Deli Çocuğun Güncesi-Özgür Bacaksız

Okuyan Herkesin Kendi Çocukluğundan Bir Şeyler Bulabileceği Bir Kitap; Deli Çocuğun Güncesi

Özgür Bacaksız’ın Deli Çocuğun Güncesi romanı 2014 yılında Destek Yayınları’ndan çıktı.

Destek Yayınları tarafından yayımlanan Özgür Bacaksız’ın Deli Çocuğun Güncesi kitabı 128 sayfadan oluşmaktadır.

Bazen insanlar kadar paragraflar da anlamsızlaşır. Hiçbir sözcük seni anlamaz, anlatamaz, yazdıramaz. Çaresiz bırakırlar seni, suskunluğa terk edersin kendini. Sonra biraz daha acı çekersin, hüzün çuvalına eklersin bir şeyler, tekrar yazmaya kalkarsın ve sonra fazlasıyla yazarsın.’

Özgür Bacaksız’ın Deli Çocuğun Güncesi kitabından alıntılar:

Ortaokuldayım, matematikten hiç anlamazdım, bir gün yapabileceğim sorular çıkmıştı. Testten 94 almıştım sanırım, matematik tarihindeki en yüksek notumdu benim aslında, gururlanmıştım, gerilmiştim, başım dikti. O zamanlar bize bu testleri verip ailemize götürmemizi, imzalatmamızı isterlerdi. Ben de mutlu bir halde eve gittim testi babama gösterdim, ”94 aldım baba!” dedim. ”Oğlum geriye kalan 9 puana ne oldu?” dedi. Sonra daha çok nefret ettim matematikten, hevesim kalmadı. Öyleydi işte.

Bazen uygun bir kelimeyi bulmak için aylarca bekleyebilirsin. Bazen ufak bir şans için tüm şanssızlıkları görebilirsin. Bazen mutlu olmak için tüm mutsuzlukların tadına bakabilirsin. Bazen iyi bir an için kötü anlara razı olabilirsin. Bazen bir kişi için yüzlercesine inanabilirsin.

Bir insan bütün dünyayı kazanıp kendi ruhunu kaybederse ne kazancı olur?

Bir şeyi sahiplendikçe onunla çatışma oranı da artar.

Çin malı ilişkiler ve sevgiler, piyasa bozuluyordu günden güne…

Güzel nimetleri mahvetti insan, kader deyip şimdi geçti köşesine.

Yıllar geçti, geçtikçe daha çok geçti.

Bir tutam delilikti benimkisi, tüm yaşanmışlıklara inat.

İnsanları tanımak istiyorsanız son sahnelerini iyi izleyin, insanlar son anlarında gerçek yüzlerini göstermeye bayılırlar.

Kaybetmediğiniz, hala bakıştığınız bir zat varsa, bakın ona gözünüz gibi… Her şeyden daha saf, daha gerçekçidir. Gerçekten bakmak, masumca bakmak dünyanın en güzel hissidir.

Bütün dünyayı sevebilirdik; bizi kimse değerlendirmedi; bizde dünyadan nefret etmeyi öğrendik.

Hiç yaşamadık, yaşıyor gibi yaptık.

Kitapların sayfalarını koparıp gözyaşlarımızı sildiğimiz günleri kimse bilmez.

Koku acıtmaz, ancak onun kokusu sizi yaralar.

Öyle ideal, amaç, hedef geç onları evlat geç. Önce ezileceksin, hırslarının kurbanı olacaksın, kıskançlık, doyumsuzluk derken başkalarını ezeceksin. Yani anlıyor musun evlat işte insan budur, insan aşağılık bir varlıktır ve hepimizde bu aşağılıktan bir tutam vardır. Şimdi sok o mantığını cebine.

Öyle zaman gelir ki en tatlı mutluluklardan bile bırak insan, en güzel anılardan bile bıkar, hamurunda vardır insanın gariplik. Filmin en güzel yerinde kalkar yerinden, dinlediği şarkıyı en güzel bölümünde kapatır, çıkarır kulaklığını, en güzel anda bile sıkılır kendisinden.

Sen kâbuslar görüyorsun, insanlar gerçek kılıyor.

Sevmezdik varmayı, bir cam kenarında devam etmek isterdik hayata.

Şair de söylemiş zamanında. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Büyümemde, delirmemde, yalnızlığımda emeği geçen herkesin gözlerinden öperim.

Cinselliğin anında devreye girdiği bir mekanizma artık AŞK olarak anılıyordu.Deli cocugun Guncesi ozgur bacaksiz

İnsanlar dikenli çalıdır diyorum sana! Yangın çıkarmayı, hayallerini yakmayı severler.

Kimse, senin sorularını cevaplayamaz, cevaplamamalı. Eğer biri bunu yapmaya kalkarsa, oradan hızla kaç. Bu soruları sen cevaplamalısın. Arada bir vites değiştir, özünü bul.

Bir şey uğruna çaba harcıyorsan bazı şeylerin gözden akması iyidir.

3.5/5 (2)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺