Deliliğe Övgü-Erasmus

Hümanizmin Temsilcilerinden Erasmus’dan Bir Başyapıt.

Rönesans’ın önemli ustası ve klasik edebiyat araştırmacısı, hümanist bilgin, ilahiyatçı, yazar Desiderius Erasmus’un özgün adı Morias enkomion seu laus stultitiae olan Deliliğe Övgü eseri yazarın en önemli eserlerindendir.

Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabı İngilizce olarak The Praise of Folly olarak yayımlanmıştır. Erasmus,  Deliliğe Övgü kitabını ilk 1509 yılının yaz ayında yazmaya başlamış ve eser ilk kez 1511 yılında yayımlanmıştır.

Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabı ülkemizde birçok farklı yayınevi tarafından yayımlanmıştır.

Kabalcı Yayınları tarafından yayımlanan 288 sayfadan oluşan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabının Türkçe çevirisini Selena Erkızan yapmıştır.

Erasmus (1469-1536), Rönesans hümanizminin en büyük temsilcilerindendir. İlk olarak 1511’de yayımlanan Deliliğe Övgü, güncelliğini zamanımıza değin koruyabilmiş başyapıtıdır. Erasmus, dostu Thomas More’u eğlendirmek için bir yolculuk sırasında yazdığını söylediği Deliliğe Övgü’de şu soruyu sorar: İnsanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir? Gülmece bu çerçevede gelişir ve söz kendisini övmesi için deliliğe bırakır. Delilik, yaratıcısının savunduğu her şeyi eleştirerek gençliği, hayattan zevk ve neşe almayı, baş döndüren cinselliği över. Çocuklukta, yaşlılıkta, dostlukta, aşkta ve evlilikte, savaşta ve barışta, kendisinin insanlara nasıl egemen olduğunu ve onları nasıl mutlu kıldığını gösterir. Deliliğe Övgü, yazılışından günümüze, felsefe ile gülmecenin birleştiği en yetkin eserlerden biri olma özelliğini sürekli koruyabilmiş bir kitaptır.

Ataç Yayınları tarafından yayımlanan 136 sayfadan oluşan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabının Türkçe çevirisini Ömer Şarlak yapmıştır.

Eski Yunan ve Roma kültürünün canlandırıldığı Rönesans’ın en önemli savunucusu, Hümanizmin Batı Avrupa’daki en büyük temsilcisi olan Erasmus, aynı zamanda Reform’a giden kapıyı aralayarak günümüz Avrupası’nın şekillenmesine yardım eden ve kültür hayatına etki eden isimlerden biridir.

‘’Deliliğe Övgü’’ ise onun, fikirlerini cesurca dile getirdiği en önemli ve en popüler eserleridir.

1509’da kaleme alınan eser ilk kez 1511’de Paris’te basılmış, ilerleyen yıllarda çok sayıda Avrupa diline tercüme edilerek defalarca tekrar baskıları yapılmıştır. Ancak bu sakıncalı eser 1527 yılında Paris’te, daha sonra Milano, Venedik, İspanya ve Portekiz’de yasaklanmıştır.

Çağının tüm nüfuzlu kişilerinin onunla tanışmak, onun desteğini almak için yarıştığı Erasmus “ Deliliğe Övgü” ile engin bilgisini, zekasını, gözlem ve kurgu yeteneğini ortaya çıkarmış, eser Avrupa’da büyük ses getirmiştir.

… İşte ben (Delilik), insanların kendilerini boğdukları bütün dertleri birbirlerinden ayırarak hafifletmesini bilirim; ölümlülere dağıttığım cehalet ve gafletle onlara bazen daha mutlu bir talihin tatlı ümidini yollar, bazen ayaklarına sevimli şehvetin bir günlük güllerini serperim; iyiliklerim onları cezbeder ve ecel perisi eğirecek ipliği kalmamış, hayat onları kendiliğinden terk etmiş gibi olunca bile hayat için en ufak bir nefret duymak şöyle dursun, onu bırakmaya yöneltmesi gereken sebepler ne kadar artarsa, onların da hayata bağlılıkları o kadar artar…

Tutku Yayınevi tarafından yayımlanan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabı 248 sayfadır.

Deliliğe Övgü, Erasmus’un canlılığını, geçerliliğini ve çekiciliğini günümüze kadar değişmeden koruyabilmiş tek yapıtıdır.

Gülmece türündeki yapıta egemen olan iki temel görüş vardır. Bunlardan birine göre gerçek bilgelik, deliliktir. Öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. İnsana yeryüzünde yaşama gücü kazandıran şey, gerçek bilgelik olma niteliğiyle doğrudan doğruya deliliğin kendisidir. Kitapta delilik, kendi kendisine övgüler sıralar; bu arada çocuklukta ve yaşlılıkta, aşkta, evlilikte ve dostlukta, politikada, savaşta ve bilimde deliliğin nasıl her zaman egemen olduğu gösterilir. Tüm uğraş alanları, bu arada özellikle din kurumu ve din adamları bu panorama çerçevesinde sergilenir.

Deliliği konuşturma kisvesi altında Erasmus, çağının kilisesine ve o kilisenin mensuplarına en acımasız eleştirileri yöneltir. Bu niteliğiyle ‘’Deliliğe Övgü’’ çağlar boyunca bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin düzeydeki başyapıtlardan biri olmuştur. Yapıtın yazılışını izleyen yüzyıllarda -haklı olarak- düşünce düzeyindeki bağnazlığın her türlüsüne yönelen bir eleştiri diye yorumlanması, belki de güncelliğini yüzyıllar boyunca korumasının altında yatan en önemli nedenidir.

Kırmızı Yayınları tarafından yayımlanan 272 sayfadan oluşan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabının Türkçe çevirisini Nusret Hızır yapmıştır.

Deliliğe Övgü çağlar boyunca bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin düzeydeki başyapıtlardan biri olmuştur. Yapıtın yazılışını izleyen sonraki yüzyıllarda haklı olarak düşünce düzeyindeki bağnazlığın her türlüsüne yönelen bir eleştiri diye yorumlanması, belki de bugüne değin koruduğu kalıcılığın baş nedenidir.

Öteki Yayınları tarafından yayımlanan 180 sayfadan oluşan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabının Türkçe çevirisini Tufan Göbekçin yapmıştır.

Delilik, yani Stultitia bütün Rönesans ve Reform döneminin en çapraşık mefhumlarından birisi oldu. Alegoriler sayesinde bütün diğer duygu ve ”ethos” tarzlarından, başka bir deyişle mesela Öfke’den, Cürüm’den, Tutku’dan, Sevinç’ten çok farklı bir şekilde, ilk kez toplumların bir sorunu olarak ortaya çıkıyordu. Foucault’nun deyişiyle Büyük Kapatma’nın öncelerindeyiz ve ”deliye verilen sözün”, yani delinin bir nevi ”köyün delisi” olarak hikmetler savurabildiği bir dünyanın ve zamanın son demlerindeyiz. Hayata dair edilecek sözlerin büyük bir kısmı delicedir ve ”asıl delilik” günlük hayatta gittikçe yaygınlaşmakta olan her şeyi buharlaştıran deliliklerin tümünden çok daha bilgece ve ustaca kendi dünyasını ve alayını kurabilecektir.

Alfa Yayınları tarafından yayımlanan 275 sayfadan oluşan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabının Türkçe çevirisini Çiğdem Dürüşken yapmıştır.

Erasmus 1536 yılında Basel kentinde hayata veda ettiğinde, arkasında bıraktığı yığınla eser arasında Deliliğe Övgü kendisine sonsuzluk bahşeden en önemli eseri olur. Çünkü bu eser ölümünden sonra Fransızca, Almanca, İtalyanca başta olmak üzere pek çok dile çevrilir. Zaman zaman Erasmus’un yaptığı şakaları kaldıramayan bazı ilahiyatçılar yasaklatsa da Deliliğe Övgü yüzyıllar boyunca halk tarafından çok okunur ve sevilir.

Çünkü Erasmus’un Deliliği, yani Stultitia’sı bir tanrıçadır, hem de lütfuna ereni dipsiz kuyuların karanlığından güneş ışığına çekip çıkaran ve yaşamı zevklere boğan bir tanrıça, yani bir kadın. Giyinişi, düşüncesi, davranışı ve yaşam şekliyle Minerva’nın, yani Bilgelik tanrıçasının tam zıddıdır.

Erasmus, Stultitia ile Minerva arasında retoriksel sanatların yardımıyla öyle içinden çıkılmaz bir labirent örer ki, okuyucu deliliğin mi bilgelik, yoksa bilgeliğin mi delilik olduğunu bazen karıştırır. Erasmus deliliği önce överek yerer, sonra da yererek över. Çünkü Erasmus’un yerdiği sıradan delilik, yani insana göre deliliktir; övdüğü ise kutlu delilik, yani Tanrı katında kutsal olan deliliktir. Kutlu delilik özünde hakiki bir bilgelik içerir.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan 152 sayfadan oluşan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabının Türkçe çevirisini Yücel Sivri yapmıştır.

İngiltere’ye giderken tasarladığı ve Thomas More’un evinde yazdığı Deliliğe Övgü ile dönemin entelektüellerini eleştirdi, öğretmenler, papazlar, ilahiyatçılar, filozoflar, tüccarlar, avukatlar, hükümdarlar, azizler ve kendini zeki sayan herkesi alaycı bir dille yerdi.

Gece Kitaplığı tarafından yayımlanan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabı 153 sayfadan oluşmaktadır.

Daha geçen gün İtalya’dan İngiltere’ye dönerken, ata binmiş halde geçireceğim zamanı boş düşlerle harcamamak için, bazen, birlikte yaptığımız araştırmaları, bazen de burada kalan değerli ve bilgili dosdarımı anımsayıp keyifleniyordum. Siz, sevgili dostum More, aklıma en sık gelen isimdiniz. Birlikte geçirdiğimiz o mutlu zamanları, sizden ayrıyken canlandırıyordum gözlerimde. O anlar, inanın hayatımın en tadı anlarıydı.

Kendimce bir şeyler yapmak istediğim, ama uygun koşulları bulamadığım için, deliliğe övgüler dizip keyiflenmeye karar verdim.“Size bu ilginç fikri hangi Minerva esinledi?” diye sorabilirsiniz. Öncelikle, aklıma siz geldiğinizde, soyadınız More’un, Greklerin deliliğe taktığı adın moria olması esinledi bunu. Ama yine de bu ilgi, adlar arasında kurulabilir bir ilgi ve herkesin katılacağı gibi, o tanrıçanın etkilerinden payınıza düşenin uzağındasınız. Bir yandan da bundan hoşlanacağınızı düşündüm. Çünkü böylesi şakalardan, insanların yaşantılarına bakarak güldüğünüzden ve onları cana yakınlıktan, espriden uzak olmadıkları zaman sevdiğinizden haberim var. Aldanmıyorsam bu değişmedi. Ama yüksek zekânız sizi her ne kadar sıradan insanların üstüne çıkarıyorsa da, herkesin anlayabileceği biçimde yazma ve konuşma beceriniz var ve elbette bu da sizin iyi oluşunuzdan, bunu sıkça yaparak zevk almanızdan…

Oda Yayınları tarafından yayımlanan 144 sayfadan oluşan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabının Türkçe çevirisini E. Murat Cengiz yapmıştır.

Kuzey Avrupa Rönesansı’nın büyük ustası Desiderius Erasmus, Hollanda’da doğmuş, eski kilise metinleri ve klasik edebiyat araştırmaları yapmış, Yunanca Yeni Ahit’in ilk derlemesini hazırlamış hümanist ilahiyatçı bilginlerdendir…

Dostu Thomas More’e adadığı en ünlü yapıtı, kutsal kitap yorumcularına, ve tutuculara yöneltilen bir yergi niteliğindeki Deliliğe Övgü, salt klasik ortaçağ dünyasının düşüncelerini değil, kendi kavrayış ve yaratıcılığını da ortaya koyduğu, yapıtlarından biridir.

Cem Yayınevi tarafından yayımlanan 156 sayfadan oluşan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabının Türkçe çevirisini Vildan Kamer yapmıştır.

Bu, içinde akıldan ziyade mizahın, hidayetten ziyade derin bilginin bulunduğu eşsiz bir eserdir. Aynı zamanda bağlayıcıdır da, Delilik Tanrıçası’nın hunisini takarak iyi insanlara tavsiyeler verdiği bu söylevi dinlemeye başladığınızda, bizi nereye sürükleyeceğini öğrenmek ve sonuna dek dinlemek istiyorsunuz. (Pierre de Nolhac)

Alter Yayıncılık tarafından yayımlanan 208 sayfadan oluşan Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabının Türkçe çevirisini Hasan İlhan yapmıştır.

1495 yılında Hollanda`nın Rotterdam kentinde doğan, sonraki yıllarda dini eğitim alarak Papaz olan Erasmus yaşamının ileriki yıllarında kiliseden izin alarak cübbesini çıkarda ve bilimsel araştırmalar yaptı. Deliliğe övgü onun günümüze kadar canlılığını yitirmeyen tek eseridir. Eserde işlenen görüşe göre göre gerçek bilgelik, deliliktir. Kendini bilge kabul etmek ise, gerçek deliliktir. Kitapta delilik, kendi kendisine övgüler düzer: bu arada çocuklukta ve yaşlılıkta, aşkta, evlilikte ve dostlukta, politikada ve savaşta, edebiyatta ve bilimde deliliğin her zaman egemen olduğu açıklanır. Dini kurumlar ve din adamları bu çerçevede değerlendirilir. Erasmus, Deliliğin ağzından, çağının kilisesine ve o kilisenin mensuplarına en acımasız eleştirileri yöneltir. Bu niteliğiyle Deliliğe Övgü çağlar boyunca bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin yapıtlardan biridir. Yapıtın yazılışını izleyen sonraki yüzyıllarda düşünce düzeyindeki bağnazlığın her türlüsüne yönelen bir eleştiri olarak yorumlanması, belki de bugüne değin koruduğu kalıcılığın temel nedenidir.

Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabından alıntılar:

Hayattan iğrendiklerinden dolayı kendilerini öldürmek hevesine kapılan insanlar kimlerdir? Bunlar özellikle kendilerini bilgeliğe vermiş kimseler değiller midir?

Alem benim hakkımda ne derse desin, en deliler arasında bile deliliğin kötü bir ünü olduğunu bilmez değilim, buna rağmen iddia ediyorum, ilahi gücüyle hem Tanrıları hem de insanları neşelendiren tek varlık benim, sadece ben…

Sağduyusu fazla olan bir ruhta, memnuniyetsizliklere çok sebep vardır.

Dünyada her şey o kadar karanlık ve değişkendir ki, hiçbir şeyi kesin olarak bilmek mümkün değildir.

Bazıları, kendi işlerini ihmal edip, komşusunun işleri için durmadan harekettedirler. Bazıları da, borçlarını ödemek için ödünç para almakla zenginleştiklerini hayal ederler, oysa iflas etmek üzeredirler.

Çocuklar yaşlıları çok çok sever, aynı şekilde yaşlılar da çocukları; ne de olsa tanrı benzerleri benzerleriyle buluşturur.

İnsan dışında her yaratık doğanın sınırları içinde yaşamakla yetinirken, sadece insan kendi payına düşenin sınırlarını aşmaya çalışıyordu.

Bilgelerin iki dili vardır, biriyle hakikati söylerler, diğeriyle durum neyi gerektiriyorsa onu.

Hakikati söylemenin kendine özgü bir zevki vardır, gücendirmemeyi beceriyorsa tabii.

Bir dert, onu önemsemeyene dert değildir.

Sadece deliler mutluluk duydukları şeyleri diğer insanlarla paylaşırlar.delilige-ovgu-erasmus

Keder, hâkimlerin kalbinde, sevinç ise delilerinkinde yerleşmiştir.

Beni tanımlamak bana sınırlar çizmektir, hâlbuki kudretimin sınırları yoktur.

Kılı kırk yaran kavgalardan alev almayacak kadar soğukkanlı bir insanı var mıdır?

Zamana ve şartlara uymasını bilmeyen, komedyanın bir komedya olmamasını isteyen bir tedbirlilik, tedbirliliklerin en zararlısıdır.

Bunun aksine olarak bir başkasının en nefis yahnileri görünce midesi bulanırsa, bu yemeklerin güzel lezzeti ona haz verebilir mi?

Yalnız olarak tadılan haz, gerçek haz değildir.

2.62/5 (13)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺