıyıp emmekten yorulmuştu.

Savaş ve savaşçılık onlar için tehlikeli, ölümcül bir dövüş değilr bir iş, bir uğraştı.

Günlerdir bu ovadalardı. Selenga Irmağı’nın kıyısındaki bu ova Ötüken’e yarım gün uzaklıktaydı. İl Kağan’ın buyruğuyla Türk illerinin dört bir yanından gelen boylar bir araya toplanmış ve Kağan’ın beğlerle yaptığı kurultaydan sonra bütün boyların orduları birleşerek tek bir ordu düzenine girmişti. Anlaşılan o ki; İl Kağan, bir süre önce çaşıtların Çin’den getirdikleri haberler üzerine bütün orduları toplama kararı almıştı.

Budun özünde kaldıkça, savaşçılarımız da güçlü ve cesaretli oldukça kimse alt edemez Kağan.Demirdagin Kurtlari Hasan Erimez

Tanrı, Türk’ün başı her sıkıştığında bir Börteçine gönderir. Börteçineler, yalnızca Tanrı kutunu taşımak ve ona yaraşırca görevlerini yerine getirmek zorundadır. Sadece bu görev için yaratılıp kutsanmışlardır. Bu, kut inancının bir gereğidir. Görevleri bitince ölmezler. Tanrı katına çekilirler. Tıpkı Börteçine Kağan ve ona yoldaşlık eden efsane yiğitleri gibi…

Kartallar kanatlansın,
Ak pınar kaynasın.
Vurun örsün üstüne.
Demir dağlar çınlasın!

2.91/5 (11)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺